“İçmişti Fuzuli bu alevden, Düşmüştü bu iksir ile Mecnûn Şi'rin sana anlattığı hâle...” Ahmet Haşim
Şiir
“İstenen hizmetkâr, hizmet edilenin halleri indinde, ya hâl ile veyâ söz ile vâkıf olan hizmetkârdır." Yânî rûhları ve nefisleri dirilten büyük enbiyâ hazarâtı, hidâyete kâbiliyeti olmayan kimselere, her ne kadar söz ile nasîhat etseler ve hâl ile ümmetlerine numûne olmak üzere, ibâdetler getirseler, onla-rın azgınlıkları ve şaşkınlıkları artar. Bu sûrette mümkünün "ayn"ı nasıl gerek-tiriyorsa, enbiyâ da o gereklerin indinde durur. Bundan dolayı nebîlerin vazîfesi, ancak genele "emr-i teklîfi"yi tebliğten ibâret olup, 28/KASAS-56 İnneke lâ tehdî men ahbebte ve lâkinnallâhe yehdî men yeşâ’ Muhakkak ki sen, sevdiğin kişiyi hîdâyete erdiremezsin. Fakat Allah, dilediğini hîdâyete erdirir. âyet-i kerîmesi gereğince, hidâyet ehli olmayan ahmakların kalplerini îmân nûru ile aydınlatmaya hizmet edici olmazlar. İşte Hz. İsâ (a.s)ın sözü, bu hakikâti beyân eder ve bu sırrı açığa çıkartır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Rize
“Rize" adının anlamı bilinmemek­ tedir. Yunan veya Kafkas dillerinden gelme bir kelime olduğu sanılmakta­ dır. Bugün Rize ilinin üzerinde bulun­ duğu topraklar, Anadolu’da ilk siyasi birliği gerçekleştiren Hititlerin impa­ ratorluk sınırları dışında kalmıştır. Urartular da buraya kadar uzanmışlar­ dır. Kimmerler, M.Ö. VII. yüzyılda Kaf­ kasya’dan buraya gelmişler, Iskitliler de egemenliklerini bu topraklara kadar uzatmışlardır. Şehir, M.O. VI. yüzyılda İran İmparatorluğu’nun (Pers) egemen­ liği altına geçti. Daha sonra sırasıyla İyonyalılar, Yunanlılar, İskender ve Part’ların egemenliğinde kaldı. M.Ö. I.yüzyılda Pontos ortodan kalkınca Ro­ma, bütün Anadolu gibi buraya da hâ­ kim oldu. Partların yerine geçen Sâsâniler ve onlara bağlı olan İran asıllı krallar, Roma egemenliğini itmek için, bütün güçleri ile çalıştılar. M.S. 395 yı­lında Romalılarin yerine geçen Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğu çağında durum, aynı oldu. Müslüman Arapla­ rın VII. yüzyılda başlayan akınları, ül­ kede egemenlik kuramadı. Abbâsîler’e bağlı Türk kuvvetleri de bölgeyi ele ge­ çiremediler. Ancak 1071 yılında Malaz­ gird Zaferi’nden sonra, Selçuklu Oğuz Türkleri, bütün Anadolu gibi burasını da aldılar. Rize çevresi, Anadolu Selçuklula­ rına, yani Türkiye’ye bağlı Erzurum, Selçuklu krallığına kaldı, i. Haçlı Se- feri’nden yararlanan B iz a n s lIla r, bütün Karadeniz kıyıları gibi burasını da Türklerden geri aldılarsada, IV. Haçlı Seferi’nden sonra (1204) bölge, Bi­zans’tan ayrılarak, Trabzon Rum dev­ letine kaldı. Şehir, daha sonra sırasıyle Anadolu Selçuklu, ilhanlı, Timur, Ak­koyunlu vb. Türk devletlerinin baskı­ sına karşın hayatını sürdürdü. Bölge, Trabzon ile birlikte Fatih Sultan Meh­ med tarafından 1461 yılında alınarak, Osmanlı ülkesine katıldı. Osmanlı dö­neminde, Çıldır eyaletine,
1000Kitap
Deli gönül, neyi özler durursun? Acınacak dostun, cananın mı var? Dünya yansa yorganın yok içinde, Harap olmuş evin, dükkânın mı var? Hatır, gönül bulamazsın birinde, Dama dedi dişisinde, erinde, Vatan dedikleri yangın yerinde, İnsanlığa hâlâ imanın mı var? Nene yetmez senin şu kuru kaval? Pir aşkına sıkıldıkça durma, çal.Malta'daki kurnazlardan ibret al, Paran mı var, bağın, bostanın mı var? Sana giren, çıkan nedir, be dürzü? Be Allah'ın numunelik öküzü! Ben mi yuttum on dört bin okka düzü, Bekri Mustafa'dan fermanın mı var? Ne uymazsın zamaneye be domuz? Kırk senedir.... ne verdin omuz Nâzır olmuş desem sana ıstakoz, Reddedecek kılıç, kalkanın mı var? Çünkü neden? Dalyanın yok, ağın yok, Bir tek hamsi kızartacak yağm yok. Ocağın yok, dalın yok, budağın yok, Yoksa Gökalp gibi Turan'm mı var? Uyanmadın gitti, dalgın uykudan, Sana ne be âlemdeki kaygudan? Dem vurursun siyasetten duygudan, Beynelmilel bir imtihanın mı var? Feylesofum dedi herif, pap çıktı, Nâzır oldu, saman sattı sap çıktı. Reçetede şurup yazdı, hap çıktı,
Şiir
+ Neden? Neden ben? - Çünkü iyi kalpli ve insanlara her şeyden çok değer veren biriydin. Rin'e karşı, dostlarına karşı, hokageye karşı, diğer shinobilere karşı duyduğun büyük sevgi... Karanlığın eline düştüğünde bu dünya için eşdeğer boyutlarda nefret olarak ortaya çıkacaktı.
Alıntı
Ne eyleyem seyr-i cihanı, yâr olmayınca, Ne kıymeti var meclisin, dildâr olmayınca? Bülbül figân eyler güle, bahar gelir amma, Ne fayda gülşenden bana, sen var olmayınca? Şi'r söyle derler bana, mısralar dahi küskün, Bir harfi cân bulmaz gönül, sen yâr olmayınca. Ne şi'rin letafeti kalır, ne sözün tesiri, Her kelâm nâkıstır bana, ikrâr olmayınca. Sen manzaram, sen şi'rimsin, sen şükr ü tevekkülüm, Sensin gönül tahtımda sultan, ağyâr olmayınca. Aşk ben isem, maşuk sensin ey dilber-i nâzım, Bu cân neylesin âlemi, didâr olmayınca. ص❤
Edebiyat