''Ölüm, hayatın bize sırtını dönen, bağışlarımızca görünür kılınmamış yanıdır; her iki sınırlanmamış âlemde de Özgü varlığımızı en yetkin bilinç düzeyine taşımak için çaba göstermeliyiz.''
Kısa bir aradan sonra Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Türk Edebiyatı Klasikleri ile geldim.
1910 yılında kaleme alınmış eser dönem olarak tazminattan hemen sonraya denk geliyor dönemi bilhassa belirtiyorum çünkü kitapta eleştirilenler o döneme göre gerçekten cesurca kaleme alınmış fakat çok itibar görmeyen, unutulmuş bir yazar, ta ki 2014 senesinde ölümünün üzerinden 70 yıl geçtiği için eserlerindeki telif kalkana kadar. Telif olmadığı için son yıllarda bir çok yayınevi kitaplarını basmaya başladı buda çok rastlanması ve rekabetten dolayı kitaplarının fiyatının düşmesine neden oldu. Bununla birlikte popülerlik, satış artışı nihayetinde okuyucuyla buluşma geliyor. Kısacası kitapta yazarda döneminde gerekli ilgiliyi maalesef ki görememiştir.
Gelelim Kitabımıza; Hoş kitabı anlatmada önce sizlere Halley Kuyruklu Yıldızını anlatmak istiyorum. Eskiden teleskoplar olmadığı için gökyüzünde gördüğümüz her şeye yıldız demişiz göktaşlarının hareket etmesi de yıldız kayması olarak adlandırılmış. Halley'de aslında bir göktaşı, yıldız değil. İsmini 1700'lü yıllarda bu göktaşını keşfeden ve her 76 yılda bir dünyanın yanından geçtiğini, bir sonraki geçişinde 1758 yılında olacağını ileri süren Edmund Halley'den almış ve harbiden de 1758'de bu göktaşı dünyamızın yanından geçmiş ve dünyaya çarpacak dedikodusu da bir hayli duyulmuş. Kitabımızın ana konusu da daha doğrusu çıkışı da tam olarak bu dedikodudan başlıyor, Dedikodu daha çok mahalledeki kadınlar arasında abartılarak yayılıyor. Kitabın başı olan bu kadın diyaloglarına incelemelerde gördüğüm üzere çok sıkıcı bulunmuş ve kitap bunun üzerinden eleştirilmiş fakat ben kitabın genel olarak dilini de girişini de sevdim. Mahalle dedikodusuyla başlayan kitabımızın ana karakteri İrfan; bilgili okumuş fakat
''Ölüm bizi ayırıncaya dek birlikte olduğumuzu söylemek isterdim; ancak gerçek hayatta böyle şeyler nadiren olur. Bu, bir aşk hikayesi değil. Üzgünüm.''