Tenzile Demirtaş

Tenzile Demirtaş
@reader_rider
- Eveet, borcumuzu senin hayvanlığını doyurarak ödemeyeceğiz artık, bir ekmek alabilmek için hepimiz sana kıçımız açmayacağız artık!
Sayfa 385·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ağzına doldurulan toprak, başkalarına vermekten kaçındığın ekmekti. Ve bundan sonra yalnız bu ekmeği yiyecekti artık. Yoksulları aç bırakmak hiç yaramamıştı ona.
Sayfa 384·Kitabı okudu
Hangi budala söylüyordu mutluluğun yeryüzündeki zenginliklerin eşit oranda paylaştırılmasına bağlı olduğunu! Bu boş devrimci düşler şu anki toplumu yıkıp yerine başkasını getirebilirdi, ama herkesin lokmasından bir parça alıp ötekilere vermekle insanlığın ne acısını eksiltebilir, ne de sevincini artırabilirdi. Hatta yeryüzündeki mutsuzluğu çoğaltırdı belki, içgüdülerin o dingin doyumundan ayırıp, tutkuların doyumsuz acısına yükselttiği gün, belki de yeryüzündeki köpekleri bile umutsuzluktan acı acı uluyacak hale getirirdi.
Sayfa 370·Kitabı okudu
Hiçbir şey anlamayan bu insanlara öldüresiye kızıyordu. Onlar gibi vurdumduymaz olabilmek, canı isteyince de pişmanlık falan duymadan sevişebilmek için varını yoğunu vermeye hazırdı. Onları masasına oturtamasa, sülününü yediremese de, canları istediği an çitlerin arkasına gidebilir, kendilerinden önce kaç kişiyle yattığına aldırmadan, kızların bacaklarını havaya dikebilirlerdi! Bir günlüğüne de olsa, buyruğu altındaki, uçkurunun efendisi, dilediği zaman karısını tokatlayıp komşu tavuklarla keyfedecek kadar hoyrat işçinin yerine geçebilmek için, elindeki her şeyi, gördüğü eğitimi, rahatını, görkemini, müdürlük gücünü göz kırpmadan verebilirdi. Hatta açlıktan ölmeye, bomboş mideyle, baş dönmelerine yol açan kasılmalarla yaşamaya razıydı: Böylece içindeki onulmaz acıyı dindirirdi belki. Ah, ah! Ne çok isterdi ilkel bir insan gibi yaşamayı, mal mülk derdine düşmemeyi, tumbacı kızların en pisi, en çirkiniyle ekinler arasında yuvarlanmayı ve bununla yetinebilmeyi!
Sayfa 369·Kitabı okudu
Gerçekten de açlık, öfke, iki aylık acı ve ocaktan ocağa çılgınca koşuş Montsoulu kömür işçilerinin suratlarını sivri çeneli birer kurt yüzüne döndürmüştü. O sırada güneş batıyor, koyu kızıl ışınlar ovayı kana buluyordu. Az sonra yoldan insan yerine kan akmaya başladı, kadınlarla erkekler koşmaya devam ediyor, mezbahadaki kasaplar gibi her yanlarından kanlar süzülüyordu. Bu korkunç ama güzel görünüm karşısında sanatçı damarları kabaran Lucie'yle Jeanne: - Ah! Harika, harika! dediler alçak sesle.
Sayfa 365·Kitabı okudu