Koleksiyonun En Nadir Parçası: Miranda
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 84. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 20:25
Koleksiyoncu öyle bir roman ki, okurun hangi gözle baktığına göre şekil değiştiriyor; adeta herkesin elinde başka bir kitaba dönüşüyor. Bir kelebek koleksiyoncusunun, âşık olduğu genç bir kızı zindana kapatmasına kadar varan saplantısını okursun önce. Bu kadarı bile tek başına bir hikâye olur. Ama biraz eğilip başka bir açıdan bakarsan mecburi bir ilişkinin, iki uç iradenin, teslim olmakla direniş arasındaki o görünmez düellonun romanına dönüşür. Bakışını bir tık daha kaydırırsın, bu kez bütün safhalarıyla bir psikolojik gerilim çıkar karşına; tutsaklıkla insan ruhunun sınırlarının nasıl açıldığını, nasıl daraldığını gösteren bir metin. İstersen bir işkence metni gibi okursun; fizikselliğiyle, aşağılanmanın katmanlarıyla, ölümün büyük ve sessiz ağırlığıyla. İstersen hapsedilen ve öldürülen bedenler üzerine değil, hapsedilen ve öldürülmek istenen zihinler üzerine yazılmış bir şey gibi okursun. Başka bir okur için bu, bir aydınlanma romanıdır: Karanlığın içinde bile insanın kendine doğru kazmaya başlaması, içerideki ışığı fark etmesi. Sonuçta hangi okur olursan ol, hangi dünyadan gelirsen gel, hikâye bakış açının olduğu yere sızıyor. Koleksiyoncu buna imkân tanıyan bir roman: Seni senin yerinde yakalayan, senin kör noktanı açan, senin bakışını ele geçiren bir roman. Buradan atmosfere doğru genişleyebilirsin. Roman’nın anlatım yapısı tam bir tuzak gibi kurulmuş. İlk bölümde olayları, Frederick’in kendisini gizlemek için uydurduğu “Ferdinand” adıyla, onun ağzından dinliyoruz. Miranda ona Shakespeare’in Caliban’ını yakıştırıyor. Caliban’ın anlatısı ile dikkatli bir okur, Miranda’nın kim olduğunu, ruhunun ve karakterinin nasıl şekillendiğini; Ferdinand’ın —yani Caliban’ın— kim olmadığını bile bu ilk bölümden çıkarabiliyor. Sonra Miranda’nın günlüklerine geçiyoruz.
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
10/10
·174 syf.··
2025 16. kitabı
Hayatımda okuduğum en güzel aşk kitabıydı. Keşke daha iyi bir sonu olsaydı kitabın. Mesela Madonna namı diğer Maria Raif ile evlenip kızıyla birlikte Türkiye'ye yerleşip mutlu mesut yaşasalardı ama Cengiz Aytmatov 'un dediği gibi kaldı ki burası Dünya,burada hep bir şeyler yarım kalacağı gibi bu da yarım kaldı . İyi ki okuduğum kitaplardan biridir.Herkese tavsiye ederim. Kitabı merak edenler için aşağıda bir özet bıraktım Edebiyatla uğraşan bir adamın bankadaki memuriyetlik işinden çıkarılması ile mektep arkadaşı hamdi'nin yanında bir işte çalışmaya başlar. Burada Raif efendi adında bir adamla karşılaşır. Raif efendi tercümanlık yapıyordur. Hamdi'nin arkadaşı raif'le arasını iyi yaptıktan sonra kendi hayatından birçok şey öğrenir.Ailesiyle birlikte yaşayan Raif efendi hayatından hiç de memnun değildir çünkü varlığı ya para istendiğinde ya da bir iş yapacaksa hatırlanır. Raif efendi sık sık hasta olur ve bir gün yine hastalandığında hamdi'nin arkadaşı onu ziyaret ettiğinde Raif Efendi'nin yaktırmak istediği defteri yaktırmaz ve o defteri alıp Okur. Defterde babasının Raif Efendi'yi iş öğrenmek için gönderdiği Berlin'de bir sergideyken gördüğü kürk mantolu Madonna(Maria Puder) adlı resmin gerçek olduğunu düşünürken dul bir kadınla sarmaş dolaşken bir anda onunla karşılaşmasıyla başlar her şey. O kadını bir barda görmüştür. O kadınla konuştuğunda daha önce sergideki konuştuğu kadınla aynı kişi olduğunu anladı. Madonna namı diğer Maria dinsiz bir yahudidir. Üstelik tam bir erkek düşmanıdır.Birgün yılbaşı gecesinde beraber eğlendikten sonra Maria zatülcenp olduğunda Raif ona bakar. Aniden Raif in babası ölür. Raif'in eniştesi babadan kalan bütün malları hile hurda ile alır. Raif Türkiye'ye döner. Türkiye'de de sefil bir hayat olur enişteleri yüzünden. Bir müddet Madonna ile
