Blaise Pascal...biz insanlar şimdiki zamanı yaşamıyoruz. Kendimize geçmişi hatırlatıyor ya da gelecek için başarı planları yapmakla meşgul oluyoruz fakat mevcut anı şaşırtıcı bir kolaylıkla terk ediyoruz, sanki şimdiki zamanı yaşamak sahiden yapacak hiçbir şeyi olmayanlara õzgüymüş gibi. Sonuçta günlerimizi ya geç kalarak ya erken giderek geçiriyoruz.
Tasavvufta en kadim tavırlardan biri tamamen nefsi eritmeye odaklıdır. Buna melâmi geleneği derler. Melamiler nefsin sürekli ön plana çıkıp bilinmek istediğini ve kendisi hakkında iyi düşünülmesini istediğini bilirler, bu yüzden de amellerini halkın bakışlarından hep gizli tutarlar. Meselâ melamiler asla özel tarikat kıyafetleri giymezler. Özel buluşma yerleri yoktur. Görünür tüm ziynetlerden kaçarlar, zira bilirler ki nefs dünyanın süsüne bayılır.
"Niçin yaşıyoruz?" diye soruyor, dört farklı cevabı var, hepsinde de ölümsüzlük için diyor. Biri "dinlerle" diyor, cennete gideceğim, ölümsüz olacağım. Bir diğeri "kalıtımsal ölümsüzlük." Çocuğum olacak, soyum sopum devam edecek, adımı, genlerimi taşıyacak. Üçüncüsü, "yaratıcı ölümsüzlük." Ağaç dikeceğim, kitap yazacağım, müzik yapacağım, gittikten sonra onlar hatırlanacak. Sonuncusu "tarihsel ölümsüzlük." Yaptığımız ya da yapmadığımız, söylediğimiz, söylemediğimiz her şeyle hepimiz teker teker ve hep birlikte günün tarihini yazarken önemimizi küçümsediğimizden bunu kendimize yakıştıramıyoruz. Tarihin bizler olduğunu, çocuklarımıza ait olduğunu yadsıyoruz.