le rêveur

le rêveur
@renguin
Kitap okuma eylemini Sandor Marai’nin de tarif ettiği gibi bir burjuvazi ibadeti olarak yapıyorum. “The purpose of literature is to turn blood into ink.” -T.S Elliot
4 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Masumiyet Müzesi’nin Günahları
1/10
·520 syf.··
2023 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2023 02:05
Orhan Pamuk, kendi değimiyle bu romanı “aşk dediğimiz karmaşık, psikolojik, kültürel, antropolojik şeyi anlatmak için” yazmış olsa da, aslında uzun zamandır açmak istediği eşya müzesini bir hikayeye oturma amacıyla bu yola çıktığını çok fazla belli ediyor. Müze, eşya biriktirme ayrıntıları roman içinde öylesine uzun uzun, küçük ama sık sık aralara serpiştirilerek yapılıyor ki bir noktada “Tamam Orhan Bey, bu romanı sırf müze açma bahanesi olsun diye yazmadınız, inanıyoruz, artık romandaki bir yan karakterinizin evindeki duvar saatinin Türkiyeye hangi yıllarda girdiğini ve nasıl üretildiğinin ayrıntısını bırakın da hikayeyi anlatmaya devam edin lütfen!” diyesiniz geliyor. Yazarımız Pamuk, romanının temeline koyduğu konu olan Aşk’ı anlatma iddiası için fazlaca tartışmalı bir hikaye kurgulamış. Baş karakter romanın ilk yarısında empati yapılması neredeyse imkansız, zengin, bencil, egoist, duygulu ama duygusuz ve kendine duyduğu tam güveniyle okuyucuyu kendinden nefret ettiriyor. Bu nefret duygusu da romandaki diğer her şey gibi o kadar bilinçli bir şekilde yaratılıyor ki, okuyucuya bir şey hissettirme başarısı yakalayayım derken okuyucu olarak romana devam etmekte zorlanıyorsunuz. Romanın diğer yarısında da, tam zıttı bir şekilde, baş karaktere ‘acımanız’ ve onun duygularına gönülden inanıp bu sefer de sevmeye başlamanız için acımasız bir dram bombardımanı başlıyor. Orhan Pamuk da, okuyucuya bu nefret - sevgi duygusunu birbiri ardına, tanımladığı aşk tanımı üzerinden hissettirebildiği için kendini başarılı sanıyor büyük ihtimalle. Fakat yanılıyor. Bence Masumiyet Müzesi’nin en büyük günahı, okuyucuya bu duyguları hissettirmek isterken her şeyin yapay bir şekilde sadece baş karakterimizin etrafında dönmesi. Baş kahramanımız bir dönüşüm geçirmiyor, etrafı tarafından bu
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Reklam
“Savaşın, Hayalperestlere Yaptıkları”
10/10
·576 syf.··
2023 4. kitabı
“Göremediğimiz Tüm Işıklar” klasik bir 2. Dünya Savaşı draması. Bir okuyucu olarak size meydan okumuyor, size bilmeceler sunmuyor, sizi büyük bir cömertlikle 3 boyutlu bir dünyanın içine atıyor. Tüm kitap gözlerinizin önünden canlı bir film gibi geçiyor. Ağır, acımasız Hitler çarkının altında ezilip giden masum hayatların, hayallerin, umutların, güzel şehirlerin hikayesi bu, aynı zamanda fedakarlığın ve mücadelenin de. Okuyucuyu bir den fazla karakter ve farklı zaman dilimleri arasında zik-zak yaparak lanetli bir taşın, sadece bir şey olmak isteyen öksüz bir alman çocuğunun, hayatta kalmaya çalışan kör bir kızın ve zamanın akışında kendince hedefleri olup bunlara ulaşmaya çabalayan bir kaç zavallı insanı okuyacaksınız.
Edebiyat
Göremediğimiz Tüm IşıklarAnthony Doerr · Koridor Yayıncılık · 20151,234 okunma
Senyor Buzatti’nin Dünyaları
Puan vermedi·376 syf.··
2023 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2023 13:01
“Cehennem belki de bir ceza değil, sadece bizim gizemli kaderimizdir, diye düşünüyorum.” Diyor Dino Buzatti ve kitap boyunca bizi birbirinden absürd ama gerçekçi, komik, imgesel dünyalar arasında taşıyor. Bunların arasında dünyada acılar çekildikçe ceketi para dolan adam, yaşlılara savaş açan gençler, gerçek dünyaya çok benzeyen bir cehennem, Hitler’in küçüklüğü, kocası için otomobile dönüşen kadın bile var. Buzatti, içinden ayrıntılarını çıkardığınızda başka bir anlama sahip olabilecek çok afilli kabuklar yaratıyor ve buna bayılıyorum!
Edebiyat
ColombreDino Buzzati · Can Yayınları · 2016294 okunma
Eşitsizliği Nefretle Doldurmak (Spoilers)
10/10
·192 syf.··
2023 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2023 20:58
Eszter, Angela’dan nefret ediyor. Ama sıradan bir nefret değil bu. O kadar doğal, o kadar haklı bir nefret ki, suyun akışı, güneşin doğuşu kadar doğal, çabasız bir nefret. Angela’nın bilfiil varlığı, Eszter’in ondan ölümüne nefret etmesi için yeterli bir sebep. Çünkü Angela, nefes aldığı sürece Eszter’e asla sahip olamadıklarını hatırlatıyor. Eszter’in sahip olmak için ter döktüğü her bir şeyi istemek zorunda bile kalmadan sahip olmasını, Eszter’in gülümseyecek bir neden bulamazken Angela’nın ismi gibi her zaman mutlu, ışık saçan bir melek olmasını asla kaldıramayacak. Eszter, iyiliğin sadece bir borcun teminatı olduğu bir dünyada yaşarken, Angela hayatı boyunca zor bir iş yapmıyor, çevresindeki insanlar o gülsün, yemek yesin, mutlu olsun diye çevresinde dört dönüyor. Angela bir melek iken, Eszter bir günahkar. Peki hangisi şekilde yaşamak daha zor? Angela, Eszter için dünyasındaki adaletsizliğin ve çektiği acıların insan bedenine bürünmüş hali. Bu yüzden onu öldürmek, canını yakmak, elindeki her şeyi almak istiyor. Yavru Ceylan’ını çaldığı gibi, kocasını da çalması hiç tesadüf değil. Eszter’in aşk sandığı, her zamanki gibi, Angela’nın elinde olan şeyleri alma isteğinin bir uzantısı. Kendisinden çalınanı Angela’dan geri almak isteyen Eszter, aslında yasak aşkının Angela’ya ilgi duymadığını fark edince ondan çalabileceği bir şey kalmadığını anlıyor. Hayatını kimseyle paylaşmayan, acısını yaşamaktansa farklı rollerde kendisinin olmayan hayatları başkalarına anlatmakla geçinen zavallı Eszter, sevgilisinin mezarı başında kimseye anlatamadıklarını bize anlatıyor. Magda Szabo, her zamanki gibi insan ruhu odaklı bu romanıyla okuyucuyu bir ip peşinde bir sağa, bir sola sürüklüyor. Çokça yürek burkuyor, hikayenin gerçekliği ve naifliği karşısında kapılıp gidiyoruz. Bazı
Edebiyat
Yavru CeylanMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 2022674 okunma