Puan vermedi·166 syf.··
2018 100. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2018 00:00
Okuduğum farklı bir kitapla geldim bu sefer. Öykü yarışmalarında çeşitli dereceleri olan, 2017 yılında düzenlenen uluslararası öykü yarışması kapsamında Barselona'da Türkiye'yi temsil eden Gökten Çağrı Aktan'ın kitabı. Yeni bir yazar @gokten_aktan ve daha önce tanışmadığım @la_kitap ile tanıştığım için memnunum. Kitap kapağından ve arka kapak yazısından yola çıkarak çok daha fantastik bir kitap beklemiştim aslında ama karşıma bir kabile çıktı. Yaşadıkları yeri anlatırken yazarın kullandığı masalsı giriş hem şaşırttı hem daha çok meraklandırdı. Ama kabile içi yaşananlara girince çok yabancı olmadığını anlıyorsunuz. O kadar yabancı değil ki, o ilkellikten günümüze kadar gelen şeyler mevcut. Günün koşullarına uydurulmuş haliyle tabiki. Güç arayışı, hırs, sahip olduklarına rağmen doymamak ve sahip olmak için savaşmak, ihanet, yancılık... Sorgulayanların zaten vay haline. Kitabımız, anlatılan maceraya uygun olarak güç gösterileriyle dolu. Kabile reisi seçerken ya da onun sağ kolu olmak için yerine getirilmesi gereken şartlar dehşetti. İtiraz eden, sorgulayan, inanmayan birinin verdiği mücadele ve feda ettikleri de ayrıca tartışılır. Olmasaydı dediğim küçük bir nokta var, ikilemeler biraz az mı olsaymış acaba. Kısaca türü sevenler rahatlıkla okuyabilirler. Zaten akıcı olan yormayan anlatımıyla, farklı oluşuyla da tercih edilebilinir. Bir kaç alıntı bırakıp müsadenizle yeni kitabıma doğru yelken açıyorum... "... inandılar : çünkü akıl yürütmek yerine, yürütülmüş akılların peşinden gitmeyi yeğleyen insanlardandılar..." "Korku, saygının eli sopalı zorba sevgilisiydi..." "Umuyorum ki bu dünya da adalet diye bir şey var ve herkesin ruhu kalbinin karaltısı kadar acı çekecek..." "İnsanların aklına kilit vurmanın tek yolu, korkutma üzerine kurulu bir din anlayışıyla mümkün
Sevimsiz TanrılarGökten Çağrı Aktan · La Kitap · 2018869 okunma
Puan vermedi·156 syf.··
2026 111. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 21:54
Sakura Mevsimi Kitapçısı ~ Takuya Asakura . Yayınevinin İyi Hisset serisinin kitaplarına bayılıyorum. Her biri tam başucu kitabı olarak adlandırdığımız o özel kitaplardan Arka kapakta söylediği gibi kitabı okumaya başlayınca bir anda kendimi kiraz çiçekleriyle çevrili o gizemli kitabevinde buldum. Birbirinden farklı insanların yollarının ve hayatlarının kesişme yeri bu kitabevi. Sakura’da gizemli bir kız ve her şeyi izleyen üç renkli bir kedi karşılıyor sizi. Yolumuzun buraya düşmesi demek bizi derinlerimizde sakladığımız duygularla yüzleşmeye itiyor. Yolumuzun kitaplarla, aynı kitap ve aynı satırlarla kesişme şekli beni o kadar çok heyecanlandırdı ki bu detaya bayıldım! Yolunuzu açan bir kitap, her birinin ve duyguların sorgulaması, farklı bir dünya ve rezerve bir masa Mucize pazarlamacıları Kobako ve Sakura kitapçısındaki kızımız ile uçsuz bucaksız bir maceraya ve iyileştirici bir güce tanık oluyoruz. Çok ama çok sevdim. Şans vermelisiniz “Şöyle söyleyeyim: Mucizeler, aslında sandığımızdan çok daha sık, çok daha farklı yerlerde meydana geliyor. Ama kim için, ne şekilde gerçekleşeceği son derece rasgele. “Şu halin var ya... hep gülümsemeye çalışman. Öyle kolay bir şey değil bu. Benim gibi ihtiyarları, etrafındaki insanları neşelendirmek için yaptığını biliyorum. İnsan başkaları için gülümseyebiliyorsa, bu büyük bir şeydir. Ben beceremezdim.”
