"Hayatın akıl almaz derecede oyuna dönüştüğü, hayallerin sınırı aşıp aşıp gerçeklere karıştığı, yerini göğünü ne idüğü belirsiz kıpırtılarla uzun kuyruklu, güzel güzel yalanların doldurduğu ve her şeyin kelimelerle yaşatılıp kelimelerle öldürüldüğü, acayip ve soluk renkli bir dünyaya diye konuşmasını sürdürüyordu Alaaddin."
Çünkü, kendisinden olmayan her canlıya, her nesneye düşmandır deniz. Ya hep ya hiç, der fısıltıyla Martılar hariç! Onları hoş görür. O kuşların deniz ajanı olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım.Şehir hatları vapurlarında simit dilenciliği yapıp şirin görünmek için akrobasi numaraları çekmelerine aldanma. İlk işleri denizde boğulanların gözlerini oymaktır.
Ah gençlik! Hiç bir şey umursadığın yok senin. Sanki dünya nimetlerinden faydalanman sona ermiyecekmiş gibi... Kedere, acılara, aldırdığın yok, onlarda bile hoş bir yön bulursun.(...)Senin güzelliğinin sırrı belki de herşeyi yapabilmenin gücünde değil, bunun imkânına inanmandadır.