Sosyolog Erving Goffman, kabul edilebilir davranışlar üzerindeni toplumsal kısıtlamaları “çerçeveler” olarak adlandırır…Bir kültürün çerçevelerini kasten çiğneyenler tehlikeye hazır olmalıdır.
Fiziksel kısıtlamalar, kolay görülebilir, kolay yorumlanabilir olduklarında daha etkili ve kullanışlıdır, çünkü daha hiçbir işlem yapılmadan olası eylemler kısıtlanmıştır. Aksi durumda bir fiziksel kısıtlama, yanlış bir eylemi başarma girişimini ancak denendikten sonra önleyebilirdi.
Yatay bir çizgide gösterilen zaman soldan sağa mı, yoksa sağdan sola mı ilerler? İki yanıt da doğrudur, bu isteğe bağlı bir seçimdir; tıpkı bir yazının sayfa üzerinde soldan sağa mı yoksa sağdan sola mı dizileceğinin seçimi gibi. Yazının hangi yönde dizileceğinin seçimi, insanların zamanın yönü konusundaki seçimine de karşılık gelir. Ana dili Arapça ya da ibranice olanlar zamanın sağdan sola akmasını (gelecek soldadır) yeğlerken, soldan sağa yazanlar zamanın da aynı yönde aktığını, geleceğin sağda gösterildiğini söylerler.
Bazı kültürler zaman çizgisini dikeyde gösterir: gelecek için yukarıya, geçmiş için aşağıya doğru. Diğer kültürler farklı yöntemler kullanır. Örneğin, gelecek önde mi yoksa arkada mıdır? Çoğumuza göre bu soru anlamsızdır: Tabii ki gelecek önde, geçmiş arkadadır. Bu şekilde anlatır, geleceğin "gelmesinden" söz eder, geçmişteki olumsuzlukların "geride kalmasından” mutlu oluruz.
Peki, geçmiş önümüzde, gelecek arkamızda olamaz mı? Tuhaf mı geliyor? Neden? Önümüzde olanı görebiliriz, arkamızda olanı göremeyiz. Tıpkı geçmişte olanı anımsayabildiğimiz, gelecekte olanı anımsayamadığımız gibi.
Bazı kültürlerde zaman insanın önünde uzayıp giden bir yol olarak betimlenir. Kişi zaman ilerledikçe, o zaman çizgisi boyunca ilerler. Aynı betimlemeyi başka kültürler de kullanır, ancak burada yerinde duran insandır, ilerleyen zamandır. Gelecekteki bir olay, o kişiye doğru gelir.