Okumasaydım hiç bir şey kaybetmezdim. Okudum ve hiçbir şey kazandığımı düşünmüyorum. Bu kitabın insanlar tarafından bu kadar çok okunması tek kelime ile bence “ilginç”!!!
Son zamanlarda arka arkaya okuduğum Sabahattin Ali, Yakup Kadri ve son olarak Reşat Nuri’nin bu eseri bana Anadolu ne kötü bir yermiş, Anadolu’da ne kötü insanlar varmış dedirtti. Tabi bu genelde böyle değil ama bugün bile baktığımızda bizim en önemli sorunumuzun dedikodu, iki yüzlü insanlar, elalem ne der olduğunu görüyoruz. Kimin olduğunu şu an tam hatırlayamadığım “elalem ne der diye bir putumuz var. Onu yıkmadığımız sürece bizden bir şey olmaz.” mealindeki söz günümüzde de tüm canlılığıyla gerçekliğini koruyor.
Reşat Nuri ise kendisini ilk defa tanıdığım bu kitapta beni üslubuyla mest etti. Eğer kesintisiz okuma imkanım olsaydı 408 sayfayı kesinlikle sıkılmadan tek seferde okuyabilirdim. Velhasıl Çalıkuşu benim yıldızlarım arasında yerini aldı.
Sol Ayağım kitabını okuduktan sonra hikayesi gerçek olsa da bizzat o hikayeyi yaşamamış olan bir kişinin miş gibi yaparak yazması beni çok etkilemedi. Ama anlatımı gayet güzel, miş gibisi bana gerçekçi geldi. Kitap 256 sayfa olsa da sayfa başına düşen kelime sayısının azlığı ve yazarın akıcı anlatımı kitabın hızlıca bitmesine yardımcı oluyor. Bu kitabın arkasından okunmamışsa mutlaka Sol Ayağım kitabının okunmasını tavsiye ederim. Son olarak İçimdeki Müzik adı kitap için ne kadar uygun olmuş ondan da emin değilim.