Sakura Mevsimi KitapçısıTakuya Asakura · Athica Yayınları · 202687 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·156 syf.··
2026 48. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 02:51
Selamlarrrr Bugün sizleri çok severek okuduğum bir kitapla geldim. İçerisinde dört bölümden oluşan bir hikaye cümbüşü sizleri bekliyor. Kitap inanılmaz huzur verici ve sakin akan cinstendi. Özellikle kitabın ilk hikayesi ve son hikayesinin birbirine bağlanması benim çok hoşuma gitti.Çok ince bir detay sıkıştırmıştı yazar oraya.(bayıldımmm) Sakura Mevsimi Kitapçısı olarak bilinen yer, insanlara tam da mucizeye ihtiyaçları olduğu zaman görünen bir kitapevidir. Ama tabii ki görünmesi için belirli şartlar vardır. Bu şartlar; kitapçının sahibi olan kadının, kedisinin seçtiği kitabı, aynı anda, aynı mevsimde, aynı sayfaları hatta aynı bölümleri okuduğunuz zaman size görünür ve sizi kitapçının içine davet eder. Kitapçıya davet edildiğiniz zaman sizi rezerve edilmiş masayla birlikte kitapçıda ki kadın ve kedi karşılar. Ve sizi en çok mucizeye inandığınız o anı tekrar yaşamaya gönderirler. Genel olarak benim dikkat ettiğim ölmüş birini tekrar anımsamak istediğinde karakterlerin o ana tekrar götürülmesiydi. Özellikle hikayedeki ilk kitap Küçük Prens olduğu için daha çok sevdim bağlandım diyebilirim. (Okumayı en sevdiğim kitaplardan biri olduğu için muhtemelen ) Yine ana teması Peter Pan olan bir hikayemiz sizi karşılıyor ilerleyen sayfalarda. Bizde baskısı olmayan kitaplardan da bahsediyor kitap ve ben onları da çok merak ettim. Hem yazarın anlatım dili, hem de kitabın kurgusu, hikayeleri o kadar orijinal ve huzur vericiydi ki okurken sakinleştiğimi hissettim. Ben çok severek okudum. İlgisini Çekenlere Şimdiden Keyifli Okumalar Dilerim
Sakura Mevsimi KitapçısıTakuya Asakura · Athica Yayınları · 202687 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2024 2. kitabı
Aldous Huxley’nin 1932 yılında kaleme aldığı "Cesur Yeni Dünya" modern uygarlığın vaat ettiği ilerleme söylemini keskin bir ironiyle ters yüz eden distopik türü arasında özel bir yere sahip olan bir romandır. Romanın olay örgüsünün akıcılığı ile alt metindeki ideolojik yoğunluk arasındaki gerilimin altını çizmek gerekir. Kitap genetik mühendisliğin, şartlandırmanın ve haz odaklı bir tüketim kültürünün mutlak hâkimiyet kurduğu bir gelecekte, “Dünya Devleti” adı verilen totaliter sistem içinde başlıyor. İnsanlar artık doğal yollarla doğmaz; laboratuvarlarda üretilir ve daha embriyo aşamasında Alfa’dan Epsilon’a kadar sınıflara ayrılıyor. Sistemin merkezinde yer alan karakterlerden Bernard Marx, fiziksel ve zihinsel farklılıkları nedeniyle ait olduğu Alfa sınıfına yabancılaşmaya başlıyor. Bernard’ın içsel huzursuzluğu, toplumun dayattığı sahte mutluluk ideolojisinin ilk çatlağını oluşturuyor. Bernard’ın Lenina Crowne ile birlikte “Vahşi Rezerv”e yaptığı ziyarette John the Savage, yani “Vahşi John” karşılaşıyor. Doğal yollarla doğmuş, acı, aşk ve trajedi gibi insani deneyimlere aşina olan John, medeniyet olarak sunulan yapay düzen ile organik insanlık hâli arasındaki karşıtlığı somutlaştırıyor. Bernard, John’u Londra’ya getirerek onu adeta bir “egzotik nesne” gibi topluma sergileyerek, bireyin sistem içinde nasıl metalaştırıldığını gözler önüne seriyor. John’un uygarlıkla karşılaşması, özellikle haz ilacı “soma”ya, koşullandırılmış cinselliğe ve duyguların bastırılmasına yönelik sert tepkileriyle dramatik bir çatışmaya dönüşüyor. John ile Dünya Denetleyicisi Mustapha Mond arasında geçen felsefi tartışma paragraflarında; özgürlük ile mutluluk, bireysellik ile toplumsal istikrar, hakikat ile konfor arasındaki gerilim anlatılıyor. Mond’un savunduğu sistem, acıyı ortadan
1000Kitap
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 22. kitabı
