Erkeklerin de kadınlar kadar aşık olabileceğine dair olan inancımı yerlebir eden bir kitap.
Konusu az çok herkes tarafından biliniyordur bu yüzden ben biraz da kendime not kalsın diye düşüncelerimden bahsetmek istiyorum.
Yazardan okuduğum ilk kitaptı kalemini beğendim fakat bana biraz uzatılmış gibi geldi daha kısa tutulabilirdi sanki, mesela otuz sayfa okuyorsunuz ancak olay hala aynı yerinde saymaya devam ediyor, bu biraz bunaltıyor insanı.
Bunun dışında okuduğumuz olay cidden can sıkıcı, yazar olayın fazlaca güzellemisini yapmış gibi ancak karakterlere bakınca bir yandan yanlış bir yolda olduklarını da biliyorlar bu yüzden okurken biraz arada kaldım ancak hata yalnızca baş rollerde değil bence, Süreyya da bu durumda bir o kadar suçlu, sadece eşinle yaşadığın bir hayata sürekli olarak başka bir adamı dahil edemezsin hiç kimseye o derece güvenme lüksün olamaz, tabiki de bu karşı tarafa böyle bir hak sunar demiyorum ama hem kendin tamamen kenara çekilip hem de başka bir adama evde yer verilmez bence.
Bununla beraber Necip'in de en küçük bir olayda suçu tamamen Suat'ın üstüne atması aşırı korkunç bir durumdu, sevgisinden o kadar büyük bir şey olarak bahsedip, kendi yaptığı hatanın aynısını kadının yapması karşılığında sevgisinin bitmesi... okuyucunun aşka olan inancını yok edebilecek türden bir iğrençlikti bence. Bu konu da kadınlara genelleme yapması ise insanda biraz sinir bozukluğu oluşturuyor, en azından bende öyle oldu.
Kısacası bakış açısına göre çok farklı şekillerde yorumlanabilecek bir kitaptı.