(Can ve Mal Güvenliği ve İnanç Özgürlüğü)
“Hiç inanan ile inanmayan bir olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.” (Secde Suresi 18. Ayet)
İslâm, zimmîlerin haklarını onlara teslim etmekle birlikte, kendi küfür akidelerinin ve geleneklerinin propagandasını yapmalarına asla müsaade etmemiştir. Zimmînin, İslam Devletinin müsaadesi ve kuralları dâhilinde sadece can ve mal emniyeti ve inanç özgürlüğü söz konusudur. İslam toplumunun Dini ve Ahlaki değerlerini zedeleyecek hiçbir faaliyette bulunamazlar. Kilise yapamaz, Zina edemez, Faiz alıp veremez ve askere alınamazlar. Misyonerlik faaliyeti yürütemez ve ayinlerini açıktan yapamazlar. Devletin meclis ve hiçbir yönetim kadrosunda da yer alamazlar. Çünkü: İslam da bir yöneticinin meşruiyeti (liyakati) hak ve adalet üzere olmasına bağlıdır. Şeriat devletini ancak şeriat sahibi (müminler) yönetebilir. Bu yüzden en hayırlısı getto tarzı yerleşimlere sahip olmalarıdır. Efendimiz (sav) döneminde de olduğu gibi…
“Kim bir kavmi severse, Allah Teâlâ onu onların arasında haşreder.” (Heysemî, X, 281)
Allah (ﷻ) Şöyle Buyurdu:
Ey Peygamber! Allah’a karşı gelmekten sakın. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. / Sen onların dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır. De ki: “Asıl doğru yol ancak Allah’ın yoludur.” Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, bilesin ki artık Allah sana ne dost ne de yardımcı olacaktır. / Ey peygamber! (gerektiğinde) Kâfirlere ve münafıklara karşı Cihad et, onlara sert davran, onların varacağı yer cehennemdir.
(Ahzab Suresi 1, 48. Ayet/ Bakara Suresi 120. Ayet / Tahrim Suresi 9. Ayet)
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
✔ Hiç mü’min, fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. / Peygamber’in beraberinde bulunan mü’minler kâfirlere karşı çok sert