" Orta çağ tıbbı sadece üstün ve saf varlıkla (yani insanla) ilgilenir; İnsan tek başına rahip olabilir ve tek başına sunakta Tanrı olabilir. Hayvanlarla ilgilenir; her şey onlarla başlar. Çocukları düşünüyor muyuz? Nadiren. Peki ya kadını? Asla."
Romantik tarihçi #julesmichelet in 1862'de yazdığı eser #cadı .
Yazar 19.yy'ı , tarihin en karanlık dönemlerinden birini ele alır. Bu dönemdeki cadı olarak suçlananları, ayinleri, iksirleri, ... anlatan önemli bir eser. Bu kitap bir kurgu değildir, yazar gerçek belgelere dayanarak yazdığını belirtmiş ve " yayınladığım kitaplar içinde tartışmaya En çok kapalı olan eserim hiç şüphesiz budur." demiştir.
Ortaçağda kilise ve rahiplerin baskısı... Korku ile yaşayan köylüler... Bitkilerden ilaç yapıp insanları iyileştirdiği için dışlanan kadınlar... Erkek egemen sisteme direnenler...
Bir insana parmak uzatıp işaret etmek, iftara edip toplum içinde karalamak ne kadar kolay... Onlara ispat et denileceğine suçlanan masum hemen karalanıp toplum dışına itiliyor. Zayıf korunacağına güçlünün sırtı sıvazlanıyor. Kadın bitkilerden ilaç yapıyor büyücü oluyor. Bir adama istediklerinin yaptıramıyorlar karısı cadı olarak damgalanıyor.... Bu kitabı okurken düşünceler arasında daldım gitti. Bir #korkufilmi nde duyduğum bir replik geldi aklıma. Engizisyonun başındaki rahip şeytan tarafından ele geçiriliyor ve cadı avı, kadınların yakılması onun emirleri ile sağlanıyor. Bir kişi şeytanın etkisinde diyelim, peki ya diğerleri... Kraldan çok kralcı olanlar
Tarihteki karanlık bir devre gerçek belgeler ile ışık tutuyor kitap. Cadı ,kahin , büyü değil insanın kontrol edemediklerine karşı korkusunu anlatıyor da diyebiliriz.
Dipçe: Japon anime serisi Kanashimi no Belladonna bu eserden esinlenerek yapıldığını okudum internette.