Her ne kadar kendisini ''insanlar arasındaki ilişki'' üzerinden tanımlayarak varlığına tarihdışı bir konum atfetme eğiliminde olsa da hukuk, hakkaniyeti sağlamak için adalet dağıtmak amacıyla -belli bir dönemdeki egemen siyasal erkin izniyle- inşa edilmiş bir kurumdur. Bu yanıyla da insanlar arasındaki ilişkinin adı değil insanların adalet duygusunu yerine getirmekle görevli ve yine insanlar tarafından icat edilmiş bir ''aygıt''tır. Dolayısıyla bu anlamda dille inşa edilen tüm kurumlar gibi ''kurmaca'' bir nitelik taşır. Hukuk; adaletin şaşmaz taşıyıcısı değil, hakkaniyet kurmacasının toplumdaki karşılığıdır aslında.
...John Henry Wigmore'un da belirttiği üzere hukukçuların büyük yazarları okumasının en mühim sebeplerinden biri de insanın doğasını öğrenmek istemeleridir.