Abdullah Döner’in hayatı bir bireyin hikâyesinden çok, Türkiye’nin toplumsal ve siyasi evriminin de yansımasıdır. Kökleri Dağıstan’a uzanan ve iki kez göç ederek Sivas’a yerleşen ailesi, Osmanlı Devleti döneminde başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti ile devam eden muhacirlik sürecinin simgesel bir örneğidir. Her göç, yeni bir kimlik ve aidiyet arayışıyla şekillenir. Abdullah Döner’in ailesi de, tarihsel zorluklarla başa çıkarak, Türkiye’de yeni bir hayat kurmuş ve Türkiye’yi vatan edinmiştir.
Abdullah Döner’in hayatı, 1941 yılında Sivas’ta başlayan, Almanya’da şekillenen ve Türkiye’de sanayicilik ve siyasetin içinde geçen bir yolculuktur. Bu otobiyografi, sadece kişisel bir hikâye değil, aynı zamanda Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve politik dönüşümünü de anlamamıza yardımcı olan önemli bir kaynaktır. Kitapta yer alan anekdotlar, özel zaman dilimleri, karşılaşılan zorluklar ve yer alınan tarihi mücadeleler, her bir okuyucuya derin bir düşünsel kritik yapma imkânı sunacaktır.
Abdullah Döner’in, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Anadolu’nun bir köyünden başlayıp, Almanya’da gurbetçi, Türkiye’de sanayici, politikacı olarak şekillenen hayatı, hem bireysel bir başarı öyküsü hem de halkın, milletin ortak mücadelesinin ve dönüşümünün de bir parçasıdır.
Abdullah Döner pek çok tarihi olayın bizzat içinde ya da şahitliğinde bulundu. Kitabında bu olayların çoğunu okuyacaksınız. Amerikan 6. Filo’sunun protesto edildiği gün oradaydı; 1967’de ölümlerin olduğu Kayserispor-Sivasspor maçının; 12 Eylül Darbesi’nin; Sivas’taki önce Ali Baba Mahallesi olayları ve ardından 93 yılındaki Sivas olaylarının şahitlerinden birisiydi. Muhsin Yazıcıoğlu, Alparslan Türkeş gibi siyasetçilerle birlikte yol yürüdü. Ayrıca onun hayatında Enver Altaylı, Temel Karamollaoğlu, Devlet Bahçeli, İlhan Kesici, Ahmet