Dikkat: İntikam gurmeleri, bu masa sizin için rezerve edildi! Sizi şöyle en iyi manzaralı baş köşeye alalım. Karşınızdaki eser... Tam anlamıyla bir EFSANE. Zira bu kitap, adalet ve hesaplaşma üzerine yazılmış bir efsane...Kapağı aralayın ve nefes kesen bir intikama tanıklık edin. Hazırlıklı olun: Bu kitap sizi alıp bir dedektif değil, bir jüri üyesi yapıyor. Tüm kanıtları dinleyecek, tüm yalanları sezmeye çalışacak ve en sonunda hükmü siz vereceksiniz.️Soru şu: Tate'i serbest mi bırakacaksınız, yoksa onu kendi geçmişinin hapishanesine mi atacaksınız? Haydi kararınızı verin. Londra’da yüksek bir binanın tepesinden genç bir kadın düşer. Olayın tek tanığı Tate Kinsella’dır; fakat onun anlattıkları kimseyi ikna etmez. Polis Tate’in bir şeyler sakladığını düşünürken, avukatı da geçmişinde tuhaf boşluklar olduğunu fark eder. Bir zamanlar gelecek vadeden bir oyuncu olan Tate, şimdi sıradan bir hayat yaşayan, kendi travmalarıyla boğuşan bir kadındır. O gece orada bulunmasının tesadüf mü yoksa daha karanlık bir nedeni mi olduğu belirsizdir. Tate’in geçmişi ortaya saçıldıkça cevaplar netleşeceğine daha da karmaşık hale gelir; çünkü yüzleşmesi gereken eski bir gerçek vardır. Kesin kanıt yoktur ama..... Bu bir intihar mıydı, yoksa titizlikle kurgulanmış bir cinayet mi? Dürüst olmak gerekirse, kitap beni resmen koltuğuma çiviledi. Öyle bir anlatım dili var ki, kendimi bir anda zihinsel bir labirentin içinde buldum. Kitaba başlar başlamaz sayfalar su gibi akıp gidiyor; yazar daha ilk satırlarda sizi öyle bir çekiyor ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Karakterin aklından geçenleri okurken sürekli bir tereddüt içindeydim. Doğru mu söylüyor yoksa manipüle mi ediyor? Bu güvensizlik hissi okumayı daha da heyecanlı hale getiriyor. Her sayfada yeni bir ipucu, yeni bir soru
Çatıdaki KadınRuth Mancini · Artemis Yayınları · 202548 okunma
8/10
·132 syf.··
2025 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2025 14:03
#Okudum #KitapYorum #GidendenKalan #OkanTurhan #LMNYayınevi #Roman #132Sayfa #Papatyakitaplığı Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere LMN Yayınevi'nden çıkan, Okan Turhan'a ait, "GİDENDEN KALAN" isimli romanı tanıtmaya çalışacağım. Kitap bitti. Ancak parmaklarım sayfa çevirme refleksinden ayrılamadı. Hani bazı şeyler yarım kalır gibi hissedilir. Tamamlanmamış, ağrısı geçmemiş, dokunmalar yetmemiş, suya kana kana doymamış, uykusundan erken uyanmış, sevdiğinin elinden kopmaya cesaret edememiş, belki yeni doğan bir canlı misali nefes almaya çabalamış, gözlerini dünyaya yeni açan bebek ürkekliği atımında bir nabızla cesaret toplamaya çalışmış bir hevesin yankısı oluşur ya!.. İşte benimde böylesi hisler yumağı oluştu içimde. Coşkuyla karışık, hüzünle bulaşık, acısı keskin, cızırtısı beynimde aynı nakaratları sırasıyla sayıklayan bir radyo; "Neden", "Niçin", "Varlığımızın anlamı ne?", "Madde mi ağır, mana mı?", "Nefsine ağır gelen, hakkında hayırlı olan mıdır.?", "Kendimize mi, başkalarına mı daha adiliz?", "Sevgi ve mutluluk içimizde mi?", "Merhametli, vicdanlı olmanın öğretisi var mı?", "Karekter doğuştan mı, yoksa sonradan mı kazanılır?", "İnsanda maya gerçekten var mıdır?", "Sayısız heveslerimizin sayısız nefeslerinde kimleri boğduk?", "Kadın erkeğin dünyasında kök müydü? Yoksa çöp mü?", "Eksik parça yürek mi?, cesaret mi?","toplum ne der furyası mı moda?, iç benlik imparatorunu kendi adımıza mı rezerve ettik?,", "Özgürlük sınırlarını hangi coğrafyada üstün kıldık? Başkalarının ihlalini umursamadan mı yaşadık?," "Yoksa hepimiz bazen kaderi kontrol edebildiğimizi düşünmek mi istiyoruz.? Belki de hayatımızın çoğu başka insanların verdiği kararlarla şekilleniyor... Bi dünya soru kalbimin, ruhumun atmosferinde sıkıştı kaldı anlayacağınız. Kâh bulutar sardı gözlerimi, kâh
Gidenden KalanOkan Turhan · Liman Yayınevi · 202518 okunma