Her gün bir kez "neredeyim" diye sordum kendime. Her gün bir kuzey kışı indi içime. Her gün karşımda duran fotoğraflarına baktım. Bir kez öfkelendim her gün bir kez sordum kendime neden bu kadar bağlandın.
Oysa seneler sonra,
heyecanla anlatmak vardı,
anılar defterinde birikenleri,
dost meclislerinde.
İlk buluşmamızı,
ilk kavgamızı,
senin sakarlıklarını,
benim düştüğüm komik durumları
senin kahkahalarının
benimkilerle sarmaş dolaş
olduğu bir ortamda anlatmak.
Sonra göz göze gelip
bilmem kaç bininci kez
yeniden aşık olmak birbirimize.
En mutlu çift olabilme ihtimalimiz vardı ya,
hani sen en şanslı kadını,
ben en şanslı erkeği dünyanın,
işte kaybettiğimiz şey tam olarak da bu..
Ve şimdi;
"Bundan seneler evvel"
diye başlarken hüzünlü bir masada,
bıçak gibi kalbe saplanacak
bir cümlenin öznesi olduk
bilmem farkında mısın!
Emre YILMAZ