Her gün bir kez "neredeyim" diye sordum kendime. Her gün bir kuzey kışı indi içime. Her gün karşımda duran fotoğraflarına baktım. Bir kez öfkelendim her gün bir kez sordum kendime neden bu kadar bağlandın.
Günler öylece kendi kendine geçsin diye
Bir camın arkasında durdum
Bana dokunmasın hiçbir şey
Hiçbir şey yarama merhem olmasın
İyileşecekse , hiçbir şeysiz iyileşsin diye
Bir camın arkasında durup
Akana hayata ve zamana baktım.
Bilirdim , biliyordum , biliyorum,
Bittiğinde , geçtiğinde ,
Azaldığında sızı iyileştiğimde,
O saman tadıyla karıştığında;
Her şey daha acı olacak.
Adını andığımda sıcak akıyor bütün nehirler
Dünyayı dolduran, sözü olduran o.
Ve ben ne desem şimdi, benden değiller.
Hala soruyor musun bana, aşk ne demek:
O en “bir” ve “tam” olana yürümek.
Durup durup geçmesin içinden ağlamak
Dur, neden ağlıyorsun can’ım,
yetmez mi, ikimize bir sağanak...
senin yüzün bende. Hâlâ, diyor.
Vurmalı vurmalı o sesler içime değiyor.
Bir müzik parçası çalıyor içerde:
İçimde bir parça; ne kopuyor ne ölüyor.
Gitmek ölüm bana, kalmak haram.