8/10
·144 syf.··
2026 9. kitabı
Bahar gelsin şu dağlara gideyim Belki derdimize çare bir çiçek Toplayıp devirip armağan edeyim Açılan yaramı sara bir çiçek (Aşık Reyhani) Hürmet budalası değilim ben muhabbet budalasıyım rahat olun! Neylersin ölüm herkesin başına/ uyudun uyanamadın olacak/ kim bilir nerede nasıl kaç yaşında/ bir namazlık saltanatın olacak/taht misali musalla taşında. İnsan bir meyvenin çekirdeğini içinde taşıdığı gibi ölümü de kendi içinde taşır Olan olmuştur evladım olacak olan da olmuştur Genç nesilde aidiyetle ilgili ciddi problemler var Bukalemun kişilikler tabiri Bu dijital dünyada her Like dijital amin olarak algılanıyor Yasal olan her şey helal değil Bir hadsize haddini bildirmek 40 yetime kaftan giydirmekten Allah sadece sınıra dikkat edin demiyor yaklaşmayın buyuruyor biz beşeriz her zaman tampon bölgeye ihtiyacımız var Batı Dünyası’nın sabit referansları yoktur ama Müslüman olarak bizlerin sabit referansı var Protez bellekler tabiri güzeldi Biz ruhun terbiyesinden bahsediyoruz ancak duyuların da terbiyesi gerekli gözün kulağın burnun Tefekkür et dağa bakınca sadece dağ görme sahibini gör niçin yaratıldığını anlamaya çalış Sen seçildin seçildin yeryüzünde bir varlık kazandın burada olmanın bir muradı bir anlamı var bunu keşfetmek zorunda olan sensin Senden esirgenmiş olanın senin hayrına olduğunu anladım vakit lütfun kapıları açılmış demektir Zorluklar var ancak onların büyüklüğü bizim onlara nasıl bir mana yüklediğimize göre değişir. Fıtratı İslam üzeri yarattı SEN YARİNİ BIR HABER Mİ SANDIN, YOKSA SENI TERK EDER MI SANDIN? Şeyh Galip
Belki Derdimize Çare Bir ÇiçekM. Kemal Sayar · TK Kitap · 2025967 okunma
8/10
·508 syf.·
2025 78. kitabı
Abdullah Döner’in hayatı bir bireyin hikâyesinden çok, Türkiye’nin toplumsal ve siyasi evriminin de yansımasıdır. Kökleri Dağıstan’a uzanan ve iki kez göç ederek Sivas’a yerleşen ailesi, Osmanlı Devleti döneminde başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti ile devam eden muhacirlik sürecinin simgesel bir örneğidir. Her göç, yeni bir kimlik ve aidiyet arayışıyla şekillenir. Abdullah Döner’in ailesi de, tarihsel zorluklarla başa çıkarak, Türkiye’de yeni bir hayat kurmuş ve Türkiye’yi vatan edinmiştir. Abdullah Döner’in hayatı, 1941 yılında Sivas’ta başlayan, Almanya’da şekillenen ve Türkiye’de sanayicilik ve siyasetin içinde geçen bir yolculuktur. Bu otobiyografi, sadece kişisel bir hikâye değil, aynı zamanda Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve politik dönüşümünü de anlamamıza yardımcı olan önemli bir kaynaktır. Kitapta yer alan anekdotlar, özel zaman dilimleri, karşılaşılan zorluklar ve yer alınan tarihi mücadeleler, her bir okuyucuya derin bir düşünsel kritik yapma imkânı sunacaktır. Abdullah Döner’in, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Anadolu’nun bir köyünden başlayıp, Almanya’da gurbetçi, Türkiye’de sanayici, politikacı olarak şekillenen hayatı, hem bireysel bir başarı öyküsü hem de halkın, milletin ortak mücadelesinin ve dönüşümünün de bir parçasıdır. Abdullah Döner pek çok tarihi