rdfrost

rdfrost
@rd_frost
Gerici akım, sinemaya sıçramakta gecikmedi. Dinsel filmler, daha doğrusu din duygularını sömüren filmler büyük bir artış gösterdi. Ezan, mevlit okuma sahneleri, dua sahneleri, daha önceki yılların şarkılı, göbekli sahneleri kadar gereksiz, bol bol ve onlarla birlikte yer almaya başladı. Aynı gericilik akımı, 1969'dan sonra, daha azgın ve daha örgütlü olarak yeniden baş gösterecektir. İşte bir avuç yönetmen, Türk sinemasını tiyatronun etkisinden kurtarmak, sinema dilini kurmak görevini böyle bir ortamda gerçekleştirmeye çalıştılar. Gerçekleştirdiler de. Bu yönetmenlerin başında Lütfi Akad gelir. 1949'da Kurtuluş Savaşı'nı konu alan bir romandan Vurun Kahpeye filmini çevirerek işe başladı.
Sinema
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Toplumun onayladığı eylemlerin dışına çıkamıyorsun, yalnızca iyilik yapmakla görevli bir makinesin.
Görülüyor ki kişi bir aşkınlık, bir yücelmedir. Bu yüzden bir cennet tasarlamak güç gelir ona. Cennet durgunluk demektir çünkü; yücelmenin ortadan kalkması, varlığın aşmayı bırakması durukluğa ulaşması demektir. Ne aşmak var artık ne de aşılmak. Neyleyelim böylesi yeri! Ne yapacağız orada? Yaşamak için hiç değilse havanın solunabilir olması, eylemlere ve dileklere yer vermesi gerek oranın, aşılabilir olması gerek. Kısacası; bir cennet olmaması gerek. Adanmış toprağın güzelliği yeni istek ve sunulara yol açmasındandır. Durgun cennetler sevinç yerine sonu gelmez bir sıkıntı verir bize: Bunaltı.
Sayfa 30
Her zaman doğru mimikleri kullanırdı ama her defasında yapmacık görünürdü. Sanırım onu bu yüzden seviyordum. Tıpkı benim gibi insan taklidi yapan biri olduğu için.