Recep Sütcü

Recep Sütcü
Hukuk
İstanbul
12 Ocak
23 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Yaşamak ölmekten daha zordur.
Sade bunlar mıydı? Birkaç ay evvel sevdiği kadın yaşama iradesini tek başına kullanmak istemiş, ondan ayrılmıştı. (...) Hayır, insan sade ölürken ayrılmıyor, arkada bırakmıyordu. Belki bütün ömrünce her an birçok şeyler onu arkada bırakıyordu. Sonra olduğu yerde birdenbire kabuklaşıyor, çok ince, görünmez bir şeyle o anda etrafında olanlardan ayrılıyordu. ''Biz mi gidiyoruz, onlar mı?...'' Sual buydu...
Sayfa 60·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
O itirazı biliyorum, şimdi biri çıkar der ki, iyi ama Silâhlı Kuvvetler'imizin donatımı için NATO'da kalmak, ABD ile iyi geçinmek zorundayız, yoksa ambargo gelir filân fıstık. Bu itiraza da cevabı ben vermeyeceğim, Mustafa Kemal Paşa verecektir: “Ben, ordumuzun varlığını ve gücünü, paramızla orantılı bulundurmak görüşünü kabul edenlerden değilim: “Para vardır, ordu yaparız, paramız bitti, ordu dağılsın.' Benim için böyle bir mesele yoktur. Efendiler, para vardır ya da yoktur, ister olsun ister olmasın, ordu vardır ve olacaktır.” (Mayıs, 1922) Kurtuluş Savaşı'nı kazanan işte bu ‘ulusal savunma kavramıdır.'
Orta ve yüksek öğretimin tümünde yabancı dille eğitim devlet tarafindan yasaklanmalıdır. Hatta yabancı misyoner okullarında bile (Robert Kolej, Sen Joseph vb.) eğitim dili tümüyle Türkçe olmalı, yabancılar bu okullarında ayrı yabancı dil dersinde takviyeli, yeni ve hızlı yabancı dil öğrenme yöntemleri ile faydalı olmalıdırlar. Eğer bu değişikliğe yanaşmazlarsa gerçek gayeleri daha da açığa çıkacaktır. Özel veya devletin tüm okullarında yabancı diller ayrıca yeni verimli yöntemlerle öğretilmeli, yaz kursları açılmalı, kamuoyu düzeltilmeli, hazırlık sınıfı uygulaması kesinlikle kaldırılmalıdır. Eğer devletin fazladan bir-iki yıl eğitim yapmak gibi imkânı bolsa!) ve illa da her ülkeden bir-iki yıl daha çok okunacak deniyorsa, hazırlık yılında, her öğrenci, seçeceği meslek ne olursa olsun, matematik, bilgisayar kullanım ve yazılımını öğrenmelidir. İşte o zaman her ülkenin gerisinde değil önünde oluruz. Çünkü öğretilen İngilizce sadece züppelik, “rock and roll”culuk dilidir. Gerçek bilim dili matematiktir.
Julius Sezar'a kadar Keltler Romalılara çok çektirmişler. Bu yabani kavimler, yüzlerine mor boyalar sürülü, sarı saçları kireç sürülerek havaya dikleştirilmiş halde, vahşi çığlıklarla saldırır, başlangıçta Romalıları çok ürkütürlermis . Roma daha küçükken Romalılar bunlarla uğraşa uğraşa bilenmişler, askeri yöntemler geliştirmişler. Gene de birkaç yüzyıl sonra Sezar'a gelindiğinde Keltlerle devamlı uğraşmalari gerekiyormuş. Bunun üzerine ne yapsak da bu dertten uzun vadeli bir şekilde kurtulup rahat etsek, diye düşünmüşler. Üç şıkkı tartışmışlar: 1) Bunların hepsini katliam'dan geçirsek; buna kolumuzun kuvveti yetmez (o zaman atom bombası yok ya!). 2) Tüm ülkelerini istila etsek, devamlı askeri baskı altında tutsak buna da ne askerimiz ne paramız yetişir. O halde? 3) Bunları Latinleştirelim, yâni kültürlerini, törelerini, bunun içinde dillerini unutturalım.
Bu ne iştir? dedi. Demek aşk da geçiyor. Bense öyle saniyordum ki âşıkların hayatı sıcak bir öğle vakti gibi rüzgârsız, hareketsizdir. Halbuki sevgide de rahat yok. O da değişiyor, durmadan değişiyor... Bütün hayat gibi.