• EN İYİ FİLM

    Ford v Ferrari | Peter Chernin, Jenno Topping, James Mangold

    The Irishman | Martin Scorsese, Robert De Niro, Jane Rosenthal, Emma Tillinger Koskoff

    Jojo Rabbit | Carthew Neal, Taika Waititi

    Joker | Todd Phillips, Bradley Cooper, Emma Tillinger Koskoff

    Little Women | Amy Pascal

    Marriage Story | Noah Baumbach, David Heyman

    1917 | Sam Mendes, Pippa Harris, Jayne-Ann Tenggren, Callum McDougall

    Once Upon A Time in Hollywood | David Heyman, Shannon McIntosh , Quentin Tarantino

    Parasite | Kwak Sin Ae, Bong Joon Ho



    YABANCI DİLDE EN İYİ FİLM

    Corpus Christi | Polonya

    Honeyland | Kuzey Makedonya

    Les Miserables | Fransa

    Pain and Glory | Ispanya

    Parasite| Guney Kore
  • -İlk Joker: Cesar Romero - 1966
    İlk Batman filminde, Joker'i beyazperdede canlandıran aktör olarak da bilinen Cesar Romero, eleştirmenler tarafından çok başarılı bulunmuştur. Bu kadar eski bir tarihte yayınlanmasına rağmen o filmde bile şimdiki karakteri kadar kötü ve zalim olan Joker, izleyenleri ilk 1966 yılında kendine hayran bırakmıştır.

    ''İnsanlar, son anlarını yaşarken, gerçek yüzlerini gösterirler.''

    https://www.youtube.com/watch?v=QS1RTKVh6YE

    -En komik Joker: Jack Nicholson - 1989
    Tim Burton'ın yönetmen koltuğunda oturduğu Batman filminin 1989 yapımı olanında Joker karakterine Jack Nicholson can verdi. Bu filmde Nicholson'ın efsanevi oyunculuğu, ona yakışan saç makyaj ve kostümü ile rol öyle bir devleşti ki, tüm izleyenler daha iyi bir Joker canlandırılamaz diye düşünmüştü.

    ''Şunu asla unutma gülerken kaybettiklerini ağlayarak geri kazanamazsın.''

    https://www.youtube.com/watch?v=n0H5Gy5yNb0

    -En başarılı Joker: Heath Ledger - 2005
    Dark Night serisinin ilk filminde izleyenlerin karşısına çıkan Joker'i, Jack Nicholson'ın neredeyse 20 yıl sonrasında Heath Ledger canlandırdı. Ledger ile birlikte Joker karakteri her zamankinden daha komik, daha acımasız ve daha karanlık bir imaj edindi. Filmin yönetmeni Christopher Nolan, Joker karakterinin unutulmazlığını Ledger'in olağanüstü oyunculuğuna bağlıyor. Bu filmden sonra ölen Heath Ledger, Oscar'a layık görüldü.

    ''Ben kötü biri değilim. Sen iyi biri olmamı hak etmemişsindir.''

    https://www.youtube.com/watch?v=u8PxG5zvgOM

    -En eğlenceli Joker: Jared Leto - 2016
    Joker'e hayat veren diğer oyunculardan farklı olarak Jared Leto bir Batman filminde değil 2016 yılında vizyona giren The Suicide Squad adındaki DC filminde Joker'i canlandırdı. Oscar ödüllü oyuncu Jared Leto, kalabalık kadrolu The Suicide Squad filminde kült bir karakter olan Joker'e hayat verdi. Filmin genel olarak pek beğenilmediğini söylememiz gerekse de Jared Leto, Joker karakterine çok yeni bir hava katmayı başarmıştı.

    ''Planı olan bir adam gibi mi duruyorum. Ben arabaları kovalayan köpek gibiyim. Yakalasam bile ne yapacağımı bilmem. Ben sadece yaparım.''

    https://www.youtube.com/watch?v=etFNk8tP8Dc

    -En anlamlı Joker: Joaquin Phoenix - 2019
    Yönetmen koltuğunda Todd Phillips yeraldı. Başrollerinde Robert De Niro ve Zazie Beetz gibi isimler Joaquin Phoenix'e eşlik etti. Yeni Joker (Joaquin Phoenix) 'Gladyatör' filmindeki Commodus'tan, 'Her' filmindeki Theodore'dan ne kadar başarılı bir oyuncu olduğu biliyor olmasına rağmen Joker filminin başrollünde Joaquin Phoenix'in yer almasını duyan çoğu izleyici ilk başta büyük tepkiler vermişti. Ama Phoenix rolü öyle ciddiye aldı ki sıkı bir diyete girerek rol için tam 23 kilo verdi. Şimdilik Joker karakterine hayat veren son isim Joaquin Phoenix!

