Hakikat, en çok hoşumuza giden yalanın ta kendisidir!
*Karanlıktan yakınmak yerine ışığı yakmak çok daha iyi olur, dedi Bayan Ming. (Syf 9) *Eğer değerli bir insanla karşılaşırsan ona benzemeye çalış, sıradan bir insanla karşılaşırsan onun hatalarını kendinde ara. (Syf 37) *Bilge, içindeki kusurların nedenini ortaya çıkarır; çılgın, bundan diğerlerini suçlar. (Syf 38) *Onun elinden tutanı aydınlatan bir mumdur tecrübe. (Syf 41) *Dağı yerinden oynatan kişi önce küçük taşları temizlemekle başlar. (Syf 51) *Düşünmeden öğrenmek gereksizdir; öğrenmeden düşünmek tehlikelidir. (Syf 54) *Her gün ilerlemeye insan her gün geriliyor demektir. (Syf 55) *Bilge sakin ve dingin bir; sıradan insan kaygıların altında edilmiştir. (Syf 65) *Bayan Ming, tek başına bu halktı, anlaşılması güç, insani uygar Çin'di. (Syf 67) *Hakikat, bizim en fazla hoşumuza giden yalanın ta kendisidir. (Syf 73) *Bayan Ming, Ting Ring ve dokuz hayali çocuk kafamı hep meşgul ediyordu. (Syf 75)
Zweig’ın kendi kaleminden anlatımıyla, yaşadıkları…
Ülkeden her gün imdat çığlıklarının yükseldiği, en yakın dostlarımın birer birer yakalanıp işkenceye ve hakarete maruz kaldığı ve sevdiklerime yardım edememekten titrediğim o günler, hayatımın en korkunç anlarıdır. Viyana'da bıraktığım yaşlı annemin ölüm haberini aldığımda, dehşete düşüp yanıp yakınmadığımı, hatta acılardan ve tehlikelerden kurtuldu diye bir çeşit rahatlık duyduğumu söylemeye utanmıyorum çünkü içinde yaşadığımız dönem yüreğimizi işte bu hale getirmişti. Annem seksen dört yaşına gelmişti ve kulağı neredeyse hiç duymuyordu, evimizin içinde ayn bir odası vardı. "Ari ırk yasaları" çıkarılmış olsa da şimdilik evinden de atılamazdı. Bir süre sonra onu herhangi bir şekilde yurtdışına çıkarabileceğimizi ummuştuk zira nasyonal sosyalistlerin Viyana'da uygulamaya koydukları kararlardan biri anneme çok ağır gelmişti. Seksen dört yaşındaydı ve yürümekte çok zorlanıyordu. Her gün yaptığı küçük gezintilerinde beş ya da on dakika güçlükle yürüdükten sonra bir parkta ya da Ring Caddesi'ndeki bir bankta oturup biraz dinlenirdi. Hitler, Viyana'da hakimiyeti ele geçirmesinin üstünden sekiz gün bile geçmeden, yasalarının en vahşi olanını çıkarmakta gecikmedi. Yahudilerin banklara oturmalarını yasaklayan kanun -insanların acı çekmesini isteyen en sadist yasaklardan biri- yürürlüğe girdi. Yahudilerin mallarının ellerinden alınmasının ne de olsa anlaşılır bir tarafı, geçerli bir mantığı vardı çünkü fabrikaların, konutların, villaların ve işyerlerinin Yahudilerin elinden alınmasıyla kendi adamlarını doyuruyorlar, onları ödüllendirebiliyorlardı. (Devamını yoruma ekledim)
Sayfa 469 - Can Sanat Yayınları, 23. Basım ~ Kasım 2024·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"... iki çocuk Ring'de kucaklaşıp kan ve ter içinde birbirlerine yaslanırken bir yerli çadırını andırıyorlardı "
Sayfa 115·Kitabı okudu
"I am the guest of eagles, I am Ring-finder and Luck-wearer; and I am Barrel-rider" continued Bilbo. He was beginning to be pleased with his riddles. "Ha! That's better! Said Smaug.
Duvarları Yıkmak
Shevek'in önce eski dünya'ya, Urras'a, sonra yeniden yeni dün-ya'ya, Anarres'e, tabir caizse bir "ring seferi" yapması bir kısırdön-gü, bir kuyruğunu yiyen yılan hikâyesi değil. Dönülen yeni dünya, bırakılan yeni dünya değil, Shevek'ten sonra eski dünya da aynı ka-lamayacak. Çünkü bu yolculuk birkaç duvarı yıkmayı gerektiriyor. İnsanları, dünyaları, ülkeleri, kültürleri birbirinden, bugünü dünden, bugünü yarından ayıran duvarları. Le Guin'e göre ikide bir gelip tos-ladığımız duvarlar, bugünümüzü yaşanmaz kılan engellerdir. Bir bi-rey olarak çevremizi saran, devletin, kapitalizmin ya da yalnızca "kamuoyu önyargısının", çoğunluk kanaatinin duvarlarını yıkmak yeterli değildir. Ulusları, ülkeleri, dünyaları ayıran duvarları yıkmak da yeterli değildir. Kendimizi kendimizden, an'ı zamandan, ve han-gi toprak parçasında, hangi gezegende yaşarlarsa yaşasınlar tüm canlı varlıkları birbirinden ayıran duvarlar (ki bunlar sonsuza uza-nıyor) yıkılana kadar her birimizin birer "olumsuz, tersine duvarcı ustası" olmamız gerek Le Guin'e göre. Bu duvarları etrafımıza dev-letin, bürokratların, kapitalistlerin, askerlerin mi ördüğü, yoksa bi-zim mi kendimizi duvarlar arasına hapsettiğimiz, sonuçları açısın-dan fark etmiyor. Çünkü, Tau Ceti yıldız sisteminin Anarres geze-geninde Kuzeybatışı Bölgesi'nde doğan fizikçi/isyancı Shevek'in dediği gibi, içeri kapamak, dışarıda bırakmak, aynı şey.
Sayfa 334 - Bülent Somay, Sonsöz, 1990·Kitabı okudu
Can a person be lonely if they are loved?" "Seviliyorsa bir insan yalnız olabilir mi?"