Cemil kitaplığa bakarak ulaştığı sonuçları Nazlı'ya açıklıyor: "Bir:Yoksunluk ve özlem bizi zinde tutuyor,zamanın dışında tutuyor.İki:Arzuları doyurmak bizi pelteleştiriyor,zamanın içine atıyor."
Mustafa Namık vicdanın gerek doğuştan gerek doğuştan olmadığını ileri süren görüşlere itiraz etmiştir.'' Bu iki anlayıştan birinin eksiğini diğeri tamamlamıştır. Birincisine göre vicdan, bizzat bireyin özüyle ilgili ve onun eseri ve onun yaradılışının gereğidir. İkinciye göre ise, eğitim ve gelişme evrelerin ürünü ve icadıdır. İnsanda elbette düşük ahlaklı ve adi yaratılıştan gelen özellikler, şahsi şehvetler ve temayüller vardır. Fakat insanları bununla vasıflandırmak doğru değildir çünkü insan özü gereği toplumsal bir varlıktır.''
Elindeki fidanı dik, gönlündeki tohumu toprağa göm. Senin eylemin bu: Erdemli keder. Dünyada çok acı var ve sen geçip gidemiyorsun. Bir el seni çiçekleri diriltmeye zorluyor. Onların direncini senin direncine bağlayan bir yol var. Yok, sen usulca yürü, koşma. Fısılda ama bağırma. Kederin garibi ol sen. Görünmeyen kapı sana açılacaktır. Semaya bak.
''Varoluşu tam anlamıyla gerekli olmayan şeylerin varlığından şüphe etmek gerekir.''
Bunun anlamı şudur; cinayet işleyenler genellikle kurbanların tanıdığı biridir ,periler kağıttan yapılmıştır ve ölülerle konuşulmaz.