    ''İnsanlar, dünyanın onlara izin verdiği ölçüde iyidirler. İşler çığırından çıktığında, sözde medeni geçinen bu insanlar, birbirlerini yiyecek.''

    https://www.youtube.com/watch?v=-_DJEzZk2pc

    ''Ya iyi olarak ölürsün, ya da kötüye dönüşecek kadar uzun yaşarsın.''

    ''Delilik yer çekimi gibidir; sadece hafifçe itmek yeterlidir.''

    ''Biliyor musun neyi fark ettim, her şey plana göre gittiğinde kimse paniklemiyor. Plan korkunç olsa bile.''

    ''Seni öldürmeyen şeyin, seni tuhaflaştırdığına inanıyorum.''

    "You Don't Listen, Do You?"

    "I used to think that my life was a tragedy, but now I realize, it's a f**king comedy."

    "The worst part of having a mental illness is people expect you to behave as if you don't."

    "What do you get when you cross a mentally ill loner with a society that abandons him and treats him like trash? You get what you f**kin' deserve!"

    ''Smile, because it confuses people. Smile, because it’s easier than explaining what is killing you inside.''

    ''They Laugh At Me Because I’m Different. I laugh At Then Because They’re all the same.''

    ''Their morals, their code; it’s a bad joke. Dropped at the first sign of trouble. They’re only as good as the world allows them to be. You’ll see- I’ll show you. When the chips are down these, uh, civilized people? They’ll eat each other. See I’m not a monster, I’m just ahead of the curve.''

    ''I’m only laughing on the outside. My smile is just skin deep. If you could see inside, I’m really crying. You might join me for a weep.''

    ''Is it just me, or is it getting crazier out there?''

    ''Introduce a little anarchy. Upset the established order, and everything becomes chaos. I’m an agent of chaos.''

    ''Some people want to see you fail. Disappoint them!''

    ''Those mob fools want you gone. So, they can get back to the way things were. But I know the truth, there’s no going back. You’ve changed things…forever.''

    ''I don’t wanna kill you, what would I do without you? Go back to rippin’ off mob dealers… no, no, no… no you, you complete me.''

    ''Do you want to know why I use a knife? You see, guns are too quick. You can’t savour all of the little…emotions. In their last moments, people show you who they really are. So, in a way…I knew your friends better than you ever did. Would you like to know which of them were cowards?''

    ''Now comes the part where I relieve you, the little people, of the burden of your failed and useless lives. But, as my plastic surgeon always said: if you gotta go, go with a smile.''

    ''Haven’t you ever heard of the healing power of laughter?''

    ''As though we were made for each other… Beauty and the Beast. Of course, if anyone else calls you beast, I’ll rip their lungs out.''

    ''We stopped checking for monsters under our bed, when we realized they were inside us.''

    ''Does it depress you? To know just how alone you really are.''

    ''Tell me something, my friend, have you ever danced with the devil in the pale moonlight?''
  • 496 syf.
    ·11 günde·Beğendi·9/10
    Nöroloji'ye, beynin gizli kıvrımları arasında dolaşan ve akıl almaz yeteneklerini inceleyen bu bilim dalına oldum olası hayranım. Oliver Sacks bu alanda yazanların en önde geleni. Hastalıkların semptomlarından ziyade hastaları ve onların hissettikleri ile ilgilenmesi ve gözlemlediklerini bilim çevrelerinin yanısıra sıradan insanlarla akıcı bir dille paylaşması beni etkiliyor. Her Sacks okuduğumda çok şaşırdığımı ve hayata başka gözle bakmaya başladığımı söylesem yalan olmaz. Tavsiye ederim, beğenirsiniz...

    Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru büyük bir uyku salgını başlar (Encephalitis Lethargica). 1916 yılında başlayıp 1927 yılına kadar süren bu salgın yaklaşık 5 milyon insanı etkiler. Hastaların büyük çoğunluğu ya şiddetli uyku, ya da uykusuzluk durumunun yarattığı komplikasyonlar sonucu hayatlarını kaybederler. Beyne yerleşen bir virüsün sebep olduğu bu hastalıktan sağ kurtulmayı başaran, ancak hayatlarının uzun yıllarını çoğunlukla hareketsiz ve post ensefalitik sendrom ile geçiren hastalar, Oliver Sacks’ın intern’lük döneminde yeni keşfedilmiş olan Dopamin (L-Dopa) isimli ilacın verilmesi ile birlikte tekrar hayata dönerler. İşte Oliver Sacks kitabında bu "uyanış"ları anlatır.

