Ölümün insanoğlunun başına gelen iyiliklerin en iyisi olup olmadığını kimse bilmiyor, ama güya başa gelebilecek en büyük kötülük olduğunu sandıklarından ondan korkuyorlar.
Gözlerimi kapatarak gevşeyip gerginleşen kaslarımı rahatlatmaya çalıştım. Vagondan gelen ritmik seslere kulak verdim. Aniden gözümden bir damla yaş süzüldü. O ılık dokunuşu yanaklarımda hissettim. Gözümden taştı, yanağımdan süzüldü ve ağzımın kenarında kurudu. “Olsun” dedim kendi kendime, “alt tarafı bir damla yaş”. Zaten sanki bana ait değil gibiydi. Sanki cama vuran yağmur damlaları gibi. Doğru olanı mı yapmıştım acaba?
Tamam, hatırladım:’İnsan, gelip geçici yaratıkların en sonuncusu.’ Peki, gelip geçici yaratıkların en sonuncusu olarak sen şöhreti ne yapacaksın? Elde etsen bile seni zehirleyecek.
“Keşke ölü insanlar ölü kalsa.Neden ben ve içimdeki güzellik ölüler tarafından yönetilsin?Güzellik canlıdır ve ebedidir.Lisanlar gelip geçicidir.Ölülerin tozudur.”
Daha dün bir geleceğim olmadığını, hayatımı bu şekliyle kabul edebilmenin imkansız olduğunu düşünüyordum. Bugünse aynı berbat hayat bana umut veriyor. Olasılıklarla dolu olduğunu görebiliyorum.