Ateizmin ve agnostisizmin en güçlü argümanı olarak sunulan "Eğer Tanrı mutlak iyi ve mutlak güçlüyse, dünyada neden bu kadar kötülük ve acı var?" sorusu minvalinde yazılmış olan kitap,
İslam teolojisi, kelam ve modern analitik felsefe ekseninde yanıtlar aramaktadır.
Bildik üzere ;
Kötülüğün varlığı, insanın özgür iradesinin bir sonucudur.
Özgür iradenin olduğu bir yerde kötülük potansiyeli kaçınılmazdır vardır.
Bir yerde aydınlık varsa karanlık, beyaz var ise siyah da vardır.
Dünya bir konfor alanı değil, bir imtihan yeridir.
İnsanın bilgi alanı da sınırlıdır.
Bizim "kötü" veya "anlamsız" gördüğümüz pek çok olayın arkasında, bütüncül baktığımızda bir hayır ve hikmet bulunabilir.
Dünyadaki adaletsizliklerin ve acıların ( ki Gazze’de yaşanılanları düşündüğümüzde ) mutlak karşılığı ahirette verilecektir.
Ahiret inancı olmadan kötülük problemini rasyonel bir zemine oturtmak zaten imkansızdır.
Demem o ki;
Eser bizlere dünya hayatı kusursuz, adil veya herkesin hak ettiğini anında aldığı bir yer değildir demektedir.
Çok iyi ve masum insanlar büyük acılar çekebilir; çok zalim ve kötü insanlar ise lüks ve huzur içinde ölebilir.
Bu dünyada yarım kalan, haksızlığa uğrayan, acı çeken her durumun mutlak, kusursuz ve tam karşılığı (iyiler için mükafat, zalimler için ceza) ahiretteki büyük mahkemede verilecektir. Dolayısıyla acı ve adaletsizlik kalıcı ya da karşılıksız değildir; sadece ertelenmiştir.
Kitapta akıcı metodolojik ve analitik bir dil kullanılmıştır. Hem Batı felsefesine hem de İslami kaynaklara hakim bir dille yazıldığı için modern okuyucunun zihinsel şüphelerine doğrudan hitap etmektedir.
Lâkin felsefî ve kelamî arka planı olmayan okuyucular için bazı bölümler yoğun ve akademik gelebilir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İçlerimiz değişince dışlarımız da değişecek. İç dünyamız arındıkça ve güzelleştikçe, arınık ve güzel olanları kendimize doğru çekebileceğiz. Kuşlar sohbete gelecekler, ceylanlar başlarını dizimize koyacaklar.