Herakleitos; Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” demiş. Zaman, mekan ve olgular değişim gösterebilir. Kişilikler ise ortamdan ortama değişir, geldiği yerin evvelini unutursa orada değişim yoktur, kişinin kişiliğinde eksiklik ve başkalarının sözleriyle hareket etme vardır..
Türk düşünce hayatını bir bina olarak görürsek bu bina için her bir tuğla koymuş ilim(bilim) adamının bir payının oldığu gerçektir. Yalçın Küçük Hoca aydın olarak belirttiği düşünen insanların tarihini Osmanlı'nın gerileme döneminden başlatmış olması İmparatorluğu kurtarmak için 3. Selim'in başlattığı Nizam-ı Cedid, yani Yeni Düzen anlamını taşıyan sistemi Osmanlı Devleti'nde kanayan yara haline gelmiş, müsterih, baldırı çıplak, askeri nizam ile ilişiği olmayan, haydut, erazil, faiz yiyen, savaş meydanından kaçan zavallı bir görünüme sahip bir yapıda olan zihniyeti değiştirmek için kurduğu düzenin adıdır ve bu değişim askerin ıslahına ve yenileştirilmesine karşılık geliyordu. Her değişim fen dünyasında, sanat dünyasında, askeri dünyada eskiler tarafından iyi görülmez ve buna karşı bir cephe almak için tutucu tavır sergilemekten kaçınmazdır. Osmanlı Devlet Aklı gerileme ile elinde bulundurduğu gücün gitmesini istememektedir. Bu gerilemenin ise ordudan dolayı olduğunu düşünmeleri, girilen savaşlarda seyfiye( askeri) sınıfı ve kalemiye ( bürokrasi, diploması) sınıfı erbabından kimselerin lahiyaları ile rapor haline getirilerek Sultan'a arz ediliyordu. Ordu'nun kötü halde olması eskinin artık işlevselliğini kaybettiğini yeni bir düzenin (nizamın) gelmesi kaçınılmaz olarak görüldü. Türk devlet aklında halk-ordu= devlet demek olduğu Türk ananesinde bilinmekteydi. 3. Selim Han Hazretleri'nin kurmak istediği düzen Nizam-ı Cedid yeniçeri ve gücü bırakmak istemeyen seyfiye, kalemiye ve ilmiye sınıfları