hesabın da, dikişin de tutmadığı bir hayat bu, diye düşünürdüm. bilmediğim o kadar çok şey vardı ki o zamanlar. hepsine bokluk deyip geçiyordum. çözemediğim, beş duyumla algılayamadığım bir şey. bir bokluk var bu hayatta! ve söylerken o kadar farkındaydım ki, o bokluğu hiçbir zaman çözemeyeceğimin. o kadar uzaktım ki ne olduğunu anlamaktan. tanımlayamadığım ama hayatımı çökerten her şeydi bokluk. bir bokluk var! ama ne?
bir sigara yaktım. camel. burada bulunuyor bu tütün. kaçacak bir yer kalmadı. gidecek bir yer kalmadı. ölüm kaldı. görmediğimiz bir o kaldı. ölüm ve sonrası. eğer varsa. geçtiğimiz, maruz kaldığımız bütün sınavları düşünüyorum. bütün mücadeleleri. sorular. yanıtlar. yarışlar. çalışmalar. uykusuz geceler. ezberlemeler. anlaşılamayan konuları beyinlere gömmek. diri diri! bilmiyorum ben. hiçbir şey. ezberledim zamanında. herkes gibi. ama unuttum hepsini. hiç büyümedim. hep sınıfta kaldım. terfi edemedim. ilerleyemedim. gerilemedim. felçli gibi oturdum. hep aynı yerde. hep aynı zamanda. vücudumun çıkarabildiği bütün sıvıları tanıdım. kan, gözyaşı, ter. “ölmüşüm, haberim yok!” derdim, eğer biraz daha kuvvetli olsaydım. geniş bir çukur. derin mi derin. toprağın içinde bir oyuk. yerim orası. gömsem kendimi. bitse her şey. sonuna gelsek filmin. kopsa film! fark etmez bizim için. yeter ki derine, çok derine gömsünler bizi. on dakika uğraşsak nefes almak için, sonra da yorulup “eyvallah!” desek ölüme. bitse her şey. öyle bir çığlık atsam ki dünya çatlasa! altı milyar insan sağır olsa! tanrı sağır olsa! ben sağır olsam! kör olsam! görmesem hayatı! bitse her şey. çok sarhoşuz. çok. absinthe, votka, scotch, rakı ve kayra.