Buna göre ihlas ve samimiyet, dinin özü, dindarlığın hüla-sasıdır. İhlas ve samimiyet, inancın, kulluğun ve itaatin sadece ve sadece ålemlerin Rabbi olan Allah'a özgü kılınmasıdır. İhlas ve samimiyet, bütün ibadetlerin, her türlü riya, gösteriş ve çıkar kaygılarından arındırılıp sadece Allah rızası için yapılmasıdır.
Din
Augustinus'a göre hırs, tamah, kıskançlık ver riya demonların temel özellikleridir.
Sayfa 108 - Alfa Yayınevi·Kitabı okuyor
Reklam
Asabiyet-i cahiliye, birbirine tesanüd edip yardım eden gaflet, dalalet, riya ve zulmetten mürekkeb bir macundur. Bunun için milliyetçiler, milliyeti mabud ittihaz ediyorlar. Hamiyet-i İslâmiye ise, nur-u imandan in'ikas edip dalgalanan bir ziyadır.
Bundan böyle benim ülkemde, benim ülkemde demekse yerin yüzünde, yalan yok, riya yok, nankörlük yok, verilen sözden dönmek, ahde vefasızlık yok. Kul hakkı, can alma, çalma, ait olmayan yatağa uzanma yok. Terazinin taşlarıyla, sütün kıvamıyla oynamak, ekmeği, yemişi ve eti yanlış tartmak, akması gereken suyu tutup, yanması gereken ateşi söndürmek, hele yalancı tanıklıkta bulunmak yok. Kehanet yok, büyü yok, fal yok. Gelecek hakkında hüküm vermek, kul ile onun tanrısı arasına girmek, gizliden haber vermek yok.
O kadar etkilendim ki…
Mansûr b. Ammâr şöyle demiştir: Benim, kendi nefsine karşı haddi aşmış bir arkadaşım vardı. Sonra tövbe etti. Onu sık sık görüyordum. Âbidler, namaz kılanlar ve oruç tutanlar arasında bulunuyordu. Çok ibadetkâr olduğunu ve teheccüde kalktığını görüyordum. Bir süre onu göremedim. Hasta olduğunu söylediler. Bunun üzerine evine gittim. Kapıya kızı çıktı ve bana: — Kimi istiyorsun? dedi. Ben de: — Babanla görüşmek için filanca kişi geldi, dedim. Benim için izin istedi. Sonra içeri girdim. Onu odanın ortasında, yatağı üzerinde uzanır hâlde buldum. Yüzü kararmış, gözleri morarmış, dudakları koyulaşmıştı. Korku içinde ona: — Ey kardeşim! Çokça “Lâ ilâhe illallah” de, dedim. Gözlerini açıp bana sert bir şekilde baktı. Sonra kendinden geçti. Bir süre sonra tekrar: — Ey kardeşim! Çokça “Lâ ilâhe illallah” de, dedim. Aynı şeyi üçüncü kez söylediğimde gözlerini açtı ve şöyle dedi: — Ey kardeşim Mansûr! Bu söz ile arama engel kondu… Bu söz ile arama engel kondu… Ben de: — Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil Aliyyil-Azîm, dedim. Sonra ona: — Ey kardeşim! Hani o namazlar, oruçlar, teheccüdler ve kıyamlar nerede? diye sordum.
Din
Fudayl b. Iyâz-rahimehullah-'ın bir sözü: «Mü'min, hurma fidanı diktiği halde diken bitecek diye endişe duyar; münafık ise diken ekmesine karşın hurma meyvesi umar.>> Kardeşim bunları bil, ölmeden önce nefsini denetle ve eğer nefsinde münafıklık belirtileri görürsen, onlar için ağla, çokça istiğfarda bulun. Alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun.
Sayfa 184·Kitabı okuyor
Din
Reklam
Reklam