m

m
@really
52 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
8/10
·368 syf.··
2019 22. kitabı
Çin toplumunda kadının konumunu ve iki kadın arasındaki derin bağı anlatan acı dolu bir kitaptı. Ana karakter Lily'nin hayatından kadınların erkek çocuk doğurmak dışında sadece israf olarak görüldüğüne ve eğer bir kadının düşük yaptığı kız ise herkesin mutlulukla karşılaşıldığına, kız doğuranın ise dövülmek, toplumda aşağılanmak gibi türlü acılara katlanmak zorunda olduğuna değiniyor. Kitapta anlatılan dönemde bir kadının tüm kaderini belirleyecek şey ise ayak boyutu. Kadının ayağı ne kadar küçükse statüsü o kadar yükseliyor. Bu küçültme için ayak bağlama işlemi yapılıyor. 6-7 yaşlarına gelen kızların ayakları ıslak bezle sıkıca bağlanıyor. Bez kurudukça sıkılaşıyor. Bağlama işleminden sonra yürütüyorlar. Arada sargılar açılarak ayakları yıkanıyor. Bir süre sonra yürürken ayak parmakları kırılıp yeni haline dönüşmeye başlıyor. (Okurken acısını düşünmek bile korkunçtu. ) Eğer ayak yapısı istenen şekilde gerçekleşirse ayak 7 cm oluyor. (Ayağınızı ölçerseniz dehşet içinde kalabilirsiniz.) Ayak yapısı istenen şekilde olmazsa evlenmek için uygun olunmadığına karar verilir ve statünün düşmesiyle beraber kişi ömrünün sonuna kadar üzerine basamayacak kadar acı verecek ayaklarla yaşamaya mahkum olur. İşin korkunç yanı ise işlemin yanlış yapılması ölüme götürüyor. Tam oranı hatırlamasam da bu işlemde ölüm oranı çok yüksek. Bu işlemler gerçekleşirken bir yandan "nu shu" adında sadece kadınlara özel bir dil öğretiliyor. Dil erkeklere hiçbir şekilde anlatılmıyor. Dil öğrenme süreci ilerlediğinde ise kızlara 'laotong' adı verilen ömür boyunca tüm sırlarını, acılarını, mutluluklarını paylaşacakları kızlar bulunuyor. Laotong terimi eş ve dostluk ilişkisinden çok daha da derin bir ilişkiyi temsil ediyor. Bu yüzden eşleşme için kriterler var. Kızların doğum gününden ayak bağlama gününe
Kar Çiçeği ve Sırlar YelpazesiLisa See · Can Yayınları · 200549 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
4/10
·392 syf.··
2018 146. kitabı
Wattpad kitaplarından bir tık iyi kitap. Yazarlara seslenmek istiyorum, KARAKTER YAŞLARINI LÜTFEN DOĞRU DÜZGÜN SEÇİN. Kız 20 üstü olsa hiçbir sıkıntım olmaz ama 16 yaşında kızı kurguya uygun bulamıyorum ve hayal de edemiyorum. Kitabı okurken sürekli ''yaşlara bak hareketlere bak'' demeden edemedim. Bunu görmezden gelince öyle böyle okunabilen bir kitap. Sonu olaylı bitse de hemen diğer kitabı okumalıyım demeden sessizce seriden uzaklaştım.
Gazap ve ŞafakRenee Ahdieh · Pegasus Yayınları · 20171,375 okunma
6/10
·552 syf.··
2018 145. kitabı
Gizemli bir baba, eşsiz bir ev, ilginç kardeşlik bağları derken hevesle başladım. Salt Baba karakterinin 6 kızı evlat edinmesiyle oluşan aile dağılsa da, Salt Baba'nın gizemli ölümüyle tekrar birleşip, kendi kimliklerini bulma peşine düşüyorlar. Salt Baba'nın ardında bıraktığı koordinatlar ile en büyük kızın macerasına tanık oluyoruz. Maia'nın yolculuğu ve araştırmaları heyecanlandırsa da geçmişe dair bölümleri okumaya başladığımda çoğunluğun aksine sıkıldım. O anlardan itibaren kitabı bitsin diye okumaya başladığımı farkettim. Kötü bir hikaye olduğundan değil ama sanırım hissiz bir dönemde okuduğumdan mıdır nedir, zerre bir şey hissetmedim. Şahsen 7.kardeşe biraz daha değinilmesini tercih ederdim lakin yazarımız ilerde çıkaracağı kitaplara saklamış belli ki. Sonlara doğru sıkılsam da kesinlikle okunmayacak bir kitap değil. Gizemli-romantik bir şeyler arıyorsanız başlayın.
