Kitabın konusu hakkında pek bir fikir sahibi olmadan, okuyanların övgü dolu sözleri üzerinde okuduğum kitap. Benim için ne 'iyi ki okumuşum' ne de 'keşke okumasaydım' diye nitelendirebileceğim bir kitap oldu. Benim için pozitif yanlarından bahsedecek olursam; yazarın inanılmaz akıcı dili o nefret ettiğim yerleri bile atlatmadan okutturdu bana. Kitapta tasvirler yerli yerinde, çok fazla betimlemeyle kitabı boğmamış yazar. Okumaya başladığınız anda kendi atmosferine hapsetmesi de beni bu kitaba bağlayan unsurlardan biri oldu. Jane'in küçük yaşlarını okumaktan çok keyif aldım. O zorundalık, yalnızlık çok güzel aktarılmıştı.
Gelelim o nefret ettiğim yerlere... (Dikkat SPOILER içerir)
1. Size çok ilginç gelecek belki; ama kitapta en nefret ettiğim şey Mr Rochester karakteri. Hala nasıl bu kadar seveni olduğunu bir türlü çözemediğim bu karakter, gerek Jane'e sevgi adı altındaki baskıcı, 'her istediğimi yap, yapmazsan iki güzel cümleyle yaptırırım' tutumu, gerekse ukala hareketleriyle beni kendinden soğuttu. (Bunlar tabii ki kişisel görüşler, bana böyle hissettirir size farklı bilemeyiz:) )
2. Jane ve Edward tanışmadan önce, Jane'in gayet akıllı, özgün fikirli duruşunun aşık (!) olduktan sonra aniden değişip aptallaşması. Edward'ın her dediğine 'evet efendim, tamam efendim' demesi beni çıldırttı. Hele Edward'ın 'hehe çok seviyorum senin bu uysal hallerini' gibi lafları bende kendimi yerden yere atma isteği uyandırdı. Canım Jane'cim sen hani özgürdün, yapardın? Ver iş ilanı gazeteye kaç kurtul. İstediğinde yapabildiğini gördük zaten. Biraz oturup düşünsen pılını pırtını toplayıp gitsen o kadar sürünmezdin zaten de neyse bak yine sinirlendim :)
3. Yaş farkı. Aralarında yaklaşık 20 yaş olması beni çok rahatsız etti. Biliyorum o dönemde günümüz koşulları yok, öyle