Akşamlar hayrolsun! Evvelce konuştuğumuzu, hiç zannetmiyorum. Fakat, birbirimizi görmüş olabiliriz. Ben Sokaktaki Adam'ım. Şurada burada dolaşırken, dikkatinizi çekerim. Bir gece, herkes uykuya yattıktan sonra, sokaktan ıslık çalarak birisi geçer, ben işte O'yum. Siz yatağınızdan ıslığımı duyarsınız. Ya da sabahları, yıldızlar sönmeden ayak seslerimle uyanır, bana söversiniz. Bu şehrin içinde dolaşıyorum. Nezleyim. İçimde acayip bir sancı. İki elim böğrümde kalmışım. İnsana en çok koyan da bu zaten. Birtakım adamlar var, acentalara, sigorta şirketlerine, gazete idarehanelerine girip çıkıyorlar. Yüzleri daima gergin, ağızları sımsıkı kapalı. Birbirlerine ve herkese, düşmanca bakıyorlar. Tahammül edemiyorum. Çünkü, ben onlar gibi yapamıyorum. Tabiatım el vermiyor. Ben herkese inanıyorum. Gazetelere, ajans haberlerine, siyasi partilere ve herkese. Halbuki, ümitler insana yetmiyormuş. Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmak, fikrimden geçmez. Ama neden başkaları, durmadan benim etlime sütlüme, burunlarını sokuyorlar?