    Çoğunlukla vücutlarındaki katılaşmalar nedeniyle hareket edemeyen, hastalığın Parkinson benzeri etkileri ile konuşmakta zorlanan, donup kalan, kendi hareketlerini kontrol edemeyen bu hastalar büyük bir uyanış yaşarlar. Ancak bu uyanışlar birçok yan etkiyi de beraberinde getirir. Çoğu hasta bu sefer post ensefalitik sendromlardan değil, ama uyanışın getirdiği beynin aşırı hareketlenmesi ve beraberindeki yan etkilerden; en çok da yaşama demir atabilecekleri bir nokta bulamamalarından ve iki hastalık semptomları arasında kaybolup gitmelerinin yaşattığı ağır depresyon ve çaresizlikten hayatlarını kaybederler. Hayatta kalmayı başaranlar her ne olursa olsun durumu sükunetle kabul edenler ve bir amacı olanlardır genelde.

    Oliver Sacks uzun yıllar tedavi ettiği ve gözlediği bu hastalarına L-Dopa’nın neler yaptığını; bu mucize ilacın faydaları kadar önemli yan etkileri de olduğunu ve dozunu ayarlamanın zorluğunu bilimsel dergilere yazmak, kongrelerde sunmak ister; ancak L-Dopa lobisi (illa para nedeni ile değil; bu ilacın hastalarına faydalı olduğunu düşünen ve bu yüzden önünün kesilmesini istemeyen gruplar da) onu engeller; nereye gitse kendini dinleyecek birilerini bulamaz. Sonunda bilimsel makale formatı dışına çıkmaya ve tecrübelerini hastalarının bir insan olarak yaşadıklarını anlatarak aktarmaya karar verir; zira bu hastalığın ve tedavisinin kişilerden bağımsız ele alınamayacağını, ilacın ve yan etkilerinin de sadece bilimsel analizlerle değil çevresel ve psikolojik koşullar da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini savunur.

    Bu kitap peşinden filme çekilecek, Robert De Niro ve Robin Williams’ın oynadığı bu film Oscar’a aday gösterilecektir. Yine aynı isimli bir belgesel de vardır.
  • When They See Us bu yıl içinde Netflix tarafından bizlerle buluşturulan bir mini dizi. Amerika Birleşik Devletleri'nde 80'li yılların sonunda yaşanan en önemli olaylardan biri olan Central Park Beşlisi'ni anlatan When They See Us dört bölümden oluşuyor. Tanık ve kanıt yetersizliğine, DNA'ların uyuşmamasına, çapraz sorgularda geçen diyaloglara rağmen beş siyahi gencin sadece yanlış zamanda yanlış yerde bulunmaları nedeniyle tecavüz, cinayete teşebbüs gibi suçlarla suçlu bulunduğu Central Park Beşlisi olayı inanılmaz dramatik. Yapımcıları arasında Robert De Niro gibi bir efsanenin de yer aldığı bu mini dizi ilk dakikasından son dakikasına kadar bana her türlü duyguyu yaşattı. En büyüklerinin on altı yaşında olduğu bu beş çocuğa yaşatılanlar beni fazlasıyla üzdü, fazlasıyla sinirlendirdi ve insanın olduğu her yerde her zaman iyiliğin, kötülüğün, hüznün, sevincin ama en çokta adaletsizliğin olacağını bir kez daha yüzüme vurdu. Dizideki şu iki diyalog dahi aslında birçok şeyi özetliyor diyebilirim:

    -"Bize niye böyle davranıyorlar?"
    -"Bize başka ne türlü davranıyorlar ki?"

    -"Bu adil değil."
    -"Adil mi? O kelime ne ki?"
    -"Bilmiyorum, galiba adaletle ilgili."
    -"Artık adaletle ilgili değil. Siyasetle ilgili."
  • tarantino bir zamanlar hollywoodda filminde brad pitt ve dublörü olarak da robert de niro yu oynatmış. ben o ikisini hep karıştırıyordum:DD dublör olan brat pitt de olabilir:DD şaka gibi ya
  • Burada işler 3 şekilde yürür ;
    - doğru şekilde ,
    - yanlış sekilde ,
    - benim istediğim şekilde...

    Casino
    Robert De Niro