RT

RT
“İnsan her şeyi anlatamaz.Zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.”
Kontrolsüz güç, güç değildir...
Puan vermedi·192 syf.·
2025 10. kitabı
Kitap; Griffin adında birinin bilimsel çalışmaları esnasında yanlışlıkla görünmez olmasını, bu durumun sonucunda yaşadığı kolaylık ve güçlükleri, bu durumun ona sağladığı avantajın onun gücü elinde bulunduran kişi olarak onu nasıl zehirlediğini anlatıyor. ***Bundan sonraki kısım kitabın özetini içerir. Kitabı henüz okumamış olanlar bu kısmı atlayabilir.—————————————————————- Kitap, kış ortasında İngiltere’nin Iping adlı küçük bir kasabasına gelen -adının sonradan Griffin olduğu öğrenilen- esrarengiz bir yabancıyla başlar. Yabancı, baştan ayağa sargılarla kaplıdır, koyu renk gözlük takar ve insanlarla iletişim kurmaktan kaçınır. Han işletmecisi Bayan Hall ve kasaba halkı, bu tuhaf adamın davranışlarından rahatsız olur; odasında kilitli kapılar ardında kimyasal deneyler yapması ve öfke patlamaları merak ve şüphe uyandırır. Kısa süre içinde kasabada açıklanamayan olaylar yaşanır: eşyalar ortadan kaybolur, görünmeyen bir güç kapıları açar, sesler duyulur. Yabancı’nın kirayı ödememesi üzerine polis devreye girer ve bu sırada adamın aslında görünmez olduğu ortaya çıkar. Yabancı, kasabadan kaçarak ortadan kaybolur. Kitabın ilerleyen bölümünde Griffin’in geçmişi ayrıntılı biçimde verilir. Griffin, parlak ancak etik sınırları zorlayan bir bilim insanıdır. Işığın kırılması üzerine yaptığı deneyler sonucunda insan bedenini görünmez hâle getiren bir formül geliştirir. Ancak bu deneyi kendi üzerinde denerken sonuçların geri döndürülemez olduğunu fark eder. Görünmezlik, başlangıçta ona güç ve özgürlük hissi verse de kısa sürede ciddi sorunlara yol açar: soğukta hasta olur, yiyecek bulmakta zorlanır, giysi giyemediği için toplum içinde var olamaz. Griffin, kendisine defterlerini saklaması ve çeşitli konularda yardım etmesi için kelimenin tam anlamıyla “esir aldığı” Marvel adında
Görünmez AdamH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·88 syf.·
2025 9. kitabı
Yakıcı Sır, her zamanki gibi Zweig’ın kısa öykülerinden biri. Olay görgüsü Baron, Edgar ve annesi arasında geçer. Baron, yaz tatilinde kendine eğlence olsun diye bir “av” peşindedir. Bu av da o esnada aynı otelde bulunan Edgar’ın annesidir. Baron, kadını ele geçirmenin yolunun oğlundan geçtiğini düşünerek Edgar’la yakınlık kurar ve olaylar gelişir. ** Bundan sonraki kısım kitabın özetini içerdiğinden isteyen, kitabı henüz okumayanlar bu bölümü atlayıp alt kısma geçebilir. —————————————————————— Öykü, yaz tatilini bir otelde geçiren Mathilde ile oğlu Edgar ve otele yeni gelen, kadınlar üzerindeki etkisiyle övünen Baron etrafında gelişir. Baron, çevresindeki insanlarda hayranlık uyandırmayı seven, baştan çıkarma gücünü gurur meselesi yapan bir adamdır. Otele geldiğinde dikkatini Edgar’ın annesi Mathilde çeker ve kadına ulaşmanın en kolay yolunun çocuğu “kazanmaktan” geçtiğini düşünür. Edgar, bir yetişkin tarafından özel ilgi görmeye aç bir yaşta olduğu için Baron’un sıcak tavrına hemen kapılır. Baron onu gezintilere çıkarır, oyunlar oynar, çocukla konuşurken gizemli bir hava takınır. Edgar kendini ilk kez “bir yetişkin arkadaş edinmiş” gibi hisseder. Ancak Baron’un gerçek amacı, Mathilde’i