Yedi Kız KardeşLucinda Riley · Pegasus · 2016186 okunma
6/10
·520 syf.··
2018 141. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2018 00:00
Reading slumptan kaçmak için hafif bir genç-yetişkin (birkaç kısım dışında daha çok genç) romanı arıyorsanız doğru yerdesiniz. Akıcı olmasına rağmen yazar bazı yerleri gereksiz uzattığından arada bir kitabı okumaktan soğudum ama buna rağmen çabuk bitti. Mekan tasvirleri yetersiz kaldı, bazı yerleri mantığa oturtmada zorlandım. Beş karakterin bakış açısından okuduğumuz, insanların bulunduğu katların bir statü belirttiği bu distopik dünyada, gençlerin hayatlarının arasında buldum kendimi. Her birinin klasik ergen sorunlarının, yaşayış tarzlarının arasında bulundukları katların insanları ötekileştirmesinden daha çok, bu gençlerin kendi kafalarında büyük olan sorunlarına odaklanmış yazar. En düşük katlardaki teknoloji ve günlük yaşama dair yeterli bilgi yoktu. Karakterlerin sürekli madde kullanması da çok rahatsız ediciydi. Gencecik insanlar bunlar ve aileleri hayatlarından çok kopuk. Bunun yanısıra çok karakter olması ister istemez kafa karıştırıcı oldu. Bu yüzden başlarda biraz odaklanma sorunu yaşayabilirsiniz. Sürekli 'kim kimdi?' diye geriye dönüp ufak bir göz atmak durumunda kaldım. Sonu büyük çoğunlukla tahmin edilebilir, yine de güzel bir sondu. Özellikle sondan sonra bir sonraki kitabı merak ettim çünkü olaylar asıl şimdi başlıyormuş gibi. Artık gençlerin kendi dünyalarından ziyade herkesi etkileyen bir cinayetin tanıkları olmaları çok şey değiştirecek. ---------Dikkat, spoiler içerir---------- Karakterlere gelecek olursak; AVERY Avery'nin beklediğimden farklı olması hoşuma gitmedi değil. Kulenin en tepesinde oturmasında rağmen alçak gönüllü, sevimli bir kızcağız. Güzelliiği de dillere destan tabii. Ah bir de üvey kardeşine aşık olmasaydı. Sürekli küçüklükten beri üvey olduklarını bildikleri vurgulansa da, yine de hoş karşılayamadım. Hele ki
Teknoloji
Bininci KatKatharine McGee · DEX Yayıncılık · 201794 okunma
6/10
·576 syf.··
2018 52. kitabı
Kitabın konusu hakkında pek bir fikir sahibi olmadan, okuyanların övgü dolu sözleri üzerinde okuduğum kitap. Benim için ne 'iyi ki okumuşum' ne de 'keşke okumasaydım' diye nitelendirebileceğim bir kitap oldu. Benim için pozitif yanlarından bahsedecek olursam; yazarın inanılmaz akıcı dili o nefret ettiğim yerleri bile atlatmadan okutturdu bana. Kitapta tasvirler yerli yerinde, çok fazla betimlemeyle kitabı boğmamış yazar. Okumaya başladığınız anda kendi atmosferine hapsetmesi de beni bu kitaba bağlayan unsurlardan biri oldu. Jane'in küçük yaşlarını okumaktan çok keyif aldım. O zorundalık, yalnızlık çok güzel aktarılmıştı. Gelelim o nefret ettiğim yerlere... (Dikkat SPOILER içerir) 1. Size çok ilginç gelecek belki; ama kitapta en nefret ettiğim şey Mr Rochester karakteri. Hala nasıl bu kadar seveni olduğunu bir türlü çözemediğim bu karakter, gerek Jane'e sevgi adı altındaki baskıcı, 'her istediğimi yap, yapmazsan iki güzel cümleyle yaptırırım' tutumu, gerekse ukala hareketleriyle beni kendinden soğuttu. (Bunlar tabii ki kişisel görüşler, bana böyle hissettirir size farklı bilemeyiz:) ) 2. Jane ve Edward tanışmadan önce, Jane'in gayet akıllı, özgün fikirli duruşunun aşık (!) olduktan sonra aniden değişip aptallaşması. Edward'ın her dediğine 'evet efendim, tamam efendim' demesi beni çıldırttı. Hele Edward'ın 'hehe çok seviyorum senin bu uysal hallerini' gibi lafları bende kendimi yerden yere atma isteği uyandırdı. Canım Jane'cim sen hani özgürdün, yapardın? Ver iş ilanı gazeteye kaç kurtul. İstediğinde yapabildiğini gördük zaten. Biraz oturup düşünsen pılını pırtını toplayıp gitsen o kadar sürünmezdin zaten de neyse bak yine sinirlendim :) 3. Yaş farkı. Aralarında yaklaşık 20 yaş olması beni çok rahatsız etti. Biliyorum o dönemde günümüz koşulları yok, öyle
Edebiyat
Jane EyreCharlotte Brontë · Martı Yayınları · 201342,1bin okunma