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Ezr Yayıncılık · 2019375,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
Asena Nişikli / Persona “Karanlık“ Geniş bir okuyucu kitlesine hitap edebilecek bir roman. Mitoloji, sanat, psikoloji, gizem ve aşk çok güzel ve akıcı bir şekilde harmanlanmış. Kurguda ölümler ve suç içeren faaliyetler olduğu için bir taraftan polisiye diyebileceğimiz bir yönü de var. Yazarın akıcı ve detayları seven güçlü bir kalemi var. Okurunu bilinmezliklerle dolu gizemli bir aksiyona sürüklüyor. Sıkılmanıza ve kurgudan kopmanıza izin vermeden farklı detaylarla ilginizi çekmeyi başardığı gibi resmin bütününü görmenizi de ustalıkla engeliyor. Aile ve arkadaşlık üzerinden güven duygusunu sorgulatan, insan psikolojisinin derinliğine inen ve çözülmesi gereken bulmacalarıyla sanki bir define avındaymışsınız gibi hissettiren bir kurguya sahip #Persona Yirmi üç yaşında psikoloji okuyan, aynı zamanda sanata olan ilgisi ile bir galeride çalışan zengin bir kız Feray. Bir gece, müdürü Cansel Hanımdan gelen mesajla gittiği galeride onun cesetiyle karşılaşmıştı. Çalınan iki değerli tablo ve cesedi onun bulması tüm okları ona çevirdi. Aynı zamanda gelmeye başlayan kırmızı zarflar onun bilmeceleri çözüp bir diğer zarfa ulaşmasını sağlarken tek düşündüğü bunların onunla ne ilgisi olduğuydu. Cinayetler devam edip bilmeceler karmaşıklaşırken ona tek yardım eden yeni taşınan karşı komşusu Hektor oldu. Hayatına birden giren bu adamın karanlık tarafı merakını kamçılarken bir yandan da derinlere gömdüğü ve hatırlayamadığı geçmişini anımsatan sözler ile onu şaşırtması Feray’ın her şeyi sorgulamasına ve geçmişin karanlığına doğru adım atmasına sebep oldu. Kitabın başlarında bende şüphe uyandıran ve ilerledikçe kesinlikle bu kişi olmalı dediğim bir şüphelim var. Tahminlerim doğru mu çıkacak yoksa yazarımız ters köşe mi yapacak merak ediyorum. Bana göre kitabın tek eksisi yazı
Persona 1: KaranlıkAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 2024436 okunma
7/10
·768 syf.··
2025 47. kitabı
Herakleitos; Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” demiş. Zaman, mekan ve olgular değişim gösterebilir. Kişilikler ise ortamdan ortama değişir, geldiği yerin evvelini unutursa orada değişim yoktur, kişinin kişiliğinde eksiklik ve başkalarının sözleriyle hareket etme vardır.. Türk düşünce hayatını bir bina olarak görürsek bu bina için her bir tuğla koymuş ilim(bilim) adamının bir payının oldığu gerçektir. Yalçın Küçük Hoca aydın olarak belirttiği düşünen insanların tarihini Osmanlı'nın gerileme döneminden başlatmış olması İmparatorluğu kurtarmak için 3. Selim'in başlattığı Nizam-ı Cedid, yani Yeni Düzen anlamını taşıyan sistemi Osmanlı Devleti'nde kanayan yara haline gelmiş, müsterih, baldırı çıplak, askeri nizam ile ilişiği olmayan, haydut, erazil, faiz yiyen, savaş meydanından kaçan zavallı bir görünüme sahip bir yapıda olan zihniyeti değiştirmek için kurduğu düzenin adıdır ve bu değişim askerin ıslahına ve yenileştirilmesine karşılık geliyordu. Her değişim fen dünyasında, sanat dünyasında, askeri dünyada eskiler tarafından iyi görülmez ve buna karşı bir cephe almak için tutucu tavır sergilemekten kaçınmazdır. Osmanlı Devlet Aklı gerileme ile elinde bulundurduğu gücün gitmesini istememektedir. Bu gerilemenin ise ordudan dolayı olduğunu düşünmeleri, girilen savaşlarda seyfiye( askeri) sınıfı ve kalemiye ( bürokrasi, diploması) sınıfı erbabından kimselerin lahiyaları ile rapor haline getirilerek Sultan'a arz ediliyordu. Ordu'nun kötü halde olması eskinin artık işlevselliğini kaybettiğini yeni bir düzenin (nizamın) gelmesi kaçınılmaz olarak görüldü. Türk devlet aklında halk-ordu= devlet demek olduğu Türk ananesinde bilinmekteydi. 3. Selim Han Hazretleri'nin kurmak istediği düzen Nizam-ı Cedid yeniçeri ve gücü bırakmak istemeyen seyfiye, kalemiye ve ilmiye sınıfları
Aydın Üzerine Tezler 5Yalçın Küçük · Tekin Yayınevi · 199729 okunma
9/10
·559 syf.··
2025 35. kitabı
