Eskiden bir arkadaşlıkta karşı tarafa kızıyordum nasıl böyle davranır, nasıl bunu yapar diye. Daha sonra anladım ki, herkes kendi seviyesindeki insanlarla daha iyi anlaşıyor ve daha az hata yapıyor. İnsan uyum sağlayamadığı bir çevrede kendisi gibi olamaz, mutlu olamaz ve dolayısıyla mutlu edemez.
Çok hızlı geçiyor zaman. Bense sana aşık olduğum sokaklarda yürüyorum. Çocuğum o zamanlar. Şimdiyse dile kolay 30 sene. Önceliklerim ve hedeflerim değişti. Artık hayaller kurmuyorum. Seninle beraber hayallerim de toprağın altında kaldı. O toprağı her gün suladım. Fakat yeşermedi bir türlü. Ruhunun hep benimle beraber olduğunu biliyorum. Başarılarıma benimle birlikte sevinip, üzüntülerime ortak oluyorsun. Yanlış yaptığımda beni eleştirir ve uyarıyorsun. Sinirli halimi sevmezdin. Artık daha az umursuyorum fani dünyayı. Daha az kızıyorum yanlış giden şeylere. Bir gün buradan çekip gideceğim. O gün bugüne çok da uzak değil, bana uzak olduğun kadar.
Doğum günleri pek de özel günler olmadı hiçbir zaman benim için. Daha da yaşlandığımız ve sona yaklaştığımız için. Ve bir çok doğum günüme hüzünle ve ya yoğun çalışarak, belirsizlik içerisinde girdim. Bu seferki doğum günümde yine çok yoğun çalışıyorum, fakat çok daha mutlu ve bir çok hedefimi başarmış olarak giriyorum. Çevreme yararlı olabildiğim için, topluma katkı sağladığım, toplumu ve dünyayı daha güzel bir yer hâline getirebilmek için deliler gibi çalıştığım ve bunu kısmen başardığım için çok mutluyum.