R.

10/10
·512 syf.·
2025 12. kitabı
Yıllar sonra okuduğumda Bitmeyecek Öykü’yü hatırlamak için bu incelemeyi yazıyorum. O yüzden kitabı henüz okumamış okuyucuların okumamasını öneriyorum. Kütüphanenin rafında kendisiyle ilk karşılaştığım anda beni heyecanlandırdı bu kitap. Zaten şanını biliyordum bu yüzden okuma listemin satırlarında, vakti geldiğinde okunmak üzere beni bekliyordu. Karşılaşmışken zamanının gelmiş olduğunu düşünüp ödünç aldım. Yaz aylarının pek okuma yapamadığım günlerinde elime beş yüz sayfalık kitabı almış olmam beni biraz ürkütmüştü. Okuyamayıp yarım bırakacağım diye de korktum çünkü daha hiç başlamadan bile sonuna kadar zevkle okumak istediğim bir kitaptı. Okuyamazsam üzülürdüm. Okumaya başladıktan sonra keyifle sürüklendim içinde. Sayfalar su gibi aktı. Çoğu kitap gibi Bitmeyecek Öykü de en ihtiyaç duyduğum zamana denk gelmişti. Yaz günlerinin gevşekliği içinde tam okunacak kitaptı. Masal gibi, anlatılan her şey fantastik olduğu halde zihnimde kolaylıkla canlandı. Bu durum beni mutlu da etti. Demek ki hala hayal dünyamın çarkları dönüyordu. Bastian kitabı okudukça ve kitabın içinde olduğunu fark ettikçe sanki ben de onun yanında, arkasında hatta içindeydim. Zaman zaman kendi dünyamı unutup tüm okuyucularla tam o anlarda Fantazya’ya gidebileceğimize inandım. Kitabı okuyan herkes bu heyecanı hissetmiş olabilirdi. Kitabı bitirdikten sonra bile bir gün pat diye, Fantazya gibi bir ülkede bulacağımı sanıyorum kendimi. Hakikati düşünmek istemiyorum, düşünürsem Fantazya’yı kaybedeceğim sanıyorum. Evet öyle bir yerin olmadığını, bunun yalnızca kurgu bir kitap olduğu gözler önünde bir gerçek. Fakat zihnim bunu kabul etmek istemiyor. :) Bastian, Fantazya’ya gidene kadar olan kısımda her şeye felsefi anlamlar yükleyip okuyordum, bu beni çok mutlu ediyor ve içimi dolduruyordu. Bastian’ın
Bitmeyecek ÖyküMichael Ende · Pegasus Yayınları · 20172,657 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·192 syf.·
2025 10. kitabı
Delilik Ülkesinden Notlar'ı bundan tam bir yıl önce yine aynı dönemde okumuştum. Geçen yıl okuyup bitirdiğimde bu kitabı bir gün tekrar okuyacağımı düşünmüştüm. Aradan bir yıl geçti ve işte dediğim oldu. İlk okuyuşumda çok hayıflanmıştım, üzülmüştüm, kendimi kötü, bencil ve kibirli hissetmiştim. Depresif olduğum bir dönemdi, hayattan korkuyordum. Tasavvufa bir yerden adım atmak istiyor ama kendime güvenemiyordum. Kafam bunlarla doluydu ve okurken tam seyrine varamadan okumuş olabilirdim. Yine de büyülenmiş ve önemli yerleri ayırt edip altını çizebilecek kadar güzelce okuyabilmişim. Bunu, tekrar okuduğumda çizdiğim yerleri görünce anladım. Ayrıca kendimi bir yıl içerisinde ne noktaya getirdiğimi de fark etmemi sağladı kitap. Ve bir yık önceki halimi de sevmemi, kabullenmemi sağladı. Çeşitli okumalarla ve fikirlerle haşır neşir olmak beni bu kitabı tekrar adam akıllı okumaya doğru getirmiş gibi sanki. Okumaya başlarken başım ağrıyacak ve anlamakta çokça zorlanacağım diye düşünmüş olmak psikolojimi yanılttı ve beni bir türlü yol alamamaya sürükledi. Neyse ki bunu yenerek okumayı sürdürdüm ve aslında sandığım kadar anlaşılmaz olmadığını fark edip mutlu oldum. İşte tam bu noktada kendime haksızlıklar yaptığımı görmeye başladım. Başlangıçta, geçen yıl okumaya çekindiğim nöbet bölümlerini kolayca okuyup iç alemindeki düşünce akışını gözlemlemeye çalıştım ve çok keyifliydi. Hatta psikolog gözüyle incelemeyi de istedim zaman zaman. İlerleyen kısımlarda tasavvufla tanıştığını anlatıyordu. Bu bölümler, geçen yıl oldukça uzak gelirken şimdi ne demek istediğini çok iyi anlayabiliyor ve bu durum yüzümde muzip bir tebessüm oluşturuyordu. Altını çizdiğim yerler gerçekten önemli yerlerdi, eski beni bu noktada tebrik ettim. :) Velhasıl başkasın Ayşe Şasa. Bu başkalık hem sendekinden hem
Delilik Ülkesinden NotlarAyşe Şasa · Ketebe Yayınları · 20231,790 okunma
8/10
·248 syf.·
2025 6. kitabı
Dirmit’in edebi dünyası, otlu tohumlu büyülü gerçeklerle yaşayan ailesine bir başka geldi. Uzun soluklu, edebi bir masalla okuduk biz bunu. Çok güzeldin Dirmit, bazen bana ben gibi hissettirdin. Gözüne gelen şeylere hayranlık duyduğum da oldu. Hoş bir okumaydı, tebrik ve teşekkür. :)
