Read revier repeat

7/10
·286 syf.··
2025 53. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2025 15:52
Erkeklerin de kadınlar kadar aşık olabileceğine dair olan inancımı yerlebir eden bir kitap. Konusu az çok herkes tarafından biliniyordur bu yüzden ben biraz da kendime not kalsın diye düşüncelerimden bahsetmek istiyorum. Yazardan okuduğum ilk kitaptı kalemini beğendim fakat bana biraz uzatılmış gibi geldi daha kısa tutulabilirdi sanki, mesela otuz sayfa okuyorsunuz ancak olay hala aynı yerinde saymaya devam ediyor, bu biraz bunaltıyor insanı. Bunun dışında okuduğumuz olay cidden can sıkıcı, yazar olayın fazlaca güzellemisini yapmış gibi ancak karakterlere bakınca bir yandan yanlış bir yolda olduklarını da biliyorlar bu yüzden okurken biraz arada kaldım ancak hata yalnızca baş rollerde değil bence, Süreyya da bu durumda bir o kadar suçlu, sadece eşinle yaşadığın bir hayata sürekli olarak başka bir adamı dahil edemezsin hiç kimseye o derece güvenme lüksün olamaz, tabiki de bu karşı tarafa böyle bir hak sunar demiyorum ama hem kendin tamamen kenara çekilip hem de başka bir adama evde yer verilmez bence. Bununla beraber Necip'in de en küçük bir olayda suçu tamamen Suat'ın üstüne atması aşırı korkunç bir durumdu, sevgisinden o kadar büyük bir şey olarak bahsedip, kendi yaptığı hatanın aynısını kadının yapması karşılığında sevgisinin bitmesi... okuyucunun aşka olan inancını yok edebilecek türden bir iğrençlikti bence. Bu konu da kadınlara genelleme yapması ise insanda biraz sinir bozukluğu oluşturuyor, en azından bende öyle oldu. Kısacası bakış açısına göre çok farklı şekillerde yorumlanabilecek bir kitaptı.
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · Kapra Yayıncılık · 050,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·517 syf.··
2024 54. kitabı
Şu an ne yazmam gerektiğini kesinlikle tam olarak bilmiyorum, çünkü beni aşırı derecede düşündüren bir kitap bitirdim. Kitap aslında denizci olan Martin'in sırf bir kız uğruna bütün benliğini değiştirmeye çalışmasıyla başlıyor. Bütün bir kitap boyunca adamın okuyup kendini geliştirmesini ve kendi yazılarını yazarak bunları yayın evlerine postalamasını okuyoruz. Kız başından beri Martin' i sevdiğini idda edip yanında durmaya çalışsada yinede ailesinin görüşünde olup Martin'in yazılarında bir değer görmüyor ve düzenli bir işe girmesini istiyor. Daha sonra da bir takım haksız karışıklıklar nedeniyle adamı terk ediyor. Ben kitabın konusundan bu kadar anlatayım ve gerisinide sizin okumanıza bırakıp kendi düşüncelerime geçeyim. Öncelikle bu kitapta fark ettiğim en büyük şeyler biri şuydu, hayatta hiç kimse için değişmeye değmez, evet bu değişim bazen iyi yönde olabilir ama bazı durumlarda da o kadar kör olursun ki nasıl bir bataklığa düştüğünü çamurun içine tamamen batıp nefesin kesilinceye kadar fark etmezsin. Bu yüzden etrafımızdaki hiç kimse kendimizden taviz verecek kadar bizim için değerli olmamalı bence, bunun içine tabiki de aileleri katmıyorum benim bahsettiğim hayatımızda ki ikinci sınıf insanlar. Bu düşünceyi size kazandırmakla beraber bu kitap bir kez daha toplumun hadsiz bir şekilde makama, mevkiye ve paraya ne kadar taptığını gözler önüne seriyor. Sonuç olarak karakter bu durum karşısında o kadar dehşete düşüyor ki sonunda delirmesi kaçınılmaz oluyor. Bu dehşeti onunla beraber her satırda bizde eksiksiz hissediyoruz. Bu kitabı okumamış olanlar bile muhtemelen sonunu bir şekilde öğrenmiştir, şahsen ben sonunu (annem sağ olsun) bilerek okudum ama genede kitabı kapattığımda durup biraz beklemem gerekti. Peki siz bu kitabı okudunuz mu? Okuduysanız düşünceleriniz
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
10/10
·416 syf.··
2024 52. kitabı
Okuduğum en iyi bilim kurgu kitabının yorumuyla geldim. İlk olarak konusundan bahsedelim. Kitap Ares 3 adı verilen görevle 6 kişinin marsa gitmesi ve dönerken aralarından Mark Watney'in bir kaza sonucu öldü zannedilerek geride bırakılmasıyla başlıyor. Gezegende tek başına kalan Mark elinde olan imkanlarla kendine bir yaşam düzeni kuruyor, içeceği sudan son gün yiyeceği gıdaya kadar her şeyin hesabını yapıyor ve buna göre üretip tüketmeye başlıyor. Ve bu arada dünyayla arasında bağlantı kurabileceği hiç bir imkan yokken kendisinden kilometrelerce ötede olan daha önceki görevlerde marsa bırakılmış bir uzay aracına oldukça riskli bir yolculukla ulaşarak dünyayla iletişim için kendi düzeneğini kuruyor. Ve biz kitabın sonuna kadar mark ın marsta yaşama karşı verdiği mücadeleyi, bir çok yapılması imkansız gibi görünen işin altından tek başına kalkmasını okuyoruz. Gelelim benim yorumuma, ben kitabı aşırı aşırı severek okudum. Okuduğum bilim kurgu kitaplarının arasında en iyisi diyebilirim. Evet kitapta bir çok bilimsel terim olduğu için çoğu yerine yabancı kalabiliyorsunuz ama nasıl oluyor bilmiyorum bu sizi asla sıkmıyor. Şahsen ben kitabın sonuna kadar keyifle okudum. Daha önce hiç bilim kurgu okumamış olanlara bile şiddetle tavsiye edebilceğim bir kitap oldu. Peki siz bu yazarı okudunuzmu? Okuduysanız fikirlerinizi yorumlara bekliyorum...
