“Evet. Yalnız, talime gitmemesi onun hatası değil. Bana yoldaşlık
etmesini istediğimi söylemeyi unuttum.” Therapon kelimesini kullanmıştı.
Bir prense kan yeminleri ve sevgiyle bağlanan silah arkadaşı. Bu erkekler
savaşta prensin şeref kıtası erleri, barış zamanlarındaysa onun en yakın
danışmanları olurdu. Çok itibarlı bir mevkiydi. Çocukların Peleus’un
oğlunun başına vızıldayan arılar gibi gösteriş yaparak üşüşmesinin
sebeplerinden biri de bu mevkiye seçilme umuduydu.
Kralın bakışlarının üzerimde olduğunu hissediyordum.
“Akhilleus, sana yıllardır kendine yoldaş seçmeni söylüyorum. Şimdiye
kadar önerdiğim herkesi geri çevirdin. Bu çocuğu seçmenin sebebi ne?”
Bu soru benim de aklıma gelmişti. Böyle bir prense sunabileceğim
hiçbir şeyim yoktu ki. O zaman neden Akhilleus beni hayırseverliğinin
nesnesi yapıyordu? Peleus da, ben de merakla Akhilleus’un cevabını
bekliyorduk.
“Şaşırtıcı biri.”
Başımı kaldırdım, kaşlarımı çatmıştım. Fikri buysa, bu fikirde olan tek
kişi oydu.
“Şaşırtıcı,” diye oğlunu taklit etti Peleus.
“Evet.” Daha fazla açıklama getirmesini ummuştum ama Akhilleus
başka bir şey söylemedi.
Peleus düşünceli düşünceli burnunu ovuşturdu. “Çocuk, alnına sürülen
bir lekeyle sürgüne gönderilmiş. Senin şöhretine bir ışıltı katmayacaktır.”
Akhilleus, “Öyle bir şey yapmasına ihtiyacım yok,” dedi. Kibirle veya
övünerek değil, dürüstçe söylemişti bunu. Peleus da bunun farkına vardı.
“Böyle birini yoldaş seçtiğin için diğer çocuklar kıskanacak. Onlara ne
söyleyeceksin?”
“Hiçbir şey söylemeyeceğim.” Cevap, açık ve kesin bir şekilde, hiç
tereddütsüz verilmişti. “Ne yapacağım konusunda fikir belirtmek onlara
düşmez.”
Israrı içimde bir öfke kıvılcımlanmasına sebep oldu. “Sen prenssin,”
diye terslendim.
Bu onu şaşırttı. Meraklı bir kuş gibi başını hafifçe yana eğerek, “Ee?”
diye sordu.
“Eesi şu, babana seninle birlikte olduğumu söyle. O zaman beni
affeder.”
Ürpertici ama sonu gelmeyen, başı da belli olmayan kısa hikayeler topluluğu. Açıkçası hiç beğenmediğim çünkü anlayamadım belki daha düzgün bir kafayla okursam daha iyi anlarım..