•Gerçekleri ; görmeyenlerin, görmek istemeyenlerin ne denli çok olduğunu, gerçeği görmeye karşı direnişlerinin Atatürk’ün uğraşlarını ne denli zorlaştırdığını Söylev’i okudukça görürüz.
Yazarı ilk defa araştırınca hayli ilginç gelen bir yaşamla karşılaşmıştım. Yazarımız yahudi asıllı bir Türk. Kendisi eğitimci. Gazetede de çalışmış. Aynı zamanda bir Türk milliyetçisi. Bir dönem Chp'den de milletvekilliği yapmış olan birisi. Bu kitabını, önceden yazdığı makalelerden oluşturup birleştirerek yayımlamış. Kitabın adında bir iddia var görüldüğü üzere ve bunu ispatladığını düşünüyor kitabın sonunda da. Evet, Arap harfleri terakkimize mani değildir bunun aksine harf inkılabı terakkimize mani olacaktır diyor. Latin harflerini kabul etmenin yarardan çok zarar getireceğini anlatıyor. Birden fazla sebeple bunu delillendiriyor. Kendisi İbranice, Türkçe, Arapça, Farsça’nın yanında Fransızca dillerini de bilen çok kültürlü bir isim. Bu dilleri bilmesi kitapta bolca karşılaştırma yapabilmesine iyi bir olanak sağlamış gibi görünüyor. Arap harfleri hakkında tartışılan konulara cevaplar vererek latin alfabesini almanın yanlış olduğunu düşünüyor. Ona göre Arap harflerini kullanmaya devam etmek gerekir ancak mevcut haline de düzenleme/iyileştirme yapmak gerekir. Kendisi kitabın belli bir bölümünde yapılabilecek iyileştirmelerden bahsediyor. Örnekler sunuyor. Arap harflerini atmanın tam 9 sesin dilden çıkması olduğunu anlatıyor. ( "se", "hı", "ze", "sad", "dad", "tı", "zı", "ayın", "hemze") Bunun yerine oturmuş sistemde ihtiyaca cevap vermeyen kısımlarda bazı oynamalarla çok daha iyi bir konuma gelineceğini söylüyor. Ancak latin harfleri kabul edilirse olabilecekleri bu alıntıda örneklendirmiş #81598055
Arap harflerinin latin alfabesinden daha zor öğrenildiğini yazar kabul ediyor. Latin alfabesi bir ayda Arap harfleri üç ayda öğrenilir diyor. Ancak önemli olanın “adi bir elifba meselesinden çok memleketin irfanı” olduğunu söylüyor. Türkçe’nin