R. Emre

R. Emre
@readev
Kültür ve Kimlik
İtiraf edelim ki, bugün Türk toplumu derin bir kültür ve kimlik bunalımı içindedir. Lévi-Strauss'un yüzyılın hastalığı dediği kimlik, identité sorunu, ben ve öteki arasında yabancılaşma ve husumet, günümüz Türkiyesi'nde temel sorun hâlini almıştır. Durum, siyasete çok kaygı verecek biçimde yansımaktadır. Gerilim, yalnız halkın kültür sembollerinde, selâmlaşmalarda değil, uç gruplarda uzlaşmaz bir kin ve nefret biçiminde kendini göstermektedir.
Sayfa 255 - Timaş Yayınları
Kültür
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Osmanlı Devleti, daima tarîkatları ve resmî Hanefî İslâmiyeti'ni korumuş ve toplumda dinî çatışmalara izin vermemiştir.
Sayfa 253 - Timaş Yayınları
Osmanlı Devleti
Türkler - İslâm
Bin yıllık deneyiminde Türkler, özellikle Anadolu Türkleri iki çeşit İslâmiyet'i birlikte benimsediler: Bir yanda Türkmen-Yörük gurupların sûfî-Alevî ağırlıklı inanç sistemi, öbür yanda devletin Hanefî-Sünnî İslâmiyeti, Müslüman toplumunun ihtiyaçlarına önem veren istihsan prensibi sayesinde İslâm'ın en hoş görülü şekliydi.
Sayfa 253 - Timaş Yayınları
Türkler
Türkler'de İslâm
Gerçekte bir İran İslâmiyeti, bir Endonezya İslâmiyeti ve bir Türk İslâmiyeti vardır. Türklerin İslâmiyeti'ni tek bir inanç ve davranış sistemi olarak görmek tamamıyla yanıltıcıdır. Tarihî gelişiminde İslâmiyet, Kur'ân'ı aklî prensiplere göre yorumlayan Mu'tezile gibi akılcı felsefî bir akım ya da İbn Arabî, Mevlâna Celâleddin ve Hacı Bektaş'ın mistik İslâmı gibi çeşitli şekiller ve yorumlar sergilenmektedir. Osmanlı tarihinde bu iki anlayış birlikte egemen olmuştur. Sünnî, Ortodoks medrese İslâmiyeti yanında veya karşısında sûfî tarikatların temsil ettiği mistik bir İslâmiyet vardır. Pâdişâhların Sünnî İslâmiyeti öğreten hocaları yanında daima tarîkat mensubu bir şeyhi olurdu.
Sayfa 252 - Timaş Yayınları
İslâm Tarihi
Dogmatik İslâm yanında bir de tarihî İslâm vardır; başka bir deyişle tarihî koşulların etkisi altında İslâm, çeşitli şekiller almıştır. Şeriat, tarihî bir gelişimin ürünüdür (J. Schacht, Jurisprudence). İslâm akâidi değişmez, ama günlük hayatı düzenleyen muamelâta ait hükümler tarihî bir olgudur ve değişmeye açık olduğu ulemacâ kabul edilmiştir.
Sayfa 252 - Timaş Yayınları
İslâm Tarihi