Tavsiyelere inanmam; tavsiye ve vesayet kelimelerinin aynı harflerle yazılıyor olmasını da hep ironik bulmuşumdur zaten. Biri başarısızlıklardan, biri de gidenlerden kalır geriye, ikisinde de bir yarım kalmışlık hissiyatı...
Derin tesirler dilsizdir diye okumuştum yıllar evvel bir kitapta. Bu söze bel bağlıyorum şimdi maalesef, başka bir çıkar yol bulamıyorum, başka bir avuntum da yok. Çünkü izaha dilim yetmiyor, zaten mahir bir hatip olmadım hiçbir zaman acılarımın ifşasında. Yazdıklarımınsa aslı astarı pek yok. Kopuk uçurtma...
"O kadar ağır işler yükleyeceğiz ki onlara, düşünecek bir anlık bile zamanları olmayacak. Bu karıncalara hiçbir zaman başlarını bile kaşıyacak bir süre tanımayacağız. Hep iş, hep çalışma, hep açlık, hep yoksulluk, hep gelecek korkusu içinde olacaklar. Bu korkular onları kör, sağır, sersem, beyinlerini işlemez yapacak. İnsanfiller, insankarıncalara hep bunu yaparlar."
"Hiçbir karıncaya göz açtırmayacak, bir tek sözcük düşündürmeyecek onlara oyuncaklar bulmalıyız. Karıncalar eğer düşünecek olurlarsa erinde gecinde bu özgürlük düzeninden kurtulmanın bir yolunu bulurlar. Düşünce için bu dünyada her şey sonsuzdur. Karınca da olsa düşünce bir gün bir yolunu bulup fili yener. Onun için bizler karıncaların en küçük bir düşüncesine izin vermeyeceğiz. İzin vermemek için de kafamızı çatlatıp bütün filler ve hüdhüdler, sarıca karıncalar, yani tekmil biz sömürücüler, yok yok özgürlükçüler, onlar kıyamete kadar düşünmesinler diye yeni icatlar bulacağız."