MarslıAndy Weir · İthaki Yayınları · 202210bin okunma
8/10
·416 syf.··
2024 50. kitabı
BÖRÜ 2-3-4 Ben geldim ve aşırı heyecanlı geldim. Başlamadan uyarmak istiyorum yorum biraz fazla uzun olacak çünkü üç kitabı birden yorumlayacağım. Serinin ilk cildini bundan önce tek olarak paylaşmıştım, burada da geriye kalan 3 cildini yorumlamaya çalışacağım. Önce konularından biraz bahsedelim. İlk olarak söyleceyeciğim şu ki her ne kadar birinci kitabı okuduktan sonra bunları okumanıza gerek kalmasa da onu okumadan bunları okumayın, anlamayacağınız bir şey genelde olmaz ama yine de arada çok bağlantı var. Gelelim ikinci kitabın konusuna, bu kitapta birinci kitapta baş karakterimiz olan Börü han’ın oğulu Alpagut Han ve torunları Börü ile Asena anlatılıyor. İlk başta Alpagut Hana ve börü’ye yapılan suikast ile başlıyor ve olay örgüsü buna bağlı olarak bir çok hainlikle devam ediyor. Ve kitabın sonunda da yurtsuzlara karşı yapılan savaşı anlatıyor. Üçüncü kitapsa yaklaşık son 25 sayfaya kadar tamamen düz bir şekilde savaşa girip kazandığımız utkuları anlatıyor. Ben okurken biraz sıkılıp ne zaman bitecek diye hızlı okumaya başlamıştım taki son sayfalara kadar, sonunda öyle şeyler oluyor ki sindirmek için durup biraz beklemeniz gerekiyor. Serinin 4. Ve son ktabına gelecek olursak bu kitap gayet akıcı ve heyecan dolu geçti. Bu kitapta kurt diyarı ordularının bir kısmı başlarında Cerkutay Hanın büyük oğlu Tendübay Hanla denizlerin ötesindeki diyarlarda zulüm gören kandaşlarımıza yardıma giderken geride kalan yurt ise yapılan hainlikler ve oyunlar ile tam anlamıyla birbirine giriyor. Ne var ki burada da Cerkutay Hanın küçük ama acımasız oğlu Buga kağan sayesinde bir çok beladan az hasarla çıkıyor. Sizce denizlerin ötesindeki ordu hiç bilmedikleri diyarlarda barbarlara karşı verdikleri savaşı kazanabilecek mi? Buga kağan yurduna yapılan hailiklerin sorumlusunu bulup kıyınını
Börü 4Çağlayan Yılmaz · Panama Yayıncılık · 2020759 okunma
10/10
·326 syf.··
2024 30. kitabı
“Uyuyan devin uyanması için daha kaç İslam ülkesi işgal edilmeli, daha kaç yüz bin Müslüman katledilmeli?” Okuduğum kitap sözde bir kurguydu ancak tamamıyla bir Filistin, Doğu Türkistan, Suriye, Çeçenistan ve daha nice Müslüman kanı dökülen ülkelerdeki vahşeti anlatılıyordu. Önemli bir güce sahip olmadıkları halde kendilerini dünyaya hakim görenlerin işledikleri hadsizce zulümler. Ve işin en acı kısmı da bunun sayfaların arasında kalmaması. Bu olanları biz yaşamıyor olabiliriz ama dünyanın bir çok yerinde bunlar yaşanıyor, bu zulümleri çeken birileri var. Biz her gece başımızı yastığa rahat koyarken hatta düşünmeden en küçük sorunlarımızı bile gözümüzde devleştirirken insanlar bir yerlerde canlarının ve namuslarının korkusuyla yatıp kalkıyorlar. Ve biz bunları dertlerimizin arasına bile yeterince koymuyoruz. Bir çoğumuz en küçük bir boykotu bile yapmaktan aciz. Karşımızdakinin hangi ırktan hangi dinden olduğu önemli değil. Bunu biz bir türlü insanımıza anlatamadık. Ortada binlerce annenin feryadı, binlerce çocuğun umutları, binlerce gencin hayalleri var. Bir insan başka bir insanın acı feryatlarına bu kadar sessiz kalamaz, kalmamalıyız diye düşünüyorum. Gel gör ki biz bu konuda en ufak bir gayretten bile aciz kaldık. Şu an içim o kadar dolu ki buraya ne yazsam az. O yüzden daha fazla konuşmak istemiyorum. Bu yazıyı da çok kişi okumayacak biliyorum ancak okuyacak olan birkaç kişiye sesleniyorum. Allah (c.c) rızası için bu insanlara en azından dualarımızda bol bol yer verelim. En azından boykot mallarına azami derecede dikkat edelim. Bir insan başka bir insan için hiç olmazsa bu kadarını yapabilir diye düşünüyorum.
Zülfikarlar BilendiÖmer Saruhan · Dua Yayıncılık · 2012171 okunma