etkilemektir. Edgar’a gösterdiği tüm yakınlık, sadece kadınla yakınlaşabilmek için kurduğu bir taktiktir. Baron ile Mathilde arasındaki ilgi ilerler ve Edgar, dışlandığını fark eder. Baron’un ilgisinin kendisine değil, annesine yönelik olduğu gerçeği onu derinden yaralar. Bu farkındalık, çocuk ruhunda bir kırılma yaratır; hayranlık yerini kıskançlığa, güven yerini öfkeye bırakır. Edgar, annesine karşı sertleşir; anne ise oğlunun bu değişimini anlamlandıramaz. Aralarında giderek gerilen bir hava oluşur. Edgar, hem Baron’a hem annesine duyduğu kırgınlığı ifade edemediği için
Yakıcı SırStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202551,3bin okunma
Puan vermedi·64 syf.·
2025 8. kitabı
John Stuart Mill’in Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü Üzerine kitabı, bireylerin düşüncelerini serbestçe ifade edebilme hakkını savunan Özgürlük Üzerine kitabı içinde yer alan bir bölümdür. Mill, farklı görüşlerin özgürce dile getirilmesinin hem bireysel gelişim hem de toplumsal ilerleme için vazgeçilmez olduğunu savunur. Ona göre yanlış düşünceler bile tartışma ortamı yaratmaları açısından değerlidir; çünkü hakikatin anlaşılması, farklı fikirlerle yüzleşerek mümkündür. Mill, çoğunluk görüşünün mutlak doğru kabul edilmesinin tehlikelerine dikkat çeker ve sansürün yalnızca bireysel haklara değil, toplumun bilgiye ulaşma hakkına da zarar verdiğini vurgular. Kitabın sonlarında (sayfa 56) kitabın da içeriğini oluşturan “düşünce özgürlüğünün ve düşüncelerin dile getirilmesi özgürlüğünün gerekli oluşunun” 4 nedeni özetlenmiştir: 1. Herhangi bir görüş susturulmuşsa o görüş bilebildiğimiz kadarıyla doğru olabilir. Bunu inkar etmek, kendimizi hatasız görmek demektir. 2. Susturan görüş yanlış olsa bile, içinde bir doğru parçası barındırabilir (hatta çoğunlukla barındırır da), yaygın görüş pek ender olarak tüm doğruyu içerdiği için, geri kalan doğrunun ortaya çıkarılması ancak görüşlerin çarpışması yoluyla olabilir. 3. Genel görüş yalnızca doğru değil, doğrunun tamamı olsa bile; sıkı şekilde sorgulanmasına izin verilmedikçe ve sorgulanmadıkça, onunla karşılaşan çoğu insan tarafından, temeli anlaşılmadan veya hissedilmeden, bir önyargı gibi kabul edilecektir. 4. Öğretinin kendisinin anlamı yitirilme ya da güçsüzleştirme tehlikesiyle, karakter ve davranış üzerinde yaşamsal etkisinden yoksun kalma tehlikesiyle karşılaşacaktır: dogma, kağıt üstünde bir inanca dönüşecek, hiçbir işe yaramayacak, ama toprak yüzeyini işgal edip, mantıktan ya da kişisel deneyimden gerçek ve kalpten gelen
Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü ÜzerineJohn Stuart Mill · Can Yayınları · 20203,640 okunma
Sürükleyici
Puan vermedi·152 syf.·
2025 7. kitabı
John Buchan’ın “Otuz Dokuz Basamak” adlı romanı, 1915 yılında yayımlanmış ve casusluk, macera ve gizem unsurlarını bir araya getiren polisiye-macera romanlarının öncülerinden biri. Richard Hannay isimli Güney Afrika’da uzun süre yaşamış, yeni emekli olmuş İskoç kökenli bir mühendisin maceralarını anlatan bu kitabın devam kitapları da mevcuttur. Ancak hepsi Türkçeye çevrilmemiştir. *** Kendime hatırlatma amaçlı da inceleme yazdığımdan bu kısım kitabın özetini içermektedir. Kitabı henüz okumamış olanlar veya özeti okumak istemeyenler bu kısmı atlayabilirler. ——————————————————————— Roman, 