R. GAYE ÖNEL~KODEX Selam.Bugün sizlere rgayeonel ‘in kalemi ile tanışma kitabım olan #kodex ile geldim.İyi ki bu kitabı okumuşum dedim.Yazarın kalemini çok beğendim.Çok akıcı ve akıllıca yazılmış bir kurguydu.Tam bir seriye giriş kitabıydı.Özellikle 80. sayfadan sonra kitap su gibi aktı.Beyin devrelerinizi yakacak bir kitaptı.Geçmiş ve günümüz arasında gidip gelip olayları yavaş yavaş anlıyoruz.Karaca’nın yaşadıklarını okudukça kalbime bıçaklar saplandı.Kötü çocuk gözüyle bakılan Arem’in asıl kişiliğini okudukça ona aşık olabilirsiniz.Kitap öyle bir yerde bitti ki devamında neler olacak deli gibi merak ediyorum .Ama küllerinden yeniden doğacak ve intikam ateşi ile yanan bir Karaca’nın bizleri beklediğine eminim.Arem’e ne olacak onu da deli gibi merak ediyorum.Meraklar içerisinde bırakan bir sonla ikinci kitabı bekliyorum.Aksiyon ve sırlarla dolu bir sinema filmi tadında kitap okumak istiyorsanız bu kitaba mutlaka bir şans vermelisiniz. Karaca,ailesini geçirdikleri trafik kazasında kaybettikten sonra altı ay komada kalmış,sonrasında da tek akrabası olan doktor teyzesi ile yaşayan,Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisidir.(Yada o öyle olduğunu sanmaktadır).Arkadaşları ile birlikte katılmaya karar verdikleri mezuniyet balosuna giderken bir kaza geçirirler ve birinin ölümüne sebep olurlar.Ama gözlerini açtıklarında bu olayı hiç biri hatırlamamaktadır ve hayatlarına devam etmektedirler. Bu sırada da Karaca’nın karşısına sürekli gizemli bir adam çıkmaya başlar.Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisi Aram Alevhan.Koruduğu gizemle birlikte devamlı Karaca’nın etrafındadır ve bir gün yaşanan bir olayın ardından Aram,Karaca’ya aslında hayatının bir yalan olduğunu fısıldamaya başlar.Onlar bir tesiste eğitilen Kodexler’dir.Ama Karaca’nın hafızası silindiği ve yerine yeni anılar
KodexR. Gaye Önel · Epsilon Yayınevi · 202591 okunma
Denizin Kıyısında Engel-siz
10/10
·249 syf.··
2024 26. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2024 01:39
DENİZİN KIYISINDA ENGEL-SİZ SELMA DEMİR ODESSA YAYINEVİ Merhabalar Sevgili Kitap Dostları Bugün sizlere Sevgili Yazar Selma Demir Hanımın Kaleminden çıkıp Odessa Yayınevi tarafından yayınlanan Denizin Kıyısında Engel-siz adlı kitap yorumuyla geldim. -Kitabımız bir roman türü olup, birbirinin devamı niteliğinde olan 15 bölüm başlığı , 249 sayfadan oluşmaktadır. Yazım dili sade, açık ve oldukça anlaşılırdır. Kitabın konusu okuru son sayfasına kadar merak içinde ilerletebilecek potansiyele sahip bir şekilde sürükleyicidir. Sizi ilk sayfasında içine çekmeyi başarıp son sayfasına kadar merak içinde ilerleten, içeriğiyle hem hüzünlendiren, hem bilinçlendiren, hem de ruhunuza farkındalık duygusunu nakşedip empati kurma yeteneğinizi sorgulatacak konular sunup,  aşk ile nefretin birbiriyle harmanlanmış olduğu roman türündeki kitapları okumayı sever misiniz? Cevabınız evet ise bu kitap tam sizlik derim. Neden mi? Hadi gelin az biraz kitap içeriği hakkında bilgi vereyim size -Bu kitabı okuyunca bir babanın arkadaş gibi davranarak kızının üzerinden çekmediği şefkatini,  yaşadığı acılara rağmen karşısında güçsüz olarak duran kişiye karşı empati yeteneğiyle kibrin üzerini merhametle örten, hayatın dikenli yollarına karşı dimdik ayakta durup savaşan güçlü bir kadının hikayesine şahitlik edeceksiniz. -Kitabımızın Asıl kahramanının adı Zeynep . Peki kimdir bu Zeynep ? Nasıl bir hayat hikayesi var diye sorduğunuzu duyar gibiyim. O halde gelin Zeynebin yaşadıkları hakkında az biraz bilgi vereyim size . -Zeynep istanbulda bulunan bir hastanede çalışan bir fizyoterapisttir. Hastanede seanslarını yapmaya başladığı bir gün ayak bileğinin sakatlaması sonucu hastaneye gelen hesap uzmanı olan Ali adında bir hastanın tedavisiyle ilgilenir. Ali'nin tedavisi süresince geçen zaman aralığında Zeynep ile Ali
Edebiyat & Roman
Denizin Kıyısında Engel-sizSelma Demir · Odessa Yayınevi · 20242 okunma