“Haram sevmekte bir kıskançlık elemi ve firak elemi ve mukabele görmemek elemi gibi çok ârızalar ile o cüz'î lezzet, zehirli bir bal hükmüne geçer.” Risale-i Nur.
İncelemeye bu sözle başlamak istiyorum.
Bu sözün gerçekleştiği bir roman olmuş.
Türk edebiyatında önemli yeri olan bir eser.
İbret verici.
Fuzuli birlikteliklerin insana nasıl zarar getireceğini etkileyici şekilde anlatıyor.
Bence okunmalı.
Sevgiyle ve kitapla kalın.
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150,1bin okunma
Onu mesut etmek bir tarafa hatta bedbahtlıktan da fena bir girdaba sürükleyecekti; onun huzur ve rahatını şimdilik böyle aldıktan sonra, hayat ve namusunu da verse yine yeterli bulmayacak, kendisi bütün büyüklüğünü muhafaza ettiğine inandığı halde kadını eski yüceliğinde görmeyecek, göremeyecekti. İşte asıl nokta; kesinlikle görüyordu ki hiçbir şey kendisine Suat'ı o zaman önceki gibi telakki ettirmeyecekti. Ne kendisi için namusunu feda edişi, ne aşkının şiddeti ve etkisi, hiçbir şey... Namus bağı kendini böyle bir hareketten engelleyemediği zaman kendi nefsini mazur görürken onun da yine aynı şartlarla namusu aşkına feda edişini affedemeyecek, kendi suçunun da cezasını ona yükleyecekti.
Suat çınarlardan sarı, kuru düşen yaprakların kapladığı yollarda yağmurlarla ıslanarak oluşturdukları çamura, bu çürümüş yapraklara bakarak “İşte!" diyordu... Necip etrafına bakarak:
-Havanın rengi iyice soluyor, dedi.
Ve bastonla karşıdan ağır ağır yükselen bulut sürülerini gösterdi.
Süreyya:
- E, ne olacak, dedi, geçenki havaları düşünsene... Neydi o yağmur, o rüzgâr?
- Ama dün, önceki gün ne kadar parlaktı, bir yaz günü gibi.
- E, sonbahar bu... Artık bu kadar güzellik ve sıcaklık verdikten sonra! Eylülden daha ne beklenir. Eylül malum hüzün ve matem ayıdır.
O zaman Suat'a da hayatının şu devresi kendi ömrünün, kendi kadınlık hayatının eylülü gibi geldi. Eylül... Birkaç gün hava ne kadar güzel olsa, bu kadarcık fani güzelliğe bile minnettar olmak gereken bir ay; içine birkaç günlük kış hücumundan acı düştüğü için, o güzel havaların, devamlı yazın artık nasıl geçmiş, sadece bir mazi olmuş olduğunu hissettiren bir üzüntü ve hasret ayı.