Oldu
Kimi güler, kimi ağlar bu şiire Gavur bizi bizden edeli han oldu. Keyif ehli olduğumuz o anlar çile Yüzler güler, ciğer göz göz kan oldu. Aldılar elimizden kültür sazını, Vurdular tâ göğsünden sancak atını, Gavur türaba dikmeden bayrağını, Türk-İslam denen yer, Frengistan oldu. Bayramları ziyaret gezerdi Kayı Boyu, Şimdi deniz, güneş, kum, kıyı boyu... Tohum, tarla bin yıllık, soy kimin soyu? Çınar bir kovuk kaldı, bak viran oldu. Dergâhta sabahlanan geceler bitti, Oyulan özümüze kurşun döküldü, Çıban çobanla karıştı, bizi güttü Ehlisi olmayan dâd, başa irfan oldu. Şeyh'in aşkındaydı nefsine taarruz, Gâlib fağri olmayınca doğdu ruz, Acemlerin mahdumu olsa da aruz, Gecesi hece, yarını katran oldu. Herkesler her şey oldu yapay zekâyla, Kafiyeden nefes almadı mânâ, Herkes birer Yunus, birer Mevlâna(!) İki kıta, bir kitap, bak divan oldu (!)
Koşma
samiminiyet kırk duvarın ardında da olsa kokusu gelir riya da öyle... gecemiz hayr olsun🌺🤲
Alıntı
Reklam
GİZLİNİN GİZLİSİNİ BİLEN HEP HAKLI ÇIKAR...
900 Katlı İnsan'ı yıllar önce okumuştum. Beğenmiştim. Mustafa Merter Hoca'ya eserinin ismini ilham edense Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleridir: "Aziz dost! Sen tek bir kişi değilsin. Bir âlemsin! Derin ve çok büyük bir denizsin. Ey insan-ı kâmil! O muazzam varlığın belki dokuz yüz kattır; dibi, kıyısı olmayan bir denizdir. Yüzlerce âlem o denize gark olup gitmiştir! Bu konuyu anlatmak uyanıklığın da uykunun da elinde değildir. Zaten bu dünya ne uyanıklık ne de uyku yeridir!" Mevzu "insanın katları" olunca aklım ister istemez Tâhâ Sûresi'ne gidiyor. 7. âyette geçen bir ifadeyi hatırlıyorum. Kısa bir meali şöyledir: "O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir!" İşte Mevlana Celaleddin Hazretlerinin mezkûr sözünden bu âyete de bakıyorum. Ferman-ı ilahînin fıtratımızdaki bir yana işaret ettiğini tefekkür ediyorum. Nedir? İnsan tek kattan ibaret değildir. Cümle latifelerinin ifade-i meram ettikleri bir meclistir. Bu meclisin dışarıya aksettirdiği karar bir de çıksa içeride nice nice "al-ver"ler olmaktadır. Ve Alîm-i Mutlak olan Rabbimiz de bize, bu âyet-i celile ile, "içeride olanlardan haberdar olduğunu" beyân buyurmaktadır. Zira, o sadece Rab değildir, Rabbü'l-Alemîn'dir. Hiçbir âlem onun bilişinden saklanamaz. İster büyüklüğüne, ister küçüklüğüne, ister tasannusuna sığınsın. __Yalnız şuur-şuuraltı düzleminde ele almayalım bunu lütfen. Fazlası da var. Ki kitabında Mustafa Hoca sarhoşluğunda bambaşka bir karaktere dönüşen insanların dahi bu sırrın parçası olduğunu söylüyor. Yâni sarhoşluk onları dönüştürmüyor. İçlerindeki başka bir katı ortaya çıkarıyor. Tıpkı Split filminde olduğu gibi. Doğru çağrıyla içeride varolanlardan birisi yüzeye çıkıyordu. İrâde bu çağrının aracı oluyordu. Mâlûm: Karşılaştığımız insanlar dahi bizdeki farklı katları uyandırabilirler bazen. Yüzlerine
Tefekkürât
➡️ *Korkulu yerlerde emin olmak için* 📆 (Osman Ünlü Hocanın 14.06.2026 tarihli yazısı) *Sual: Korkulu yerlerde ve düşman karşısında okunacak belli bir dua veya dualar var mıdır?* *Cevap:* Bu konuda Muktûbât kitabında şu bilgi verilmektedir: “Korkulu yerlerde ve düşman karşısında, emin ve rahat olmak için Li îlâfi sûresini okumalıdır. Tecrübe edilmiştir. Her gün ve her gece, hiç olmazsa, onbirer defa okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: *(Bir yere gelen kimse E'ûzü bikelimâtillâhit-tâmmâti min şerri mâ haleka okursa, o yerden kalkıncaya kadar, ona hiçbirşey zarar, kötülük yapmaz.)