Her bir Dostoyevski kitabını çok sevdiğim gibi bu kitap da iyi kilerim arasında..
Kitap sonunda çıkardığım felsefi yorumum: Öteki, kitapta sadece bir karakter olsa da, bizim için kendimiz dışındaki herkestir. Yani kimseden fayda yok biz dışımızdaki şey : menfaattir, ötekidir.
Spoiler içerir:
Kahramanımız kitap boyunca gelgitleri olan, tam karar vermişken verdiği kararın tam tersini uygulayan, naif, aşırı duygusal, aşırı dürüst ve normal bir insanda olmayan inceliğe sahip.
9. dereceden memur ve kendisine çok benzeyen (Öteki) insanın iş yerinde işe başlaması onun için son derece rahatsızlık verici. Aslında bu duruma alışmak istedi. O kişiyi Tanrı vergisi olup kabul etmek istedi. Fakat Öteki şahıs, kahramanımıza fiziksel olarak benzese de karakteri tam tersiydi. Hainlik, işgüzarlık, sahtecilik, düzenbazlık, yalakalık... ne ararsanız var.
Kitapta beni etkileyen kısım:
Öteki şahıs, kendini çok fakir, aciz, ne yapacağını bilemeyen, saf duygulara sahipmiş gibi kahramanımızın evine misafir oluyor ve o kadar içten, sıcakkanlı davranıyor ki kahramanımız böyle bir dostla tanıştığı için hayattaki en şanslı kişinin kendisi olduğunu sanıyor. Hatta öyle iyi bir insan ki(!), kahramanımıza şiir yazıyor:
"SEN BENİ UNUTSAN DA,
UNUTMAYACAĞIM BEN SENİ;
HER NE OLURSA OLSUN,
SEN DE UNUTMA BENİ!"
Maalesef, ertesi gün iş yerinde Öteki şahıs uğruna şiirler yazdığı kahramanımızı görmemezlikten gelmekle kalmayıp, küçümsüyor, aşağılıyor, alay ediyor, el şakası yapıyor, yaptığı mükemmel evrakları sinsice kendi yapmış gibi sunuyor ve kimse de bu duruma müdahale etmiyor!! Kahramanımızla birlikte delirmemek mümkün değil...
Öteki şahıs, lokantada yemek yiyor ve bizim kahramanı görünce kaçıyor ki hesabı o ödesin...
Kitap boyunca herhangi birisinin kahramanımıza yol göstermesini, saygı