1914 yazında Londra’da başlar. Ana karakter Richard Hannay, Güney Afrika’da uzun süre yaşamış, yeni emekli olmuş İskoç kökenli bir mühendistir. İngiltere’ye döndüğünden beri hayatı sıkıcı bulmakta ve bir macera aramaktadır. Bir gün apartmanında yaşayan Amerikalı bir komşusu, Franklin Scudder, onu ziyaret eder ve hayati bir sırrı paylaştığını söyler: Uluslararası bir casus örgütü, Avrupa’da bir savaşı tetiklemek üzeredir. Scudder, Almanya’nın İngiltere’ye savaş ilan etmesine neden olacak önemli bir İngiliz askeri sırrının çalınmak üzere olduğunu, bu örgütün başında da “Kara Taş” adlı bir casus grubunun bulunduğunu anlatır. Scudder, bu sırrı ifşa etmeye niyetlidir ama bir gün Hannay’in evinde öldürülür. Hannay, bir yandan polisin kendisini cinayetle suçlayacağını bildiğinden kaçmak zorunda kalır, bir yandan da Scudder’ın tütün kavanozuna sakladığı notlarını alarak bu komplonun ardındaki gerçekleri ortaya çıkarmaya karar verir. Hannay, Scudder’ın notlarında geçen şifreli ipuçlarını çözmeye çalışırken İskoçya kırsalına doğru bir kaçış planlar. Yol boyunca hem Alman casusları hem de İngiliz polisinden kaçarken birçok kez kimliğini değiştirmek zorunda kalır. Trenden atlar, yürüyerek
Otuz Dokuz BasamakJohn Buchan · İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,691 okunma
Gerçek değer, çoğu zaman kaybetme eşiğinde anlaşılır.
Puan vermedi·70 syf.·
2025 6. kitabı
Stefan Zweig’ın Korku adlı uzun öyküsü, evli ve zengin bir burjuva kadınının her şeyin dört dörtlük olduğu evliliğini sıradan bulmasıyla aldattığı eşine karşı -biri tarafından şantajlla tehdit edilmesi sonucu- duyduğu suçluluk üzerine yaşadığı psikolojik buhranını konu alır. ***Sonradan hatırlamak üzere inceleme yazdığımdan bundan sonrası kitabın özet kısmıdır. Kitabı henüz okumamış olanlar bu kısmı atlayıp diğer bölüme geçebilirler. ——————————————————————— Kitabın ana karakteri Irene Wagner, Viyana’da yaşayan, iyi bir aileye sahip, zengin bir avukatla (Fritzz) evli bir kadındır. Maddi açıdan hiçbir sıkıntısı yoktur, saygın bir yaşam sürer ve iki çocuğu vardır. Ancak Irene’in hayatı, dışarıdan bakıldığında ne kadar kusursuz görünse de, içeride büyük bir boşluk ve sıkıntı barındırır. Evliliğinde duyduğu tatminsizlik ve heyecansızlık, onu genç bir müzisyen olan Eduard’la yasak bir ilişkiye sürükler. Irene, bu ilişkiyi büyük bir gizlilikle yürütmektedir. Ancak bir gün Eduard’ın evinden çıkarken tanımadığı bir kadın tarafından görülür. Bu kadın, Irene’e onu tanımadığı hâlde her şeyi bildiğini söyler ve onu tehdit ederek para istemeye başlar. Kadın, Irene’in itibarını, ailesini ve evliliğini mahvetmekle tehdit eder. Irene, bu tehdidin etkisiyle büyük bir korkuya kapılır ve kadına para vermeye başlar. Zamanla bu şantaj artar. Irene’in ruh hali hızla bozulur. Gün geçtikçe büyüyen suçluluk duygusu ve vicdan azabı onu psikolojik olarak çökertir. Giderek paranoyaklaşır, çevresindeki herkesin ondan şüphelendiğini düşünmeye başlar. Kocasının bakışlarında bile onu suçlayan ifadeler arar. Bu süreçte yaşadığı “korku”, sadece dış tehditten değil, kendi iç dünyasında büyüttüğü duygulardan da beslenmektedir. En sonunda bu yük Irene için taşınamaz hâle gelir. Gerçeği itiraf etmeye
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma
Reklam