Ömrümün görmekle geçtiği o şeylere göz alabildiğine uzanan gökyüzü, aşağıda kendi başına inatla akan dere, uyuklayan bir at, toprak dar sokak, tuğla fırınları - bakakaldım ve o kıyılarda, kurbağa çiçekleriyle kemiklerin arasında biten yabani otların birinden başka bir şey olmadığımı düşündüm. Bu çöplükten bizim gibi attı mı mangalda kül bırakmayan ama zoru görünce sinen, laftan ve çıngardan ibaret lavuklardan başka ne çıkacaktı ki zaten? Ama sonra hayır dedim, mahalle ne kadar bozuksa düzgün olma mecburiyetin o kadar büyüktür."