Delilik Ülkesinden Notlar'ı bundan tam bir yıl önce yine aynı dönemde okumuştum. Geçen yıl okuyup bitirdiğimde bu kitabı bir gün tekrar okuyacağımı düşünmüştüm. Aradan bir yıl geçti ve işte dediğim oldu. İlk okuyuşumda çok hayıflanmıştım, üzülmüştüm, kendimi kötü, bencil ve kibirli hissetmiştim. Depresif olduğum bir dönemdi, hayattan korkuyordum. Tasavvufa bir yerden adım atmak istiyor ama kendime güvenemiyordum. Kafam bunlarla doluydu ve okurken tam seyrine varamadan okumuş olabilirdim. Yine de büyülenmiş ve önemli yerleri ayırt edip altını çizebilecek kadar güzelce okuyabilmişim. Bunu, tekrar okuduğumda çizdiğim yerleri görünce anladım. Ayrıca kendimi bir yıl içerisinde ne noktaya getirdiğimi de fark etmemi sağladı kitap. Ve bir yık önceki halimi de sevmemi, kabullenmemi sağladı. Çeşitli okumalarla ve fikirlerle haşır neşir olmak beni bu kitabı tekrar adam akıllı okumaya doğru getirmiş gibi sanki. Okumaya başlarken başım ağrıyacak ve anlamakta çokça zorlanacağım diye düşünmüş olmak psikolojimi yanılttı ve beni bir türlü yol alamamaya sürükledi. Neyse ki bunu yenerek okumayı sürdürdüm ve aslında sandığım kadar anlaşılmaz olmadığını fark edip mutlu oldum. İşte tam bu noktada kendime haksızlıklar yaptığımı görmeye başladım.
Başlangıçta, geçen yıl okumaya çekindiğim nöbet bölümlerini kolayca okuyup iç alemindeki düşünce akışını gözlemlemeye çalıştım ve çok keyifliydi. Hatta psikolog gözüyle incelemeyi de istedim zaman zaman. İlerleyen kısımlarda tasavvufla tanıştığını anlatıyordu. Bu bölümler, geçen yıl oldukça uzak gelirken şimdi ne demek istediğini çok iyi anlayabiliyor ve bu durum yüzümde muzip bir tebessüm oluşturuyordu. Altını çizdiğim yerler gerçekten önemli yerlerdi, eski beni bu noktada tebrik ettim. :)
Velhasıl başkasın Ayşe Şasa. Bu başkalık hem sendekinden hem