''Bir kanat ucunuzdan diğerine kadar tüm bedeniniz, düşündüklerinizden başka bir şey değil'' diyecekti. ''Düşüncelerinizin zincirlerinden kurtulun, bedenlerinizin zincirlerini kırın...''
Düşünen bütün martılar, sıkı çalışma ve mükemmellik yerine başarısızlık için bahane üretmeyi sevenlerin törenleri ve batıl inançları üzerine kurulmuş olan mezarlıkların önünden bile geçmemek için havada yönlerini değiştiriyorlardı
Ne güzel bir martıydın sen Jon! Hikayen ile büyüledin desem abartmış olmam...
Bir kere ‘Farklı’ydın. Etrafımızı sert bir kabuk gibi çevreleyen, nefes almamızı güçleştiren gelenekleri, görenekleri , örf ve adetleri, kuralları kırıp içinde ‘Öğrenme’nin özünü oluşturduğu gün ışığını aldın içeriye. Rutinlerin ve sabit fikirlerin bünyede oluşturduğu uyuşukluğu özgürlüğün verdiği heyecanla yok ettin, attın. Tabi bunun altındaki merak duygusu olmasa harekete geçemezdin. Herşeyin başlangıcında bu ‘merak’ dürtüsü yatıyor.
Aslında hikayenin her bölümü farklı şeyler anlatıyordu bize:
- Merak duygusunun verdiği harekete geçme isteğiyle toplum yargılarını arkada bırakarak (sonucu dışlanmak olsa bile) özgürlüğün peşinden koşmak ve bunun için de çalışmak, çalışmak ve yine çalışmak. Tabi bu yolda, insanın kendini geliştirmesinde toplumun dayattığı engellerin de ne denli insanı bu yolda zorladığını anlayabiliyoruz. ‘’Yaşamak için ne çok neden var! Balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka nedenler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!’’
- Sürekli gelişimin ve öğrenmenin desteklendiği ortamda insanın sınırlarını zorlayarak en mükemmele ulaşmadaki ısrarı ve bunun sonucunda da kişisel gelişimin kaçınılmaz oluşu. ‘’İlginç. Mükemmelliği küçümseyen martılar yavaştır, hiçbir yere gidemezler. Mükemmele ulaşmak için uçanlar ise hızlıdırlar ve her yere gidebilirler. Unutma Jonathan, cennet bir zaman dilimi ya da bir mekan parçası değildir, çünkü zaman ve mekan kavramları anlamsızdır.’’
4. bölüm ilavesiyle yeni baskısını okudum ki iyi ki okumuşum. Son bölümde yazarın da bu bölümle ilgili ilginç hikayesi ve