Nitekim, berbat bir gecede, Nerval iki kez astı kendini, önce mutsuzluk içinde bulunan kendisi için, sonra da başkasina para kazandiracak bir söylence yaratmak için.
Kimse ne olduğunu söyleyemez. Ama ne olmadığım söylediği olur. İstiyorlar ki, arayan adam, neyi bulduğunu söylesin. Bin ağızdan ona neyi bulduğunu söylerler. Ama kendisi, daha bulamadığını bilir. Diyeceksiniz ki, sen ara ve bırak onlar konuşsun. Doğru. Ama uzaktan uzağa insanın kendini savunması da gerek. Ben neyi aradığım: biliyorum, onu ürke ürke adlandırıyorum, o değil diyorum, odur diyorum, ileri varıyorum, geriliyorum. Ama zorluyorlar beni, bulduklarının adını ver, adını ver, kestir at, diyorlar bana. Şahlanıyorum o zaman. Bir şey, adı konduğu anda yitirilmiş değil midir? İşte, hiç olmazsa bunu söyleyebiliyorum..
Ölüyken elli Frank ediyordu. Sağken ise, koruyucusu, arkadaşı, saman bir yatağı bile olmayan, toplum için gerçek bir hiç, hakkında hiçbir kaygı duyulmayan, devlete yararı olmayan bir insandı ...