Çevremizde bizim gibi yaratıklar olduğunu düşünürüz hâlbuki olan, sadece donmuş ve yabancı bir dil konuşan taşlardır; bir dosta selam vermek üzereyizdir ama kolumuz hareketsiz yere düşer, gülümsememiz yarıda kalır çünkü tamamen yalnız olduğumuzu görürüz.
Hatta ruhunun derinliklerinde, yaşamında büyük değişikliklerin böylece bertaraf edilmiş olan olmasından ve eski alışkanlıklarına aynen kavuşmaktan doğan utangaç bir hoşnutluk bile vardı.