sema

sema
@resen_
bahçe işleri
protohistorya ve ön asya arkeolojisi
30 Temmuz
28 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Ve bana öyle geliyor ki yaşamın gizli hecesinin ağzından çıkarıldığı saniye taşa dönüşecek Golem gibi tüm bu insanlar da beyinlerindeki küçücük herhangi bir fikir, önemsiz bir çaba, birinin amaçsız bir alışkanlığı, diğerininse yalnızca tümüyle belirsiz, asılsız bir şeye yönelik aptalca bekleyişi yok edilecek olsa o saniye ölüp yere yığılıverirlerdi.
Sayfa 29 - ithaki
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tilkiyle maymun birlikte yürürken, bir yandan da içlerinden hangisinin daha asil kökenli olduğu konusunda tartışıyorlarmış. Epey konuştuktan sonra bir mezarlığa yaklaşmışlar. Maymun bakışlarını hüzünle mezarlığa çevirmiş ve uzun uzun iç çekmiş. Nedenini soran tilkiye de mezarlığı göstererek, "Ah, atalarımın mezar taşları önünde nasıl ağlamam?" diye cevap vermiş. Bunun üzerine tilki, "İstediğin kadar yalan söyleyebilirsin, nasılsa ölülerden hiçbiri mezarından çıkıp seni yalanlayamaz" demiş. Masal yalancıların kendilerini durduracak biri olmadığında daha da abarttıklarını vurgulamak istiyor.
Sayfa 20
Edebiyat
Osmanlıların Çerkesler ve diğer komşu Kafkasya halklarıyla düzenli hale gelen temaslarına rağmen bu topluluklar Evliya ve diğer yabancı gözlemcilere hala tuhaf ve hatta tehlikeli görünüyordu. Evliya, Kafkasya'daki seyahatlerini anlatırken Çerkesler, Çerkesçeyle akraba bir dil konuşan Abhazlar ve Gürcülerle akraba olan Megreller için bir dizi ve neredeyse tamamen olumsuz tanımlamayı defalarca kullanır. Tutarlı bir şekilde her üç topluluğu da, aynı zamanda dini bir fitneyi de ifade edebilen "asi" kelimesini kullanarak isyankar olarak betimler." Buna bağlı olarak her üç topluluk da silahlı ve şiddete eğilimli olarak kabul edilir (tüfenk-endaz, pür-silah), Evliya'ya göre cesur, hatta dehşet verici savaşçılardır (bahadır, aznavur) Ahlaki değerleri şüphelidir, birbirlerinin çocuklarını köle pazarında satmak için kaçıran ıslah olmaz hırsızlardır. Müslüman olduğunu iddia edenler bile dini açıdan cahildirler: "bir mezheb nedir bilmezler ve kitab nedir bilmezler."
Sayfa 51·Kitabı okudu
Tarih
Hiç kuşku yok ki insan kendi eşliğinden kaçınamaz, bazı durumlarda daha da beterdir. Ruhun yola çıkarken yüklendiği, varışta yine karşısına çıkar, ikiye katlanmış olarak: Acılar ve yaralar, sıkıntılar ve ıstıraplar, güçlükler ve mutsuzluklar, üzüntüler ve melankoliler yolculukta büyür. Dünya turu yaparak iyileşemeyiz, bilakis huzursuzluklarımız şiddetlenir; uçurumlarımızı kazar, girdaplarımızı derinleştiririz. Bir terapi olmak şöyle dursun, yolculuk bir ontolojiyi, bir varolma sanatını, kendilik poetikasını tanımlar. Kendini kaybetmek için gitmek riskleri artırır, kendiyle yüz yüze gelmek tehlikeye boyut atlattırır, daha da beteri vardır: kendinde en korkunç olanla yüz yüze gelmek.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Yolculuk etmek ulusalcı, Avrupamerkezci, dar misyoner zihniyetinden ziyade açık, merkezsiz, kozmopolit ve etnolojik bir iradeyi gerektirir. Turist karşılaştırır, gezgin ayırır. Turist bir medeniyetin erimi dâhilinde kalır, bir kültürü hafifçe okşar ve köpüğünü hisseder; bir düşünceye bağlanmış bir seyirci, kendi köklerinin bir militanı olarak uzaktan, gölgelerine dokunur. Gezgin ise, öngörmeden, bağımsız bir seyirci olarak meçhul bir dünyaya girmeyi dener, ne gülmektir derdi ne ağlamak, ne yargılamak peşindedir ne de mahkûm etmek, ne suçunu bağışlamaktır niyeti ne de aforoz etmek, o içeriden kavramak, yani etimoloji itibarıyla anlamak arzusundadır. Kıyaslamacı hep turisti belirtir, anatomist ise gezgine işaret eder. Üstü örtülmüş bir masumluğun yaratımına katkıda bulunmak için, demek ki bir ülkeye orada basmakalıp sözlerin öğrettiklerini bulmak için gitmekten sakınmak gerekir.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce