Yalnız Osmanlı Devleti, bizim büyük devletimizdir ki, Avrupa içinde ve dışında, Asyayı bu ölümcül durgunluktan ve geleceğini sezmişcesine Avrupalıyı taşkınlıktan kurtarmaya çalışmanın iki yüz yıllık hummasını yaşamıştır.
Unutuluyor ki tarih, mûşahhasın, (actual olanın) bilgisidir. Osmanlı savaşçı, savaşırken İslâm'ın belli bir inanç ve zihniyetiyle savaşmaktadır; o gelişigüzel bir akıncı değil, bir gâzîdir, aldığı ganîmet onun için, dinin kutsallık verdiği bir kazançtır.
Bu, bizde ilim adamı olmamasından değil, yayınları sistemli şekilde izleyen ve kullanıma koyan; takım hâlinde çalışmaları düzenleyen, kaynakları sistemli ve metodlu şekilde yayımlayan güçlü bir organizasyondan yoksun oluşumuzdan ileri gelmektedir. Bu böyle olunca, ilme dayanmayan teknolojik projelerimiz, meselâ modern bir harp sanayii kurma düşüncemiz kağıt üzerinde kalmaya mahkûmdur.
Türk toplumunda dogma ve akılcılık bugün egemen akımlar hâline gelmiştir. Biri sırf aklın evrenselliğini, öteki tarihî köklere dayanan gelenekçiliği temsil etmektedir.