Leylâ Erbil başta yayınlamak istememiş bu mektupları kendisi öldükten sonra basılmasını düşünüyormuş, sonra Ahmed Arif'in oğlu Filinta Önal ile tanışıp onun da onayını alınca yayınlanmasını kabul etmiş. Ancak Leylâ Erbil'in Ahmed Arif'e yazdığı mektuplar bulunamamış. Keşke onları da okuyabilseydik.
Tek taraflı sevmek. Karşılıksız ve onun bir başkasını sevdiğini hatta evli olduğunu bile bile sevmeye devam etmek. Sevgi elle yön verilebilen bir şey değildir ki zaten, sevmek istiyorum veya sevmek istemiyorum diye karar veremezsin, seversin ya da sevmezsin. Bu konuda tamamen kalbinin elindesin.
Ahmed Arif'in şiirleri beni her daim etkilemiştir, nasıl cümleler onlar ki yüreğe dokunuyor.
"gitmek,
gözlerinde gitmek sürgüne,
yatmak,
gözlerinde yatmak zindanı,
gözlerin hani?"
Leylâ'sına hasret bir sürgün hayatı yaşamıştır Ahmed Arif, sürgünde olmak değil Leylâ'dan uzak olmak incitiyordu, kahrediyordu onu.
Bazı cümlelerinden Leylâ'yı taparcasına sevdiğini görüyoruz, bu biraz ürkütücü bir şey tabii ki. Ancak kendisi de diyor ki "Seni Tanrı gibi değil, Tanrı kavramını Leylâ gibi seviyorum. Yoksa korkunç bir şey olurdu." Ondan başkasına saygı duymadığını söylüyor, hayatta en değer verdiği ve sevmeye lâyık gördüğü kişi Leylâ Erbil'dir onun nazarında. Belki de Leylâ karşılık verseydi bu kadar yüce bir aşk kalmazdı ortada. Biraz da hasret değil midir sevgiyi çoğaltan? Ahmed Arif Leylâ Erbil'in kendisine aşk mahiyetinde bir duygu beslememesine üzülmez, onun dostluğunu bile bir lüks olarak görür.
"İlk sen mağlûp ettin beni" diyor. Peki bir kez mağlûp olan tekrar mağlûp olmaya takat mi bulur? Mağlûp olan yüreğinin sesini duyuyoruz Ahmed Arif'in.
"'Nasılsın?' diye sormak, söyleyecek sözü olmadığından vakit kazanmak istemekmiş. Hiç düşünmedim." diyor. Leylim ile bir kelâm etmek bile onun
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