psikoloji, Adler'e göre herkesin anlayabileceği ve anlaması gereken bir bilimdir. daha kitabının başında, psikolojinin yalnızca birkaç uzman yetiştirerek yürütülebilecek bir bilim olmadığı noktası üzerinde ısrarla durmaktadır. psikoloji, hepimizi daha iyi, daha olgun bir ruhsal gelişmeye ulaşabilecek şekilde yetiştirmeli, kendi kendimizle uzlaşmamızı ve içerisinde yaşadığımızı toplumla uyumlu bir şekilde kaynaşmamızı mümkün kılmalıdır. gündelik hayatta karşımıza çıkan sorunları olumlu bir yönde çözmemizi sağlamalı, topluma yararlı olan sağlıklı, verimli ve iyi insanlar olarak yetişmemize imkan vermelidir. Adler'e göre bunun ilk şartı olarak, kendimizi ve başkalarını tanımak için içten bir ilgi ve sürekli bir çaba harcamamız gerekmektedir.
otomobilimiz işlemediği zaman "acaba nesi var?" diye orasına burasına bakıp düzeltmeye çalışırız da insanlar "iyi işlemediği" zaman onları suçlamaktan gayri pek bir şey yapmayız.
evet, niçin sadece ağaç değil de incir ağacı! bunu bana değil, fikri sâbitlerinize sorun! çocuk, babam kendisini bir incir ağacına astı diye diye aynı âkıbete sürükleniyor. bu fikri sâbiti sadece ağaç diyerek canlandırabilir miyiz?
"fikri sâbitlerimiz, bir şeye takıldığı zaman, o şeyin basit fakat çok esrarlı hususiyetlerine âşık olur."
odasından dışarı adım atmasıyla birlikte onu birçok yanından sarmalayan arkadaşlar, yemekler, teklifler, iş görüşmeleri, müşteriler ve daha bir yığın ayrıntıyla dokunmuş hayat, odasına girip kapısını kapattığında bambaşka bir hal alıyor ve gün boyunca vakur ve kendine güvenli bir edayla dolaşan Aziz Bey'in üstüne çocuksu nir mahzunluk çöküyor, içinde birikenlerden hiç değilse birkaç cümle anlatabileceği, kendisini can kulağıyla dinleyecek birini arıyordu.
babasının taş kesilmiş gözkapaklarına dokununca ölümün gerçekliğiyle birlikte yeryüzünde yapayalnız kalmış olduğunu hissetti. toprağına düşememiş, iki taş parçası arasında kuruyup kalmış bir tohum gibi yalnızdı artık. bütün bunlar aklından geçti, böylesi bir bağımsızlığı beklediğini hatta arzuladığını fark etti. ve yine anladı ki babasının onu affetmemiş olmasına hiç aldırmamış. aksine o, babasını bir türlü affedememiş.