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
biz yeryüzünün özneleriyiz :)
10/10
·325 syf.·
2024 30. kitabı
“Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.”(18/29) • küçücük ve birbirine ekli hayatların aslında ne kadar büyük ve aynı zamanda tek olduğunun göstergesi. kitap başlarda bana birazcık basit gibi görünüyordu. “neyse bu da çerezlik olsun” diye kendimi avuturken bir anda boyut değiştirdi ve ben bu sefer kendimi kafasından alevler çıkan, gözünden yaşlar düşen biri olarak buldum. çizmekten, notlar almaktan sayfaları yıprandı. bitirdikten sonra birine veririm diye düşündüğüm kitap gözdelerimden oldu. sanıyorum özlem duyar ve tekrar buluşurum. baştan sona okumasam bile ara sıra elime alıp çizdiklerime göz gezdiririm. :) • ayrıca psikologlar ve terapiler üzerine düşünmeyi, tahminlerde bulunmayı yıllardır sevdiğimden beni çeken bir yanı da bu olabilir. sık sık kendi terapi seanslarımla karşılaştırmalar yaptığım oldu. bunun doğru olup olmadığını bilmiyorum :’) neyse ziyanı yok. en fazla biraz daha bozulur sonra yine toparlarız ki zaten toparlanmak için burada kelimelerle oynuyoruz. :) hayatın yükünü sırtlanmanın… yok, sırtlanmak demek yanlış olur zira bunu bir yük olarak görmekten ziyade lütuf addetmekten bahsetmekteyiz. • çok değil birkaç ay önce okumuş olduğum Ayşe ŞasaAyşe Şasa ‘nın Delilik Ülkesinden NotlarDelilik Ülkesinden Notlar kitabındaki “Yaşamın ilahi bir mucize olduğunu, yaşamın her anında ilahi menşeli ayrı bir mucizenin vuku bulduğunu, şu ağzımızdan çıkan konuşmanın, şu kulağa gelen sesin, şu bakan gözün, şu idrak eden aklın, bütün bunların, trilyonlarca mucizevi zuhurattan sadece birkaçı olduğunu bize anlatmadılar. Hayatın ilahi, harikulade bir armağan olduğunu, yüce bir gaye içerdiğini, yaşamanın insan olmanın sonsuz bir baht olduğunu…” gibi kıymetli cümlelerini şimdi çok çok daha iyi anlayabiliyorum. Ayşe Şasa için ilerleyen zamanda tekrar okumam gerektiğini de düşünmüştüm. belki de o zaman gelmiştir :) •
Aynalar Koridorunda AşkMustafa Ulusoy · Kapı Yayınları · 20194,070 okunma
dikkat spoiler içeren inceleme!
8/10
·517 syf.·
2024 29. kitabı
Benim için Martin Eden iki kısımdan oluşuyor. Ruth ile sevgili olmadan önceki ve olduktan sonraki kısım. İlk kısımda Martin gerçekten çok ince düşünceli, aşkı için her şeyi yapan, çabalayan bir beyefendi idi. İkinci kısımda ise çok radikal birine dönüştü diye düşünüyorum. İlk kısımda Martin’i kendime çok yakın hissetmişken ikinci kısımda ondan çok uzaklaştım. Ruth’a karşı gösterdiği incelik çok takdire şayandı fakat sevgili olduklarında çok üzüldüm ve her şeyin tepetaklak olacağını hissettim. Öyle de oldu. Ruth, Martin’i değiştirmek, kendi kültürüne çekmek istedi, bunu bir güç gösterisi bir eğlence aracı olarak gördü ve Martin’e aşık olduğunu zannetti. Martin’i seviyordu belki fakat burjuva hayatına duyduğu sevgi daha fazlaydı. Martin’in çok takdire şayan bir kararlılığının olması beni etkiledi. Kendine son derece güvenmesi ve kimsenin ona inanmamasına karşı kendisinin dik duruşu onun bir şahsiyet olduğunu gösteriyordu. Fakat aynı zamanda Martin kendisiyle çok çelişen biriydi. Hayatını tamamiyle değiştirmek istediği kız uğruna kendi kararından vazgeçmemişti. Bir tutarsızlık söz konusu. Bir diğer mevzu ise çok tartışmacı olması. Aile yemeklerinde saygınlığını yitirmeden tartışmasını isterdim onu en sonunda başaramadı, üzdü biraz. Beni ondan uzaklaştıran da bu tavrıydı aslında. Bir işte çalışmaktansa sefalet içinde yaşamış olması da beni şaşırttı. Çalışmak istemiyordu belki fakat en azından karın tokluğuna yaşayabileceği, şöhrete sahip olana kadar hayatını idame ettirebileceği bir işe girmesi onun hayrına olurdu. Martin çok zeki bir genç olmasına rağmen bunun stratejisini kuramadı ve tek takım elbisesini defalarca rehine vermenin acizliğine düşmekten hiç çekinmedi. Kitaplar o zaman yazılmıştı, kısmı beni çokça etkiledi. Her bu cümle geçtiğinde beynimde bir ışık yandı
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma