Çok gençken herkesi, her şeyi hatta dünyayı değiştirebileceğimizi sanırız. Nasılsa hiç yaşlanmayacak, hiç ölmeyecek ve sonsuza ulaşacağızdır. Oysa duvarda tek bir tuğla olduğumuzu ve ancak iyi bir tuğla olmayı başarmakla yükümlü olduğumuzu görürüz bir gün.
Uygarlık, doğal düzenin bozulması anlamına geldiğinden her toplumsal reform aslında uzak geçmişe bir dönüştür ve başlangıçtaki bozulmamışlığa ulaşmak amacındadır.