olayın bizzat içinde ya da şahitliğinde bulundu. Kitabında bu olayların çoğunu okuyacaksınız. Amerikan 6. Filo’sunun protesto edildiği gün oradaydı; 1967’de ölümlerin olduğu Kayserispor-Sivasspor maçının; 12 Eylül Darbesi’nin; Sivas’taki önce Ali Baba Mahallesi olayları ve ardından 93 yılındaki Sivas olaylarının şahitlerinden birisiydi. Muhsin Yazıcıoğlu, Alparslan Türkeş gibi siyasetçilerle birlikte yol yürüdü. Ayrıca onun hayatında Enver Altaylı, Temel Karamollaoğlu, Devlet Bahçeli, İlhan Kesici, Ahmet
Memleket İsterimAbdullah Döner · Canola Yayınları · 20251 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·227 syf.··
2025 10. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2025 04:01
Âşıklar Bayramı/ Kemal VAROL Dün çok güzel bir kitap bitirdim. Netflix'te filmi de varmış, onu da izleyip öyle paylaşmak istedim. Özellikle filmi izlemeyi tercih ettim çünkü âşıkların çalıp söylemelerini sadece okuyarak anlamak mümkün değil, görmek ve duymak da gerekiyordu. Âşıkları hep sevmişimdir. Karslı Âşık Murat Çobanoğlu, Kul Nuri, Aşık Mahsuni Şerif, Ali Nurşani... Zaman zaman sosyal medyada gitarist oğluyla atışmalarını keyifle takip ettiğim Âşık Orhan Üstündağ... Âşık Reyhani, Âşık Veysel ve şu an ismini hatırlayamadığım daha nice usta... Bıkmadan, usanmadan saatlerce dinlerim. 'Dudak Değmez' geleneklerini hayranlıkla izlerim. Bunları neden anlattım? Çünkü okuduğum kitap 'Âşıklar Bayramı' idi. Âşıkların diyarı Kars'a yapılan bir yolculuk, yolda âşıklarla buluşmalar, Âşıklar Kahvesi'nde soluklanmalar... Tüm bunlar beni içine çekti. Ancak hem kitap hem de film, beklentilerimi tam olarak karşılamadı. Yine de böyle bir konunun ele alınması, yazılması ve hatta filme çekilmesi bile başlı başına çok kıymetli. Kötü demiyorum, diyemem de; film de kitap da çok güzeldi. Ama benim beklentim farklıydı. Âşıklar anlatılırken değinilmesi gereken çok fazla konu vardı. Hikâyenin içine bunlar da serpiştirilebilirdi. Baba-oğul ilişkisi üzerine düşündüm; esasında duygulandım. Rahmetli babamla yaşanmışlıklarımın yanında, yaşanmamışlıklarım da vardı. Kitapta ikisini de okudum. Çoğu yerinde kendimi buldum. O uzaktaydı, ben ise başka bir âlemdeydim. İçimde ukde olarak kalan çok şey var. Heves Ali ve Yusuf'un 25 yıllık hikâyesini okudukça bazen üzüldüm, bazen mutlu oldum. Üzerinde düşündükçe kendi yaşanmışlıklarım ve içimde kalanlar daha da anlam kazandı. "Geceleyin gelen nedir, bilir misiniz?" Tarık suresi/Syf.11 Çünkü bir babanın kendisiyle değil, hatırasıyla kavga etmek her
Aşıklar BayramıKemal Varol · İletişim Yayınları · 20194,334 okunma
6/10
·380 syf.··
2024 76. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2024 00:16
Halil Cibran, Emin er Reyhani ve Mihail Nuayme'nin özellikle Amerika ve Avrupa'nın başarılı yazarlarından örnekler alarak kendi kültürleriyle harmanlayıp meydana getirdikleri ve milli edebiyatlarının oluşmasında katkı sağladıklarını gözler önüne serdiği bir çalışma olmuş. Özellikle bu üç yazar Arap edebiyatının çeşitlilik sağlamasını ve daha da ilerlemesini sağladığını da belirtmek gerekir.
