âbiri sebîl

âbiri sebîl
@revzen
80 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
"Bu özgün bir eserdir" şeklindeki bir söz o şeyin son derece güzel olduğu anlamına gelir. O hâlde "özgün üretim yapan kişi" şeyleri güzel olarak inşa eden kimsedir. Bir kimse şeyleri estetik bir şekilde inşa etmedikçe "özgün kimse sayılmaz." Bu sebeple "el-Bedî' [örnek ve model olmaksızın son derece güzel bir şekilde yaratan zat] ismi, Yüce Allah'ın esmayıhüsnasındandır. Nitekim ayeti kerime "O yeri ve göğü özgün ve estetik bir şekilde yaratandır" [Bakara, 2/117] diye buyurur.
Sayfa 65
Reklam
Etrafımızda dinlerinin gereği olan ahlaka sahip olmayan Müslümanlar ve buna karşın ahlak sahibi olan gayr-ı Müslimler görüyoruz. Bu kimselerin ahlakı dinden ayırmaları, aldıkları değerlerin dinden alınma olmadığını göstermez. Tam aksine söz konusu değerler dinden alınmıştır fakat laikleştirilme ve aklileştirilmeye, hatta tarihselleştirilmeye tabi tutulmuştur. Bunun neticesinde bu değerler, modernite erbabının bireyin özel hayatına hasrettiği cüzi sıfatlar hâline gelmiştir.
Sayfa 60
"Gelse ki çirkinlik ordusu üstüne fırka fırka" dedi meczup, "yeter gönlünü korumaya güzellikten örülmüş bir hırka!" diye yazmış Gökhan Özcan ağabey "Direniyor Güzellik" isimli yazısında. Ne hoş, zarif ve de doğru bir tabir..
Müslümanlığa saygısız, gayr-ı İslâmî yaşayışa alabildiğine kapılmış onbinlerce genç, maddeperest eğitimin yanında büyük ölçüde basının üretimi. Körü körüne zengin düşmanlığı basının ürünü. Haksız kazançların üzerine çöreklenmek, vergi kaçırmak, zekâtı unutmak, akrabayı ve komşuyu kendi haline bırakmak ve daha akla gelebilecek bütün menfîlikler büyük trajlı etkin gazetelerin şekillendirdiği insanların hususiyetleri. Ve bu gazeteler basın ahlâk yasalarına uymuşlardır. İslâmiyet birbirine şer'î nikahla bağlı olmayan erkek ve kadını birbirine haram kılmıştır. Evliliği mukaddes kılmıştır. Evliliği teşvik etmiş, evlilik dışı münasebete, yani zinaya, bunun her türlüsüne yasak koymuş, topluluk önünde alenen dövmekten, taşlanarak öldürmeye kadar cezai hükümler getirmiştir. Büyük trajlı bu gazeteler ise zinayı hoş gören ve hoş gösteren bir telkinat içindedir. Ve bu gazeteler basın ahlâk yasasına uymuşlardır. İslâmiyet faizi haram kılmıştır. Fakat bu gazeteler, emeksiz ve haksız kazanç olan faizin en metin, en ihlaslı kaplere bile yerleşmesi için seferber olmuşlardır. Zira, leşin karga besini oluşu gibi, gıdaları Allah'ın haram kıldığı faizdir. Ve bunlar ahlâk yasasına uymuşlardır. Bu örnekleri daha fazla sıralamaya lüzum yok. Tek kelime ile gazetede arayacağımız şey, İslâmî öze bağlılık, İslâmî bakışın mevcudiyeti, âdil ve insanî bir düzenin telkini, fakirin hakkını, yoksul ve sefilin hakkını, zayıfın hakkını arayış, zalim idareciye, başkana, devlet adamına yaptığı zulmü ihtar ve küfre savaştır. Bunlar mevcut olmayan her yayın kesin surette ve bilinçle ölüme, çürümeye bırakılmalıdır. Tek kuruşu bile onlara kaptırmayarak. Ne yazık ki onları Müslüman Türkiye besliyor.
Sayfa 219
Duygu ve Düşünce
Basın, başkalarının ayıplarını, memleketimize hiçbir yararı olmayan, tersine insanımızın beynini bulandıran gizlileri ortaya çıkarmanın peşinde. "Başkalarının ayıplarını araştırmayınız" hadis-i şerifindeki inceliğin, insanîliğin tam tersi bir davranıştır bu. İslâm'da her yasak, insanın içindeki bir azılı düşmanın işareti. O düşmandan ötürü. Başkalarının ayıplarını araştırma isteği her insanda mevcuttur ve işte bu menfiyi disiplin içinde tutmaktır İslâmî edep. Ayıpları araştırma hastalığı bütün insanların içinden dışarı çıksa, kurumlaşsa ve kendine bir organ arasa bugünkü basını bulurdu. Ne yazık ki, basının ürünleri, yani gazete ve dergiler doğurdukları ve tahrik ettikleri "merak" hissi, gayr-ı insanî duyguların bir anlık tatmini ve alışkanlık gibi kapılmalarla yüz binlerce satıyor, her şehre, her eve giriyor, korkunç bir soysuzlaşmanın sebebi oluyorlar. Yıkıntının üzerine yıkmakla gidiyorlar. İnsanların, görüşlerin, toplulukların arasını açıyorlar. Düşmanlıkları kesinleştiriyor, çatışma planına sürüklüyor, taraf tutmalarla aslında okuyucu tutuyor, tuttukları bağnaz okuyucu kendilerini ve kendileri okuyucularını kamçılaya kamçılaya halkın felaketi oluyorlar.
Sayfa 218 - Müslüman Basın ve Görevleri
Edebiyat