âbiri sebîl

âbiri sebîl
@revzen
80 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Büyüklerin hayatlarını anlatan kitaplarda, mesela, İmam-ı Şarani hazretlerinin Selef-i Salihînin Örnek Hayatı ismiyle tercüme edilen eserinde veya İmam-ı Gazali hazretlerinin İhya isimli kitabında, zikredilen hadis-i şerifler, insanları alınları çatlayacak kadar düşünmeye, tefekküre, ağlamaya, hüzünlü olmaya davet ediyor. "Şüphesiz, ahirette en çok huzur içinde olan, dünyada en çok düşünendir, ahirette en çok gülen, dünyada en çok ağlayandır. Ahirette en çok sevinçli olan, dünyada en çok mahzun olandır" hadis-i şerifi, bu konudaki sayısız hadisten biri. Burada zikredilen "düşünmek", "ağlamak", "mahzun olmak" gibi ifadeleri ben şahsen izah edebilecek yetenekte değilim. Bize büyüklerimiz, hadis-i şerifleri, ehli olmadan, yorumlayacak ilmi olmadan yorumlamanın mahzurlarını öğrettiler. Onları okuyup, ne anladıksa onunla amel etmeyi değil, onları teberrüken okumayı salık verdiler. Bununla beraber üste bu teberrüken okuyuşlarımızda da, dış hatlarıyla anlayabildiklerimiz, bize malayani sözlerle vakit öldürmemeyi, boş laflarla saatler geçirmemeyi öğütlüyor.
Sayfa 216
1000Kitap
Reklam
Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki: “Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. (Buhârî, Deavât, 66) Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir tebşîrdir. Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira, hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla süslenir. Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır. Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların vasfında: “Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)
Din
Anlamlı bir hayat, bütün sıkıntı ve neşelerden, dinî tertiplere dayalı bir birlik meydana getirebilmek demek. Bu çabalar kişisel olmakla beraber, başkalarına da sirayet ettiği için, arkadaşının iyisinin seçilmesi, âlimlerle beraber olunması, mecbur olunsa bile şerli muhitlerde bulunulmaması öğütlenmiş.
Edebiyat
Sabır Yelkenleri
Bela, sabırla ancak eğitici ve yüceltici. Aldırmazlık veya aşırı önemsemeyle helak oluş değil, tersine belayı, onu var edenin adına bir gerçeklik olarak içinde tutmak ve onun bulutlar gibi toplandıktan sonra açılacağını beklemek. Ona hem razı olmak, hem de kabullenmeden içinde bir evlat gibi büyüttüğü, taşıdığı halâs anını beklemek. Fakat belaya olduğu gibi, mutluluğa, selamete, gönül hoşluğuna da sabır ve tahammül gerekli. Ona da tıpkı belaya sabredildiği gibi bir dayanma gücüyle sahip olunmalı ki bolluk ve gönül rahatlığı, kişiyi kulluk bilincinin sınırları dışına çıkarıp helâka götürmesin.
Sayfa 66
Fakirlik; gözü tok, muvazeneli, seviyeli insanlarda bir nevi adalete benzer. Muhteris ve zevkine düşkünlerde ise daima küçültücü olur.