Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Onun ustası böyle değildi. Sinan başkalanndan ne nefret ediyor ne kaçıyordu. Aklıselim sahibiydi her daim makul ve dengeli. En kaba adamlara bile nezaketle cevap verirdi. Hakaret karşısında dahi hiddetlendiği görülmemişti. Ama Cihan bunun o kadar da iyi bir şey olduğundan emin değildi. Belki de herkesi sevmekle hiç kimseyi sevmemek arasında fazla mesafe yoktu. Cihan isterdi ki ustası kimseleri sevmesin ama bir tek onu çok sevsin isterdi ki Michelangelo ile Urbino gibi olsunlar. Sinan ile Cihan. Bu fikrin zihninden geçmesiyle utanması bir oldu.
Çırağının kalbinden geçenleri bir bakışta okuyan Sinan dedi ki, “Bir dil öğrendiğinde koskoca bir kalenin anahtarını teslim alırsın. Kale kapısından başka kimler girmiş seni ne ilgilendirir, sen kendi keşfine bak.”
Takiyeddin zayiçesine danışarak ve eski eserleri inceleyerek bu cami için en hayırlı tarihin Aslan burcunun 22. derecesi olduğuna hükmetmiş bunu risalesinde arz etmişti. Aslan burcu oynak değil sabit kararsız değil sebatkar uçan değil güvenilirdi. Sinan ilk taşı nereye dikeceğine karar vermeden evvel kasaplara inek ve koyun leşleri ısmarladı. Bunlar demir halkalara asılarak çeşitli yerlerde çürümeye bırakıldı. Sinan birkaç günde bir gidip etlerin vaziyetine bakıyordu. Bozulma nerede daha hızlıysa orada rutubet fazla demekti. Güveler nasıl kumaşlan yiyorsa rutubet de binalan öyle kemirdiğinden buralardan uzak duruyordu mimarbaşı. Havanın kuru zeminin depreme dayanıklı olduğu yerleri seçiyordu. Bunları padişah ile paylaştı. Nihayetinde en uygun tepe belirlendi. Cami tıpkı adını taşıdığı hükümdar gibi tüm şehre hakim olacaktı.
Cihan zamanla Sinanın da kendince itikatları olduğunu fark etti. Boynundan hiç çıkarmadığı bir tılsımı vardı. Deriden yapılmış iç içe iki daireden müteşekkildi biri açık diğeri koyu. Yeni bir inşaata başlamadan evvel üç gün oruç tutardı. Bitirirken bina ne kadar görkemli olursa olsun geride muhakkak bir kusur bırakırdı ya ters döşenmiş bir çini ya ba şaşağı bir taş veya kenarı kırık bir mermer. Hata orada avamın algısından uzak ama bilen gözlere ayan dururdu. Zira mükemmellik Allah’a mahsustu.