Modern Arap Edebiyatının Usta KalemleriAida İmanquliyeva · IQ Kültür Sanat Yayıncılık · 20076 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2024 118. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2024 00:00
Modern Arap edebiyatının önemli ekollerinden biri Mehcer/Göç edebiyatı ekolüdür. Mehcer Edebiyatı, 19. yy.’da Lübnan, Suriye, Filistin ve Ürdün’den Amerika ve diğer yabancı devletlere göç eden Arapların oluşturduğu Arap edebiyatıdır. Halil Cibran, Emin er-Reyhanî ve Mihail Nuayme bu ekolün en bilindik örnekleridir. Modern Arap edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Mihail Nuayme, birçok dile çevrilen bu romanında okurunu bir #dualite ile baş başa bırakır. Daha basit bir tanımlama ile “metafizik bir karşılaşma” da diyebilirim. İnsanlardan uzak kalmayı tercih ederek asosyal bir yaşam biçimini benimsemiş mizantrop bir kişilik Arkaş. Sadece insanlardan değil kendinden de uzak. New York’ta bir Arap kahvehanesinde her gün sayısız insanla iç içe olmasına rağmen yalnız. Ya da belki sadece öyle hissediyordur. Düş ve düşünce gücü engin. “Hürriyet” ve “ölüm” onun için çok özel iki kavram. “Bilinmeyeni bilmek, bildiğini de unutmak” onun için aslolan. Felsefenin,en temel sorunu olan ‘öteki’, özlemini duyduğumuz, ulaşmak istediğimiz üst kimlik arayışımızdır. Bu arayışın neden olduğu ‘öteki nevrozu’ dengelenemediğinde ise eyvah, ki ne eyvah! İki Arkaş ile karşılaşıyoruz metinde. Biri, ilahi âlem için sükun istiyor diğeri insan kalabalıklarına karışmak… Kişinin kendi ötekisiyle yüzleşmesi lafta kolay edimde sancılı, dirayet isteyen bir maslahat. Dostoyevski’nin #suçveceza ‘dediği gibi “Ama, Golgotha’ya(*) tırmanmak kolay değildir.” Kendini Arayan Adam Mihail Nuayme
Kendini Arayan AdamMihail Nuayme · Ketebe Yayınları · 2024667 okunma
Puan vermedi
Dünya'ya gözlerimizi açtığımız anda bir ailenin, bir mahallenin,bir şehrin ferdi oluyoruz ama peki seçmeden geldiğimiz bu kriterlerin ceremesini neden sorgusuz sualsiz yükleniyoruz ki ? Ailemizden sadece miras olarak ev,araba,tarla kalmıyor bizlere. Kalıtsal hastalıklar,hatıralar,akrabalar,travmalar da yanında paket halinde veriliyor sanki. Kitapta tam bu fikirlerime öyle uygundu ki okurken çoğu yerinde durup düşündüm ,bazen içerledim bazen de kader deyip sustum. Karakterimiz kulağındaki çınlama şikayetiyle doktora gittiğinde Tinnitus (işitme kaybı) hastalığına yakalandığı teşhisi konuluyor ve doktorunun sorduğu ilk soru tabiki "Aileden başka birinde var mı? " oluyor. Elbette var ... Memleketten bir telefonla manevi halasının öldüğünü de öğrendiği için, doktor da sessiz yerlerde vakit gecirmesini önerdiğinden düşüyor sıla yollarına. Dedesinden kalan aile konağına geldiğinde hiç bir şey eskisi gibi değil tabiki,babası,annesinden sonra manevi halası da vefat etmiş ve cenaze işleri arasında,kendi sorunları yetmez gibi evden payını isteyen Almanya'daki kardeşi ve kuzeni de derdine dert eklerken,koyun can derdinde kasap etiket yükseltme peşinde... Babanesiyle yaşadığı zamanlardaki konuşmaları,tembihleri,nazardan korkusunu,batıl inançları ,gelecek kaygısı,çocukluğundaki o evde geçen her ayrıntı benideo konakta gezdirdi diyebilirim. Evde bulduğu bir mektupla 1926 da yaşananlarla büyük dedesinin sürgün yılları yaşadığı İstanbul zamanlarınada giderken (tahminim üzere reyhani,Süryani ayrıntılarından baba ocağının Mardin olduğunu düşünüyorum) Yazarın şehir hayatından vazgeçip hatıralarla harmanlanan zihnine ve hayatı sorgularken yer yer kader kıskacında olması ve hastalığının kabulleniş aşamalarını okurken kitabın bitmesiyle kalakaldım. Nacizane devamı gelmeli diye düşünüyorum .
İki Meltem ArasındaMehmet Veysi Boran · Everest Yayınları · 2024151 okunma