* Korkulu şeyden kurtulmak ve bir dileğe kavuşmak için, Tâhâ suresinin 37. âyetinden ‘Vele-kad’dan, 39 sonuna ‘alâ aynî’ye kadar kağıda mürekkeple yazıp, bir şeye yedi kerre sarıp, yanında taşımalıdır. Faydası çok görülmüştür.” *Sual: “Öğleden önce olan sünneti terk eden, şefaatime kavuşamaz” hadis-i şerifindeki şefatime kavuşamazdan maksat nedir?* *Cevap:* Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînda buyuruluyor ki: “Namazların sünnetlerine ehemmiyet, kıymet verip, tembellikle, özürsüz ve çok zaman terk eden, azarlanır. Fakat şefaatten mahrum kalmaz.” *(Öğleden önce olan sünneti terk eden, şefaatime kavuşamaz)* hadis-i şerifi, özürsüz ve ısrar ile terk eden kimse, bu namaz için olan ve derecenin yükselmesine yarayan şefaatime kavuşamaz demektir.” Özür ile terk etmenin, buna mâni olmayacağı, İbni Âbidînde ve İmdâdın Tahtâvî hâşiyesinde yazılıdır. Zaten, sünnetleri kaza niyeti ile kılınca, bu sünnet terk edilmiş olmaz. *Sual: Bir kimse, abdestli olduğunu zannederek namaz kılsa, bu kıldığı namazdan da sevap alır mı?* *Cevap:* Konu ile alakalı olarak Eşbâhda deniyor ki: “Bir ibadette sevap hasıl olması için, yalnız bu ibadetin sahih olması şart değildir. Halis niyet edilmesi de şarttır.
Alıntı
Gıyabî dua Sual: Birinin arkasından yapılan duanın kabul olduğu doğru mudur? CEVAP Evet, bir kişinin arkasından yani gıyabında yapılan duanın kabul olacağı hadis-i şerifle bildirilmiştir. Yüzüne karşı dua edince riya karışabilir, ama gıyabında olunca riyasız olur, yalnız Allah rızası için olur ve dua kabul olur. Gıyabda yapılan duanın kabul olacağını bilen şair şöyle diyor: Senden isteğim yalnız gıyabî bir tek dua, (Acep kabul olur mu) diye düşünme asla! Yani, (Sen benim arkamdan dua et, gerisine karışma! O dua elbette kabul olur) demektir. Dinimizislam.com
Sosyal medya, günümüzde sadece bir iletişim aracı değil; kelimelerimizle, beğenilerimizle ve paylaşımlarımızla her an amel defterimizi doldurduğumuz devasa bir meydandır. Gerçek hayatta yapmaktan utandığımız birçok günah, ekran arkasındaki o sahte gizlilik hissiyle sosyal medyada kolayca işlenebilmektedir. İslam ahlakı (edeb ve mahremiyet) ekseninde, sosyal medyadaki en büyük yanılgılarımızı ve dikkat etmemiz gereken kırmızı çizgileri şu şekilde derinleştirebiliriz 🔍 1. Doğruluğundan Emin Olunmayan Bilgiyi Yaymak (Hüsn-ü Zan ve Münafıklık Alameti) Sosyal medyanın en büyük tehlikelerinden biri, yalanın saniyeler içinde milyonlara ulaşmasıdır. Ayeti Kerime: "Ey iman edenler! Bilmeden bir topluluğa zarar verip sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın." (Hucurât, 6) Yanlışımız: Önümüze düşen bir skandalı, bir siyasi haberi veya bir kişi hakkındaki iddiayı doğrulamadan "Paylaş" veya "Retweet" butonuna basıyoruz. O haber yalansa, o yalanın ulaştığı yüz binlerce insanın vebali ve iftirası doğrudan bizim defterimize yazılıyor. 🎭 2. Gösteriş (Riya) ve "Nazar" Davetiyesi İslam'da ibadetin de iyiliğin de gizli olanı makbuldür. Günümüzde ise tam tersi bir "görünme" yarışı vardır. Yanlışımız: Gidilen lüks restoranlar, alınan pahalı hediyeler, mutlu aile tabloları veya yapılan yardımlar sürekli sergileniyor. Bu durum iki büyük tehlike doğurur: Riya (Gizli Şirk): Amelleri Allah rızası için değil, insanların beğenisi (like) için yapmak. Haset ve Nazar: Evinde huzuru olmayan, maddi durumu yetersiz olan veya evlenememiş bir insanın o paylaşımlara bakarak iç geçirmesi, hem o kişiye psikolojik zarar verir hem de nazar yoluyla paylaşımı yapana manevi zararlar döndürür. 🛑 3. Mahremiyet Sınırlarının Yok Olması
1000Kitap
Reklam
Reklam